<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Sivas Bülteni | Son Dakika sivas |  Güncel Sivas Haberleri</title>
                      <link>https://sivasbulteni.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://sivasbulteni.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>sivas haber, sivas haberleri, sivas sondakika, son dakika sivas, sivas gazetesi, haber sivas, Sivas Gazeteleri</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Tue, 09 Jun 2026 09:19:15 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Sivas Bülteni | Son Dakika sivas |  Güncel Sivas Haberleri - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Sivas Bülteni | Son Dakika sivas |  Güncel Sivas Haberleri</copyright><item><title><![CDATA[Sivas’a İz Bırakan Vali: Halil Rıfat Paşa]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sivasa-iz-birakan-vali-halil-rifat-pasa-394216.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sivasa-iz-birakan-vali-halil-rifat-pasa-394216.html</link>
                    <description><![CDATA[Halil Rıfat Paşa, 1882 yılında Sivas Valiliği görevine başlayarak şehrin ulaşım, imar ve kamu hizmetlerinde önemli çalışmalara imza attı. Bugün hâlâ kullanılan tarihi Hükümet Konağı’nı yaptıran Paşa, Sivas tarihine iz bırakan önemli devlet adamları arasında gösteriliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Osmanlı Devleti’nin son döneminde yetişen en önemli devlet adamlarından biri olarak kabul edilen Halil Rıfat Paşa, devlet yönetimindeki başarıları, Anadolu’da gerçekleştirdiği imar faaliyetleri ve özellikle yol çalışmalarıyla adını tarihe yazdırdı. Halkçı yönetim anlayışı ve hizmet odaklı çalışmalarıyla tanınan Paşa, Sivas tarihinde de önemli yere sahip valiler arasında bulunuyor.

1827 yılında, bugün Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Siroz’da dünyaya gelen Halil Rıfat Paşa, genç yaşlarda devlet görevine başladı. Osmanlı bürokrasisinin farklı kademelerinde görev yapan Paşa, kısa sürede tecrübesi ve yönetim başarısıyla dikkat çekti. Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde mutasarrıflık ve valilik görevlerinde bulunan Halil Rıfat Paşa, özellikle halkın ihtiyaçlarına yönelik çalışmalarıyla ön plana çıktı.

09 Ocak 1882 tarihinde Sivas Valiliği görevine atanan Halil Rıfat Paşa, görev yaptığı dönemde şehirde önemli hizmetlere imza attı. Yol, köprü, ulaşım ve kamu hizmetlerine büyük önem veren Paşa, o yıllarda ulaşımın oldukça zor olduğu Anadolu’da yolların açılması için yoğun çalışmalar yürüttü. Onun en çok bilinen sözü olan “Gidemediğin yer senin değildir” ifadesi, devlet yönetimi anlayışını ve hizmet anlayışını ortaya koyan önemli sözler arasında yer aldı.

Halil Rıfat Paşa döneminde Sivas’ta ulaşım altyapısının geliştirilmesi, kamu düzeninin sağlanması ve devlet hizmetlerinin güçlendirilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. Anadolu’nun merkezi konumundaki Sivas’ın gelişmesi için gerçekleştirilen çalışmalar, şehrin idari yapısına da önemli katkılar sundu. Tarihi kaynaklarda Halil Rıfat Paşa’nın çalışkan, disiplinli ve halkla yakın ilişki kuran bir yönetici olduğu belirtiliyor.

Halil Rıfat Paşa, bugün Sivas Valiliği Hükümet Konağı olarak kullanılan tarihi Hükümet Konağı’nı yaptıran isim olarak da biliniyor. Tarihi bina, Halil Rıfat Paşa’nın valiliği döneminde 1884 yılında kesme taştan iki katlı olarak inşa ettirildi. Yaklaşık 50 metre uzunluğunda ve 20 metre genişliğinde olan yapı, dönemin en önemli kamu binaları arasında gösterildi. Daha sonraki yıllarda Vali Muammer Bey döneminde binaya üçüncü kat eklendi. Ancak 1978 yılında meydana gelen yangında bu kat tamamen zarar gördü. Yapılan restorasyon çalışmalarıyla tarihi bina yeniden ayağa kaldırılarak günümüzdeki görünümüne kavuştu.

Aradan geçen uzun yıllara rağmen Sivas Hükümet Konağı, şehrin en önemli tarihi ve idari yapıları arasında yer almaya devam ediyor. Halil Rıfat Paşa ise yalnızca Sivas’ta değil, Anadolu’nun birçok şehrinde yaptığı hizmetlerle anılmayı sürdürüyor.

Sivas Valiliği görevinden sonra Osmanlı Devleti’nde daha üst makamlarda görev almaya devam eden Halil Rıfat Paşa, ilerleyen yıllarda Dahiliye Nazırlığı ve Sadrazamlık görevlerine kadar yükseldi. II. Abdülhamid döneminin en etkili devlet adamlarından biri olarak kabul edilen Paşa, devletin modernleşme sürecinde önemli rol oynadı.

1901 yılında İstanbul’da hayatını kaybeden Halil Rıfat Paşa, Osmanlı bürokrasisinin en önemli isimlerinden biri olarak tarihteki yerini aldı. Aradan geçen uzun yıllara rağmen hem Sivas’ta hem de Anadolu’nun birçok şehrinde yaptığı hizmetler ve bıraktığı eserlerle anılmaya devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sivas’a İz Bırakan Vali: Halil Rıfat Paşa - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 21:43:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasa-iz-birakan-vali-halil-rifat-pasa-010108-20260609.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasa-iz-birakan-vali-halil-rifat-pasa-010108-20260609.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasa-iz-birakan-vali-halil-rifat-pasa-010108-20260609.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kadı Burhaneddin Türbesi Tarihe Tanıklık Ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-kadi-burhaneddin-turbesi-tarihe-taniklik-ediyor-394215.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-kadi-burhaneddin-turbesi-tarihe-taniklik-ediyor-394215.html</link>
                    <description><![CDATA[Kadı Burhaneddin’in başkent yaptığı Sivas, 14. yüzyılda Anadolu’nun en önemli siyaset ve kültür merkezlerinden biri haline geldi. Türkçeye verdiği önemle tanınan devlet adamının türbesi bugün de Sivas’ta ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Anadolu Türk tarihinde önemli yere sahip devlet adamlarından biri olan Kadı Burhaneddin denildiğinde akla gelen en önemli şehirlerden biri de Sivas oluyor. Çünkü Kadı Burhaneddin Devleti’nin merkezi uzun yıllar boyunca Sivas olmuş, şehir onun döneminde Anadolu’nun en önemli siyaset, ilim ve kültür merkezlerinden biri haline gelmiştir.

1381 yılında hükümdarlığını ilan eden Kadı Burhaneddin, Sivas’ı başkent yaparak burada güçlü bir yönetim kurdu. Döneminde şehir yalnızca askeri açıdan değil; ticaret, eğitim ve kültürel hayat bakımından da büyük gelişim gösterdi. Anadolu’daki siyasi mücadelelerin merkezlerinden biri haline gelen Sivas, stratejik konumu nedeniyle o yıllarda büyük önem taşıyordu.

