Bu şehirde sabah ezanı başka yankılanır.
Kışın ayazı bile insana memleket olduğunu hissettirir.
Çünkü Sivas, sadece yaşanılan bir şehir değil; hissedilen bir memlekettir.
Bugün şehir sokaklarında dolaşırken insan ister istemez geçmişi düşünüyor.
Bir zamanlar çocuk sesleriyle dolan mahalleler artık sessiz…
Komşulukların yerini apartman yalnızlığı almış durumda.
Eskiden bir çayın kırk yıl hatırı vardı, şimdi insanlar birbirine selam vermeye bile çekinir oldu.
Ama yine de bu şehir umut taşımaya devam ediyor.
Çünkü Sivas’ın mayasında sabır vardır.
Yiğitlik vardır.
Vefa vardır.
Bu memleket nice zorluklar gördü.
Kıtlık gördü, gurbet gördü, yokluk gördü…
Ama hiçbir zaman diz çökmedi.
Bugün en büyük ihtiyacımız olan şey; yeniden birlik olabilmektir.
Siyasi görüşü, makamı, mevkii bir kenara bırakıp “Bu şehir için ne yapabiliriz?” sorusunu sorabilmektir.
Sivas’ı sevmek sadece burada yaşamak değildir.
Bir ağacı korumaktır.
Bir esnaftan alışveriş yapmaktır.
Bir öğrencinin elinden tutmaktır.
Bir yaşlının duasını almaktır.
Şehirler betonla değil, insanla büyür.
Eğer insan kaybolursa, şehir sadece kalabalığa dönüşür.
Şimdi herkesin dönüp aynaya bakma zamanıdır.
Bu şehre ne verdik?
Bu şehir için ne yaptık?
Çünkü gün gelir;
Makamlar gider…
Tabelalar sökülür…
Geriye sadece insanların kalbinde bıraktığınız iz kalır.
Ve Sivas…
Kendisine samimiyetle hizmet eden hiç kimseyi unutmaz.
Şen olasın Sivas…
Ayazın sert, insanın mert olsun…