Kadı Burhaneddin’in sarayında dönemin alimleri, şairleri ve devlet adamları bulunuyordu. Türkçeye verdiği önem sayesinde Sivas, aynı zamanda edebi faaliyetlerin yoğunlaştığı şehirlerden biri haline geldi. Bu nedenle tarihçiler, Kadı Burhaneddin dönemini Sivas’ın siyasi ve kültürel açıdan en güçlü dönemlerinden biri olarak değerlendiriyor.

Kadı Burhaneddin’in mezarı da bugün Sivas’ta bulunuyor. Türbesi, şehir merkezinde yer alan Kadı Burhaneddin Türbesi içerisinde bulunurken, tarihi kaynaklara göre 1398 yılında hayatını kaybeden Kadı Burhaneddin’in naaşı Sivas’a getirilerek burada defnedildi. Türbe, yıllardır tarih meraklılarının ve araştırmacıların ziyaret ettiği önemli tarihi mekanlar arasında yer alıyor.

Ayrıca türbenin bulunduğu bölge ve çevresi de zamanla Kadı Burhaneddin’in adıyla anılmaya başladı. Günümüzde Sivas’ta kendi adını taşıyan mahalleler ve çeşitli yapılar, onun şehir tarihindeki güçlü etkisini göstermeye devam ediyor.

1398 yılında hayatını kaybetmesinin ardından Sivas ve çevresi Osmanlı hakimiyetine geçti. Ancak Kadı Burhaneddin’in adı bugün hâlâ Sivas tarihinin en önemli devlet adamları arasında gösteriliyor. Bıraktığı siyasi, kültürel ve edebi miras ise aradan geçen yüzyıllara rağmen yaşamaya devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Kadı Burhaneddin Türbesi Tarihe Tanıklık Ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 21:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kadi-burhaneddin-turbesi-tarihe-taniklik-ediyor-002857-20260609.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kadi-burhaneddin-turbesi-tarihe-taniklik-ediyor-002857-20260609.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kadi-burhaneddin-turbesi-tarihe-taniklik-ediyor-002857-20260609.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Taş Duvarlar Arasında Saklanan Asırlık Bilgiler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-tas-duvarlar-arasinda-saklanan-asirlik-bilgiler-394210.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-tas-duvarlar-arasinda-saklanan-asirlik-bilgiler-394210.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın kültürel mirasları arasında önemli bir yere sahip olan Ziya Bey Yazma Eser Kütüphanesi, yüz yılı aşkın geçmişi, binlerce nadir eseri ve tarihi dokusuyla şehrin yaşayan hafızası olmayı sürdürüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas’ın tarihi ve kültürel mirasları arasında önemli bir yere sahip olan Ziya Bey Yazma Eser Kütüphanesi, yüz yılı aşkın geçmişiyle Anadolu’nun en değerli ilim merkezlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor. Kent merkezinde bulunan tarihi yapı, Türkiye’deki sayılı yazma eser kütüphaneleri arasında yer alırken, barındırdığı binlerce eserle araştırmacılar ve tarih meraklıları için büyük önem taşıyor.

Kütüphane, Sivaslı devlet adamı ve kültür insanı Mütevellioğlu Yusuf Ziya Başara tarafından 1908 yılında özel kütüphane olarak yaptırıldı. Kitap sevgisiyle tanınan Yusuf Ziya Bey, kendi imkânlarıyla oluşturduğu bu eser için büyük fedakârlıklarda bulundu. İnşaatı yaklaşık iki yıl süren kütüphane, dönemin şartlarında tamamen şahsi gayretlerle kurulan ender kültür kurumlarından biri olarak tarihe geçti.

Geç Osmanlı dönemi mimarisinin özelliklerini taşıyan yapı, kesme taşlarla inşa edildi. Soğuğa ve sıcağa dayanıklı malzemeler kullanılarak yapılan bina, aradan geçen uzun yıllara rağmen ihtişamını korumayı başardı. Cumhuriyetin ilk yıllarında “Ziya Bitik Evi” olarak da anılan yapı, Sivas’ın kültürel kimliğinin önemli simgeleri arasında gösteriliyor.

Kurulduğu dönemde yaklaşık 3 bin kitaba sahip olan kütüphane, zaman içerisinde zenginleşerek Türkiye’nin önemli yazma eser merkezlerinden biri haline geldi. Günümüzde koleksiyonunda binlerce matbu eser ve çok sayıda yazma eser bulunuyor. Tefsir, hadis, fıkıh, tarih, edebiyat, mantık, felsefe ve tasavvuf alanlarındaki nadir eserler araştırmacıların hizmetine sunuluyor.

Yazma eserlerin büyük bölümü dijital ortama aktarılmış durumda. Bu sayede hem eserlerin korunması sağlanıyor hem de araştırmacıların kaynaklara daha kolay ulaşmasına imkân tanınıyor. Tarihi eserlerin gelecek nesillere aktarılması adına yürütülen dijital arşiv çalışmaları, kütüphanenin önemini her geçen gün daha da artırıyor.

Yusuf Ziya Başara, 1943 yılında vefat edinceye kadar kütüphanenin tüm giderlerini kendi bütçesinden karşıladı. Daha sonra ailesi tarafından yaşatılan kütüphane, 1978 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredildi. Restorasyon çalışmalarının ardından yeniden düzenlenen yapı, bugün Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bünyesinde hizmet vermeye devam ediyor.

Öte yandan kütüphanenin bulunduğu bölgenin geçmişte “Garipler Mezarlığı” olarak bilinen alanlardan biri olduğu yönündeki rivayetler, Sivas’ın tarihi hafızasında yaşamaya devam ediyor. Şehirde uzun yıllar boyunca kimsesizlerin ve gariplerin defnedildiği mezarlık alanlarının zamanla şehirleşme içerisinde kaldığı, bazı bölgelerin ise kamu yapıları ve farklı alanlar için kullanıldığı biliniyor. Bu yönüyle Ziya Bey Yazma Eser Kütüphanesi’nin bulunduğu çevre, yalnızca kültürel değil aynı zamanda manevi geçmişiyle de dikkat çekiyor.

Bugün Ziya Bey Yazma Eser Kütüphanesi yalnızca kitapların korunduğu bir bina değil; aynı zamanda Sivas’ın ilim, kültür ve medeniyet tarihinin yaşayan bir hafızası olarak kabul ediliyor. Yüz yılı aşan geçmişiyle ziyaretçilerini tarihin sayfaları arasında yolculuğa çıkaran kütüphane, Sivas’ın kültürel mirasını geleceğe taşıyan en önemli kurumlar arasında yer alıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Taş Duvarlar Arasında Saklanan Asırlık Bilgiler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 20:31:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/tas-duvarlar-arasinda-saklanan-asirlik-bilgiler-233949-20260605.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/tas-duvarlar-arasinda-saklanan-asirlik-bilgiler-233949-20260605.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/tas-duvarlar-arasinda-saklanan-asirlik-bilgiler-233949-20260605.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sivas Köftesi Lezzetiyle Damaklarda İz Bırakıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sivas-koftesi-lezzetiyle-damaklarda-iz-birakiyor-394208.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sivas-koftesi-lezzetiyle-damaklarda-iz-birakiyor-394208.html</link>
                    <description><![CDATA[Yalnızca et ve tuz kullanılarak hazırlanan Sivas Köftesi, doğal lezzeti ve geleneksel pişirme yöntemiyle Türkiye’nin en özel yöresel tatları arasında yer alıyor. Kentin gastronomi simgelerinden biri haline gelen meşhur köfte, yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisini görmeye devam ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye’nin dört bir yanında farklı köfte çeşitleri bulunmasına rağmen Sivas Köftesi, sadeliği ve doğal yapısıyla diğer lezzetlerden ayrılmayı başarıyor. Yalnızca dana eti ve tuz kullanılarak hazırlanan bu özel lezzet, yıllardır değişmeyen geleneksel tarifiyle Sivas mutfağının en önemli değerleri arasında gösteriliyor.

Uzmanlara göre gerçek Sivas Köftesi’nin en önemli özelliği içerisine hiçbir baharat, ekmek veya katkı maddesi eklenmemesi. Tamamen doğal yöntemlerle hazırlanan köfte, özenle seçilen etin belirli süre dinlendirilmesinin ardından ustalıkla yoğrulup şekillendirilerek pişiriliyor. Böylece etin gerçek aroması ve kendine has lezzeti doğrudan hissedilebiliyor.

Sivas Köftesi’nin geçmişinin uzun yıllara dayandığı belirtilirken, şehrin köklü mutfak kültürünün en önemli parçalarından biri olduğu ifade ediliyor. Geçmişte aile sofralarının vazgeçilmez yemekleri arasında yer alan köfte, zaman içerisinde şehrin en önemli gastronomi değerlerinden biri haline geldi.

Kent merkezinde faaliyet gösteren tarihi köfte salonları ve lokantalar, her gün yüzlerce vatandaşı ağırlamaya devam ediyor. Şehir dışından gelen ziyaretçiler ise Sivas’a geldiklerinde ilk olarak meşhur Sivas Köftesi’ni tatmak istiyor. Özellikle mangal ateşinde pişirilen köfteler; közlenmiş biber, domates, tırnak pide ve ayran eşliğinde servis edilerek damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor.

Anadolu’nun En Doğal Lezzetlerinden Biri: Sivas Köftesi

Sivaslı ustalar, köftenin lezzet sırrının yalnızca kullanılan ette değil, aynı zamanda hayvanların doğal ortamda yetişmesinde ve etin doğru şekilde dinlendirilmesinde saklı olduğunu belirtiyor. Bölgenin sert iklimi ve doğal hayvancılık kültürü de köftenin kendine has aromasının oluşmasında önemli rol oynuyor.

Son yıllarda gastronomi turizminin gelişmesiyle birlikte Sivas Köftesi, Türkiye’nin farklı şehirlerinde de büyük ilgi görmeye başladı. Şehrin tanıtımında önemli rol oynayan bu yöresel lezzet, Sivas’ın kültürel mirasları arasında gösteriliyor.

Yetkililer ve işletmeciler, Sivas Köftesi’nin özgün yapısının korunması gerektiğini belirterek geleneksel tarifin gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Sivas’ın asırlardır süregelen mutfak kültürünün en önemli temsilcilerinden biri olan Sivas Köftesi, bugün hem yerli vatandaşların hem de şehre gelen turistlerin vazgeçilmez lezzetleri arasında yer almaya devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sivas Köftesi Lezzetiyle Damaklarda İz Bırakıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 22:17:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivas-koftesi-lezzetiyle-damaklarda-iz-birakiyor-111809-20260605.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivas-koftesi-lezzetiyle-damaklarda-iz-birakiyor-111809-20260605.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivas-koftesi-lezzetiyle-damaklarda-iz-birakiyor-111809-20260605.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sivas’ta Yıllardır Dilden Dile Anlatılan Şahsiyet]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sivasta-yillardir-dilden-dile-anlatilan-sahsiyet-394207.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sivasta-yillardir-dilden-dile-anlatilan-sahsiyet-394207.html</link>
                    <description><![CDATA[Arap Şeyh, Sivas Kongresi  döneminde şehir halkını birlik ve beraberliğe davet ederek milli mücadeleye manevi destek verdiği, halk üzerindeki etkisiyle dönemin önemli manevi önderlerinden biri olduğu ifade edilmektedir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas’ta halk arasında “Arap Şeyh” olarak bilinen es-Seyyid eş-Şeyh Abdullah el-Hâşimî el-Mekkî er-Rıfâî, şehrin tarihî ve manevi şahsiyetleri arasında önemli bir yere sahip bulunuyor. Yıllardır büyük saygıyla anılan Arap Şeyh, yalnızca Sivas’ın değil Anadolu’nun önemli gönül insanları arasında gösteriliyor.

Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre Arap Şeyh’in asıl adı es-Seyyid eş-Şeyh Abdullah el-Hâşimî el-Mekkî er-Rıfâî’dir. Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in soyundan geldiği için “Seyyid” unvanıyla anılan Arap Şeyh’in, Mekke doğumlu olduğu ve Haşimoğulları neslinden geldiği ifade edilmektedir. Bu nedenle halk arasında büyük saygı gören Arap Şeyh’in, manevi ilmini ve tasavvufi birikimini Anadolu’ya taşıyan önemli isimlerden biri olduğu belirtiliyor.

Tasavvuf ve dini ilimlerde önemli bir birikime sahip olduğu anlatılan Arap Şeyh’in genç yaşlardan itibaren ilim tahsil ettiği, dönemin önemli âlimlerinden ders aldığı ve uzun yıllar boyunca insanlara dini bilgiler öğrettiği rivayet edilmektedir. Özellikle tefsir, hadis, fıkıh ve tasavvuf alanlarında derin bilgi sahibi olduğu belirtilen Arap Şeyh’in, yetiştirdiği talebeler aracılığıyla manevi etkisini geniş bir coğrafyaya yaydığı ifade ediliyor.

Rifâî tarikatına mensup olduğu bilinen Arap Şeyh’in, insanlara yönelik hoşgörülü yaklaşımı, yardımsever kişiliği ve gönül insanı kimliğiyle halk arasında büyük sevgi kazandığı anlatılmaktadır. Manevi sohbetlerinde birlik, beraberlik, kardeşlik ve Allah sevgisi üzerinde durduğu belirtilen Arap Şeyh’in, özellikle ihtiyaç sahiplerine yardım ettiği ve fakirleri koruyup gözettiği rivayet edilmektedir.

Sivas’a geldikten sonra kısa sürede dönemin önemli manevi önderlerinden biri haline gelen Arap Şeyh’in, şehir halkı üzerinde derin etkiler bıraktığı ifade ediliyor. İnsanların yalnızca dini konularda değil, günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunlarda da kendisine danıştığı, verdiği nasihatlerle toplumda huzur ve birlik ortamının oluşmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Şehir halkı arasında anlatılan birçok menkıbe ve rivayet, Arap Şeyh’in manevi yönünü günümüze kadar taşıyor. Özellikle halk arasında onun keramet sahibi bir gönül insanı olduğuna dair anlatımlar nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor. Sivaslı vatandaşlar tarafından yıllardır büyük saygıyla anılan Arap Şeyh’in adı, şehrin manevi hafızasında önemli bir yer tutuyor.

Sivas’ta kendi adını taşıyan caddede bulunan türbesi ise bugün de vatandaşların yoğun ziyaret ettiği önemli manevi mekânlar arasında yer alıyor. Dua etmek, manevi atmosferi yaşamak ve huzur bulmak isteyen vatandaşlar tarafından ziyaret edilen türbe, şehirde önemli bir inanç merkezi olarak kabul ediliyor. Özellikle kandil geceleri, dini günler ve özel zamanlarda türbeye yoğun ilgi gösterildiği ifade ediliyor.

Tarihi ve manevi kimliğiyle Sivas’ın önemli değerlerinden biri olarak gösterilen Arap Şeyh, bıraktığı manevi miras ve gönüllerde oluşturduğu derin izlerle bugün de saygıyla anılmaya devam ediyor. Manevi yönü, ilmi kişiliği ve insanlara gösterdiği yakınlık sayesinde Arap Şeyh, Sivas tarihinin unutulmayan önemli şahsiyetleri arasında yer alıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sivas’ta Yıllardır Dilden Dile Anlatılan Şahsiyet - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 20:50:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasta-yillardir-dilden-dile-anlatilan-sahsiyet-235950-20260604.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasta-yillardir-dilden-dile-anlatilan-sahsiyet-235950-20260604.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasta-yillardir-dilden-dile-anlatilan-sahsiyet-235950-20260604.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atatürk’ün Tarihe Yön Verdiği Bina: Sivas Kongre Binası]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-ataturkun-tarihe-yon-verdigi-bina-sivas-kongre-binasi-394206.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-ataturkun-tarihe-yon-verdigi-bina-sivas-kongre-binasi-394206.html</link>
                    <description><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarının Türkiye’nin geleceğine yön veren kararları aldığı Sivas Kongre Binası, milli mücadelenin bağımsızlık ruhunu bugün hâlâ yaşatan en önemli tarihî mekânlar arasında yer alıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde tarihi dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen Sivas Kongre Binası, milli mücadelenin kaderinin şekillendiği en önemli yapılardan biri olarak dikkat çekiyor. Resmî adıyla “Sivas Atatürk ve Kongre Müzesi” olarak bilinen tarihi yapı, 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilen Sivas Kongresi’ne ev sahipliği yapması nedeniyle Cumhuriyet tarihinin simge mekânları arasında yer alıyor.

Sivas şehir merkezindeki Tarihi Kent Meydanı’nda bulunan bina, yalnızca bir mimari eser değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık iradesinin tüm dünyaya ilan edildiği yer olarak da kabul ediliyor. Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarının ülkenin geleceğine yön veren kararları aldığı tarihi yapı, bugün ziyaretçilerini adeta Milli Mücadele yıllarına götürüyor.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Uzanan Tarih

Tarihi bina ilk olarak 1892 yılında dönemin Sivas Valisi Mehmet Memduh Paşa tarafından “Mekteb-i Sultani” yani lise binası olarak yaptırıldı. Dönemin eğitim yapıları arasında önemli bir yere sahip olan bina, kesme taş mimarisi, geniş koridorları ve yüksek tavanlı odalarıyla dikkat çekiyordu.

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde eğitim kurumu olarak kullanılan yapı, Kurtuluş Savaşı sürecinde ise tarihi bir misyona ev sahipliği yaptı. Mustafa Kemal Atatürk, Erzurum Kongresi’nin ardından 2 Eylül 1919’da Sivas’a geldi ve milli mücadelenin en kritik toplantılarından biri burada gerçekleştirildi.

Sivas Kongresi’nin Yapıldığı Tarihi Salon

4 Eylül 1919 tarihinde başlayan Sivas Kongresi, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde büyük önem taşıyan kararların alındığı toplantı olarak tarihe geçti. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden gelen delegeler, işgale karşı ortak mücadele kararı almak üzere bu tarihi binada bir araya geldi.

Kongrede alınan en önemli kararlardan biri “manda ve himaye kabul olunamaz” maddesi oldu. Böylece Türk milletinin tam bağımsızlık hedefi resmî olarak ortaya konuldu. Ayrıca Anadolu’daki tüm direniş cemiyetleri “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” çatısı altında birleştirildi.

Sivas Kongresi’nde Heyet-i Temsiliye’nin yetkileri genişletilirken, milli mücadelenin tek merkezden yönetilmesi kararlaştırıldı. Bu kararlar, ilerleyen süreçte Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolun temel taşları olarak kabul edildi.

Atatürk’ün Çalışma Odası Hâlâ Korunuyor

Bugün müze olarak hizmet veren tarihi bina içerisinde Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma odası, kongre salonu, döneme ait belgeler, tarihi fotoğraflar, telgraflar ve çeşitli objeler sergileniyor.

Kongre salonundaki oturma düzeni dahi aslına uygun şekilde korunurken, ziyaretçiler o dönemin atmosferini yakından hissedebiliyor. Müzede ayrıca Atatürk’e ait kişisel eşyalar, kongre delegelerine ait bilgiler ve Milli Mücadele dönemini anlatan önemli belgeler de yer alıyor.

Tarihi bina, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini anlamak isteyenler için adeta canlı bir tarih niteliği taşıyor.

Yerli ve Yabancı Turistlerin İlgi Odağı

Cumhuriyet tarihinin en önemli yapıları arasında gösterilen Sivas Kongre Binası, her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor. Özellikle 4 Eylül Sivas Kongresi yıl dönümlerinde düzenlenen törenler ve etkinliklerle tarihi yapı yeniden milli mücadelenin merkezi haline geliyor.

Selçuklu ve Osmanlı mirasıyla dikkat çeken Sivas’ın Cumhuriyet dönemindeki en önemli sembollerinden biri olan Kongre Binası, geçmişten günümüze bağımsızlık ruhunu yaşatmaya devam ediyor.

Bugün Tarihi Kent Meydanı’nın en dikkat çeken yapılarından biri olan Sivas Kongre Binası, yalnızca bir müze değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hikâyesinin yazıldığı kutsal mekânlardan biri olarak görülüyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Atatürk’ün Tarihe Yön Verdiği Bina: Sivas Kongre Binası - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 20:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/ataturkun-tarihe-yon-verdigi-bina-sivas-kongre-binasi-234630-20260604.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/ataturkun-tarihe-yon-verdigi-bina-sivas-kongre-binasi-234630-20260604.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/ataturkun-tarihe-yon-verdigi-bina-sivas-kongre-binasi-234630-20260604.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İnönü’nün Çocukluk Yılları Bu Konakta Geçti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-inonunun-cocukluk-yillari-bu-konakta-gecti-394205.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-inonunun-cocukluk-yillari-bu-konakta-gecti-394205.html</link>
                    <description><![CDATA[Cumhuriyet’in 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün çocukluk yıllarını geçirdiği Sivas’taki tarihi İnönü Konağı, hem müze-ev hem de restoran olarak ziyaretçilerini geçmişe yolculuğa çıkarıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas’ın tarihi yapıları arasında önemli bir yere sahip olan İnönü Konağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün çocukluk yıllarına ev sahipliği yapması nedeniyle şehrin en dikkat çeken kültürel miraslarından biri olarak öne çıkıyor. Sivas Merkez Bahtiyarbostan Mahallesi’nde bulunan tarihi konak, yalnızca mimari yapısıyla değil, Cumhuriyet tarihindeki yeriyle de ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

Tarihi kaynaklara göre İnönü Konağı, 1830’lu yıllarda Göğdünlüoğulları tarafından geleneksel Türk konağı mimarisine uygun şekilde inşa edildi. Ahşap ağırlıklı yapısı, cumbalı pencereleri, geniş avlusu ve dönemin yaşam kültürünü yansıtan detaylarıyla dikkat çeken yapı, Sivas’ın geçmişten günümüze ulaşan önemli tarihî eserleri arasında yer alıyor.

Cumhuriyet’in ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, ailesiyle birlikte 1891-1897 yılları arasında bu konakta yaşadı. Çocukluk ve ortaöğrenim döneminin bir bölümünü burada geçiren İnönü’nün hatıralarını taşıyan yapı, Türkiye siyasi tarihinin önemli tanıkları arasında kabul ediliyor.

İsmet İnönü’nün ilerleyen yıllarda Kurtuluş Savaşı’nın önemli komutanlarından biri olması, Lozan Antlaşması görüşmelerinde Türkiye’yi temsil etmesi ve Cumhurbaşkanlığı görevine kadar yükselmesi, konağın tarihî değerini daha da artırıyor.

Uzun yıllar boyunca çeşitli dönemlerden geçen tarihi yapı, yapılan restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılarak koruma altına alındı. Günümüzde müze-ev olarak hizmet veren İnönü Konağı içerisinde İsmet İnönü’ye ait fotoğraflar, belgeler, kişisel eşyalar ve döneme ait çeşitli objeler sergileniyor.

Ziyaretçiler, konağın odalarında gezerken hem Cumhuriyet tarihine ait önemli izleri görme fırsatı buluyor hem de dönemin yaşam kültürünü yakından hissedebiliyor.

Tarihi yapı günümüzde yalnızca müze olarak değil, aynı zamanda restoran ve sosyal yaşam alanı olarak da hizmet veriyor. Tarihi atmosferi korunarak hizmet sunan konak, özellikle yerli turistler, tarih meraklıları ve Sivas’a gelen ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görüyor.

Sivas’ın yalnızca Selçuklu ve Osmanlı eserleriyle değil, Cumhuriyet tarihine ait önemli değerleriyle de ön plana çıktığını gösteren İnönü Konağı, geçmiş ile gelecek arasında kültürel bir köprü olmaya devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[İnönü’nün Çocukluk Yılları Bu Konakta Geçti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 20:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/inonunun-cocukluk-yillari-bu-konakta-gecti-232621-20260604.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/inonunun-cocukluk-yillari-bu-konakta-gecti-232621-20260604.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/inonunun-cocukluk-yillari-bu-konakta-gecti-232621-20260604.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Geçmişin Zarafeti Hüdai Konağı'nda Yaşıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-gecmisin-zarafeti-hudai-konaginda-yasiyor-394202.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-gecmisin-zarafeti-hudai-konaginda-yasiyor-394202.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın tarihi dokusunu günümüze taşıyan önemli yapılardan biri olan Hüdai Konağı, Osmanlı döneminden kalan mimarisi ve nostaljik atmosferiyle ziyaretçilerini adeta geçmişe götürüyor. Restorasyon çalışmalarıyla yeniden hayat bulan tarihi konak, bugün hem kültürel mirası yaşatıyor hem de restoran, kafe ve organizasyon alanı olarak Sivas turizmine katkı sunuyor. Tarihin izlerini taşıyan Hüdai Konağı, şehrin hafızasında özel bir yere sahip olmaya devam ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas'ın geçmişten günümüze ulaşan en önemli sivil mimari eserlerinden biri olan ve halk arasında "Hüdai Konağı" olarak bilinen tarihi yapı, şehrin kültürel mirasını yaşatan önemli eserler arasında yer alıyor. Resmi adıyla "Yeşil Konak (Ahmet Hüdai Evi)" olarak bilinen yapı, mimarisi, tarihi geçmişi ve günümüzdeki işleviyle ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

Sivas'ın Bahtiyarbostan Mahallesi'nde bulunan tarihi konak, 19. yüzyılın ortalarında inşa edildi. Osmanlı döneminin geleneksel konut mimarisini yansıtan yapı, kesme taş temeller üzerine ahşap karkas sistemiyle yapılmış olup, dönemin yaşam kültürüne dair önemli ipuçları taşıyor.

Uzun yıllar boyunca Ahmet Hüdai Efendi ve ailesinin yaşam alanı olarak kullanılan konak, Sivas'ın köklü ailelerinden birinin hatıralarını da günümüze taşıyor. Geniş avlusu, ahşap süslemeleri, cumbalı odaları ve geleneksel mimari detaylarıyla dikkat çeken yapı, dönemin sosyal ve kültürel yaşamını yansıtan nadir eserlerden biri olarak kabul ediliyor.

Yıllar içerisinde çeşitli sebeplerle yıpranan tarihi yapı, kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırıldı. Yapılan restorasyonlarda konağın özgün mimari dokusunun korunmasına büyük özen gösterildi. Ahşap işlemeler, tavan süslemeleri, taş duvarlar ve tarihi detaylar aslına uygun şekilde yenilenerek yapı yeniden şehrin kültürel hayatına kazandırıldı.

Günümüzde Yeşil Konak yalnızca tarihi bir yapı olarak değil, aynı zamanda restoran, kafe ve organizasyon merkezi olarak da hizmet veriyor. Tarihi atmosferi içerisinde düzenlenen düğünler, nişan törenleri, özel davetler ve kültürel etkinlikler sayesinde konak, geçmiş ile günümüz arasında köprü kuruyor.

Sivas'a gelen yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri haline gelen Hüdai Konağı, ziyaretçilerine adeta zamanda yolculuk yapma fırsatı sunuyor. Konağın bahçesinde oturan misafirler, bir yandan tarihi atmosferi hissederken diğer yandan Sivas mutfağının geleneksel lezzetlerini tatma imkânı buluyor.

Şehrin tarihi kimliğinin korunmasında önemli rol üstlenen Hüdai Konağı, yalnızca bir bina değil; aynı zamanda Sivas'ın kültürel hafızasını yaşatan önemli bir miras olarak görülüyor. Geçmişin izlerini günümüze taşıyan bu tarihi yapı, gelecek nesillere aktarılması gereken değerler arasında yer alıyor.

Bugün Hüdai Konağı, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan zarif mimarisi ve tarihi dokusuyla Sivas'ın en özel kültür varlıklarından biri olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Geçmişin Zarafeti Hüdai Konağı'nda Yaşıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 17:27:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gecmisin-zarafeti-hudai-konaginda-yasiyor-213700-20260603.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gecmisin-zarafeti-hudai-konaginda-yasiyor-213700-20260603.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gecmisin-zarafeti-hudai-konaginda-yasiyor-213700-20260603.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sivas’ın Tarihine Tanıklık Eden Kareler Geçmişi Günümüze Taşıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-tarihine-taniklik-eden-kareler-gecmisi-gunumuze-tasiyor-394201.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-tarihine-taniklik-eden-kareler-gecmisi-gunumuze-tasiyor-394201.html</link>
                    <description><![CDATA[Anadolu’nun en köklü şehirlerinden biri olan Sivas, sahip olduğu tarihi miras, kültürel zenginlik ve geçmişten bugüne ulaşan eserleriyle adeta yaşayan bir tarih şehri olma özelliğini sürdürüyor. Yüzlerce yıllık geçmişe sahip sokaklar, tarihi yapılar ve nostaljik fotoğraflar, şehrin hafızasını günümüze taşımaya devam ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Özellikle eski Sivas fotoğrafları, yıllar içerisinde şehrin nasıl değiştiğini gözler önüne sererken, geçmiş dönemlerin yaşam kültürüne dair önemli izler de taşıyor. Siyah beyaz karelerde görülen taş yollar, eski dükkânlar, at arabaları, tarihi çarşılar ve dönemin insanları, bugün modernleşen şehir yaşamının arasında nostaljik bir pencere açıyor.

Sivas’ın geçmişine ait karelerde en dikkat çeken bölgeler arasında Tarihi Kent Meydanı, Çifte Minareli Medrese, Buruciye Medresesi, Gök Medrese, Kongre Binası, eski tren garı, Atatürk Caddesi ve tarihi hükümet konağı yer alıyor. Şehrin simgesi haline gelen bu yapılar, yalnızca mimari eser olarak değil, aynı zamanda Sivas’ın sosyal ve kültürel hafızasının önemli parçaları olarak görülüyor.

Bir dönem faytonların dolaştığı caddeler, mahalle aralarında oynayan çocuklar, eski esnafların dükkân önlerinde çekilen fotoğrafları ve kalabalık çarşı görüntüleri, Sivas’ın geçmişte ne kadar canlı bir şehir hayatına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle 1900’lü yılların başına ait karelerde, dönemin kıyafet kültürü, ticaret hayatı ve günlük yaşam detayları dikkat çekiyor.

Cumhuriyet döneminde büyük değişim yaşayan şehirde, zamanla birçok tarihi yapı restore edilirken bazı yapılar ise günümüze ulaşamadı. Ancak eski fotoğraflar sayesinde bugün artık var olmayan birçok mekân ve yapı hafızalarda yaşamaya devam ediyor. Sivas Kalesi çevresi, eski Saat Kulesi, tarihi mahalleler ve yıkılan taş konaklar, arşiv fotoğraflarında geçmişin sessiz tanıkları olarak yer alıyor.

Sivas’ın tarihine ışık tutan bu arşiv görüntüleri yalnızca geçmişi anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda genç nesillere de önemli bir kültürel miras bırakıyor. Yıllar boyunca toplanan eski fotoğraflar, gazete kupürleri ve tarihi belgeler sayesinde şehrin hafızası dijital ortama taşınarak korunmaya devam ediyor.

Uzmanlara göre şehirlerin geçmişini koruyabilmesi için eski fotoğraflar ve tarihi belgeler büyük önem taşıyor. Çünkü bu kareler yalnızca bir dönemin görüntüsünü değil; insanların yaşam biçimini, kültürünü, geleneklerini ve şehir ruhunu da geleceğe aktarıyor.

Anadolu’nun kadim şehirlerinden biri olan Sivas, geçmişten bugüne uzanan tarihiyle kültürel mirasını yaşatmaya devam ederken, eski fotoğraflar da şehrin hafızasını diri tutmayı sürdürüyor.

&nbsp;

TARİHİ FOTOĞRAFLARA ULAŞMAK İÇİN LİNKİ TIKLAYIN

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sivas’ın Tarihine Tanıklık Eden Kareler Geçmişi Günümüze Taşıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-tarihine-taniklik-eden-kareler-gecmisi-gunumuze-tasiyor-201906-20260603.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-tarihine-taniklik-eden-kareler-gecmisi-gunumuze-tasiyor-201906-20260603.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-tarihine-taniklik-eden-kareler-gecmisi-gunumuze-tasiyor-201906-20260603.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dostlar Beni Hatırlasın Diyen Büyük Ozan]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-dostlar-beni-hatirlasin-diyen-buyuk-ozan-394198.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-dostlar-beni-hatirlasin-diyen-buyuk-ozan-394198.html</link>
                    <description><![CDATA[Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük halk ozanlarından biri olan Âşık Veysel Şatıroğlu, sazı ve unutulmaz türküleriyle yalnızca Sivas’ın değil, tüm Türkiye’nin gönlünde taht kurdu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk halk müziğinin ve halk edebiyatının en büyük ustalarından biri olan Âşık Veysel Şatıroğlu, yalnızca söylediği türkülerle değil; hayatı boyunca yaşadığı büyük acılar, sabır ve mücadele dolu yaşamıyla da Anadolu insanının gönlünde taht kurdu. Sazıyla Anadolu’nun sesi olan Âşık Veysel, geride bıraktığı eserlerle Türk kültürünün unutulmaz isimleri arasında yer aldı.

Çiçek Salgınının Ortasında Dünyaya Geldi

Âşık Veysel, 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Babası bölgede “Karaca Ahmet” olarak bilinen bir çiftçiydi. Annesinin adı ise Gülizar’dı.

O yıllarda Anadolu’da çiçek hastalığı büyük bir felakete dönüşmüş, özellikle Sivas yöresinde çok sayıda insan hayatını kaybetmişti. Veysel doğmadan önce iki kız kardeşi çiçek hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi. Kısa süre sonra küçük Veysel de bu hastalığa yakalandı. Çiçek hastalığı sonucu sağ gözünü tamamen kaybetti. Sol gözü ise yaşadığı bir kaza sonucu görmez hale geldi. Rivayetlere göre kardeşinin elindeki değnek yanlışlıkla gözüne saplanmıştı. Henüz çocuk yaşta tamamen karanlığa mahkûm kalan Veysel’in hayatı, o günden sonra büyük değişim gösterdi.

Babasının Aldığı Saz Hayatını Değiştirdi

Oğlunun içine kapanmaması için Karaca Ahmet ona bir saz aldı. İşte o saz, Anadolu’nun en büyük halk ozanlarından birinin doğmasına vesile oldu.

Veysel, küçük yaşlardan itibaren yöredeki âşıkları dinleyerek bağlama çalmayı öğrendi. Özellikle Çamşıhlı Ali Ağa’dan büyük ölçüde etkilendi. Görmeyen gözlerine rağmen güçlü hafızası sayesinde duyduğu şiirleri ve türküleri kısa sürede ezberledi. Zamanla kendi dizelerini yazmaya başlayan Veysel, Anadolu insanının acısını, sevgisini, özlemini ve kaderini sazına yansıttı.

Hayatı Acılarla Geçti

Âşık Veysel’in hayatı boyunca yaşadığı sıkıntılar hiç bitmedi. İlk eşi Esma Hanım’dan iki çocuğu oldu ancak çocuklarından biri küçük yaşta hayatını kaybetti. Daha sonra Esma Hanım, Âşık Veysel ile olan evliliğini sonlandırdı. Veysel, daha sonra ikinci evliliğini yaptı ve hayatını köyünde sürdürmeye devam etti.

Cumhuriyet Döneminde Keşfedildi

Uzun yıllar yalnızca köy çevresinde tanınan Âşık Veysel’in hayatı, Cumhuriyet döneminde değişti. Ahmet Kutsi Tecer’in düzenlediği halk şairleri gecesinde keşfedilen Veysel, Türkiye çapında tanınmaya başladı.

Cumhuriyet’in 10. yılı için yazdığı şiir büyük ilgi gördü. Ardından birçok ili dolaşarak konserler verdi, köy enstitülerinde saz dersleri verdi. Türkiye’nin dört bir yanında halk ozanı olarak tanınan Veysel, sade yaşamı ve içten sözleriyle herkesin sevgisini kazandı.

“Benim Sadık Yarim Kara Topraktır”

Âşık Veysel’in en unutulmaz eserlerinden biri olan “Kara Toprak”, onun hayata bakışını en iyi anlatan türkülerden biri oldu. Toprağı sadık yar olarak gören Veysel, insanın doğayla olan bağını güçlü şekilde dile getirdi.

“Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Güzelliğin On Para Etmez”, “Kara Toprak” ve “Çiğdem Der Ki Ben Elayım” gibi eserleri, Türk halk müziğinin ölümsüz eserleri arasında yer aldı.

Son Yolculuğu Sivrialan’da Oldu

Hayatının büyük bölümünü doğduğu köyde geçiren Âşık Veysel, 21 Mart 1973 tarihinde Sivrialan köyünde hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine köyüne defnedildi.

Bugün mezarı, başta Sivaslılar olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin uğrak noktası olmaya devam ediyor. Her yıl düzenlenen etkinliklerle büyük halk ozanı anılıyor. Aradan geçen yıllara rağmen sazından yükselen Anadolu’nun sesi susmadı. Âşık Veysel’in eserleri bugün hâlâ dillerde söyleniyor, gönüllerde yaşamaya devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Dostlar Beni Hatırlasın Diyen Büyük Ozan - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 21:14:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/dostlar-beni-hatirlasin-diyen-buyuk-ozan-003027-20260603.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/dostlar-beni-hatirlasin-diyen-buyuk-ozan-003027-20260603.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/dostlar-beni-hatirlasin-diyen-buyuk-ozan-003027-20260603.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gönüllerde Taht Kuran Bir Alim: İhramcızâde Hazretleri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-gonullerde-taht-kuran-bir-alim-ihramcizade-hazretleri-394197.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-gonullerde-taht-kuran-bir-alim-ihramcizade-hazretleri-394197.html</link>
                    <description><![CDATA[1880 yılında Sivas’ta dünyaya gelen İhramcızâde Hazretleri, hayatını ilme, irfana ve insan yetiştirmeye adadı. Şifaiye Medresesi’nde eğitim aldı, tasavvuf yolunda önemli bir rehber oldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Hazretleri, Sivas’ın yetiştirdiği en önemli gönül insanlarından biri olarak aradan geçen yıllara rağmen şehrin manevi hayatındaki etkisini sürdürmeye devam ediyor. Hayatı boyunca ilme, irfana, hayır hizmetlerine ve insan yetiştirmeye adanan İhramcızâde, Sivas’ın yakın tarihine damga vuran isimler arasında yer alıyor.

1880 yılında Sivas’ta dünyaya gelen İsmail Hakkı Toprak Hazretleri, Sarışeyh Mahallesi’nde yetişti. Babası Hüseyin Hüsnü Bey, annesi ise Medineli Ayşe Hanım’dı. Ailesi, Kâbe’nin ihramlarının yenilenmesi görevini üstlenen bir soydan geldiği için “İhramcızâde” adıyla tanındı.

Küçük yaşlardan itibaren ilme ve maneviyata ilgi duyan İsmail Hakkı Efendi, Sivas’ta Çifte Minareli Medrese ve Şifaiye Medresesi’nde eğitim gördü. Arapça ve Farsçayı ileri seviyede öğrenerek dönemin önemli ilim adamları arasında yer aldı. Tasavvuf yoluna giren İhramcızâde, Nakşibendi-Hâlidî geleneğinin önemli temsilcilerinden biri oldu.

Hayatı boyunca gösterişten uzak yaşayan İsmail Hakkı Efendi, insanlara sevgi, hoşgörü, tevazu ve Allah’a bağlılığı öğütledi. Sohbetlerine katılan binlerce insan onun manevi rehberliğinden istifade etti. Kendisini ziyaret edenleri geri çevirmemesi nedeniyle halk arasında büyük sevgi ve saygı kazandı.

Ulu Cami’nin Yeniden Ayağa Kalkmasında Büyük Rol Oynadı

İhramcızâde Hazretleri yalnızca manevi hizmetleriyle değil, hayır eserleriyle de tanındı. Sivas Ulu Camii’nin yeniden ayağa kaldırılmasında büyük gayret gösterdi. Yıllar içinde yıpranan caminin onarılması için öncülük etti ve halkı bu hizmete teşvik etti.

Ayrıca Sofu Yusuf Camii, Serçeli Camii, Dikimevi Camii, İmam Hatip Okulu, köprüler, çeşmeler ve birçok hayır eserinin yapımına destek verdi. Sivas genelinde 100’ün üzerinde hayır eserinin yapım veya onarımında katkısının bulunduğu belirtilmektedir.

1969’da Hakk’a Yürüdü

İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Hazretleri, 2 Ağustos 1969 tarihinde Sivas’ta vefat etti. Cenaze namazı Paşa Camii’nde kılındıktan sonra vasiyeti üzerine Sivas Ulu Camii haziresine defnedildi. Cenazesine binlerce kişi katıldı.

Geride yalnızca eserler değil, yetiştirdiği talebeler ve gönüllerde bıraktığı manevi miras kaldı.

Kabri Her Yıl Binlerce Kişi Tarafından Ziyaret Ediliyor

Bugün Sivas Ulu Camii avlusunda bulunan kabri, Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Maneviyat arayanların uğrak noktalarından biri olan türbe, Sivas’ın en önemli manevi ziyaret yerleri arasında gösteriliyor.

İhramcızâde Hazretleri, Sivas’ın gönül dünyasında yaşamaya devam eden büyük şahsiyetlerden biri olarak rahmet ve minnetle anılıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Gönüllerde Taht Kuran Bir Alim: İhramcızâde Hazretleri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 20:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gonullerde-taht-kuran-bir-alim-ihramcizade-hazretleri-235912-20260602.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gonullerde-taht-kuran-bir-alim-ihramcizade-hazretleri-235912-20260602.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gonullerde-taht-kuran-bir-alim-ihramcizade-hazretleri-235912-20260602.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yıllara Direnen Tarihi Jandarma Dairesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-yillara-direnen-tarihi-jandarma-dairesi-394196.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-yillara-direnen-tarihi-jandarma-dairesi-394196.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın köklü tarihine ışık tutan tarihi Jandarma Dairesi, mimarisi ve ihtişamlı yapısıyla dikkat çekiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas’ta Osmanlı’nın son dönem mimarisini yansıtan önemli yapılardan biri olan tarihi Jandarma Dairesi, yıllara meydan okuyan yapısıyla dikkat çekiyor. 1908 yılında dönemin Sivas Valisi Reşit Akif Paşa tarafından yaptırılan bina, hem mimari özellikleri hem de taşıdığı tarihi değer ile şehrin kültürel mirası arasında önemli bir yere sahip bulunuyor.

Osmanlı Devleti’nin son yıllarında kamu hizmetleri için inşa edilen yapı, uzun yıllar boyunca Jandarma Dairesi olarak kullanıldı. Şehrin yönetim ve güvenlik yapısının önemli merkezlerinden biri olan bina, dönemin devlet mimarisinin karakteristik özelliklerini günümüze taşıyor.

“L” Planlı Mimari Dikkat Çekiyor

Batı ve kuzey yönünde uzanan tarihi yapı, “L” biçimindeki planıyla öne çıkıyor. Yapının iki kolunun birleştiği köşe kısmı ise binanın en dikkat çekici bölümü olarak kabul ediliyor. Mimari açıdan yapının ağırlık merkezi niteliğindeki bu bölüm, sekizgen plan anlayışıyla tasarlanmış durumda.

Yapının köşe kısmı üç katlı olarak inşa edilirken, üçüncü katta tek bir mekân yer alıyor. İkinci katta ise bu bölümün yanlarına ikişer oda eklenmiş durumda. Zemin katta ise yapının kolları tek katlı ve çok mekânlı şekilde devam ediyor.

Mimarideki bu düzenleme, Osmanlı’nın geç dönem kamu yapılarında görülen işlevsel plan anlayışını yansıtırken, aynı zamanda estetik bir görünüm de oluşturuyor. Yapının taş işçiliği ve dönemin mimari detayları bugün hâlâ dikkat çekmeye devam ediyor.

Sekizgen Köşe Bölümü Yapıya Kimlik Kazandırıyor

Tarihi binanın en dikkat çekici bölümlerinden biri olan sekizgen köşe yapısı, üç katta da aynı mimari düzen korunarak şekillendirilmiş durumda. Yapının güney yönünde bulunan asıl giriş kapısı ise dönemin mimari anlayışına uygun şekilde ihtişamlı bir görünüm taşıyor.

Arazinin eğimli olması nedeniyle binaya taş merdivenlerle çıkıldığı bilinirken, zaman içerisinde yapılan düzenlemeler sonrası bu giriş kapatıldı. Günümüzde yapının bazı bölümlerinde değişiklikler görülse de tarihi dokusunun büyük ölçüde korunduğu ifade ediliyor.



Sivas’ın Tarihi Kimliğinin Parçalarından Biri

Sivas, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan çok sayıda tarihi yapıya ev sahipliği yaparken, Eski Jandarma Dairesi de bu mirasın önemli parçaları arasında gösteriliyor.

Şehrin geçmişine ışık tutan yapı, yalnızca mimari yönüyle değil, uzun yıllar kamu hizmetine ev sahipliği yapması nedeniyle de ayrı bir öneme sahip bulunuyor.

Uzmanlar, bu tür yapıların korunmasının şehir hafızasının yaşatılması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerken, tarihi yapının gelecek nesillere aktarılmasının kültürel miras açısından önemli olduğunu belirtiyor.

Aradan geçen yüz yılı aşkın zamana rağmen ayakta kalmayı başaran tarihi Jandarma Dairesi, Sivas’ın geçmişten günümüze uzanan tarih yolculuğunun sessiz tanıkları arasında yer almaya devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Yıllara Direnen Tarihi Jandarma Dairesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 19:29:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/yillara-direnen-tarihi-jandarma-dairesi-224258-20260602.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/yillara-direnen-tarihi-jandarma-dairesi-224258-20260602.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/yillara-direnen-tarihi-jandarma-dairesi-224258-20260602.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın Yıldızeli’ne Bıraktığı Emanet]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-kemankes-kara-mustafa-pasanin-yildizeline-biraktigi-emanet-394195.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-kemankes-kara-mustafa-pasanin-yildizeline-biraktigi-emanet-394195.html</link>
                    <description><![CDATA[1640 yılında Osmanlı Sadrazamı Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırılan cami, Yıldızeli’nin doğuşuna tanıklık eden en önemli tarihi yapılardan biri olarak günümüze kadar ulaştı.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde bulunan Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii, yaklaşık dört asırdır ayakta duran tarihi yapısıyla ilçenin en önemli kültürel mirasları arasında yer alıyor. Osmanlı Devleti’nin güçlü devlet adamlarından Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafından 1640 yılında yaptırılan cami, yalnızca bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda Yıldızeli’nin kuruluş hikâyesinin de en önemli tanıklarından biri olarak kabul ediliyor.

Osmanlı Padişahı IV. Murad döneminde Bağdat Seferi öncesinde doğu güzergâhında konaklama merkezleri oluşturulması amacıyla görevlendirilen Kemankeş Kara Mustafa Paşa, bugün Yıldızeli’nin bulunduğu bölgede büyük bir imar faaliyeti başlattı. O yıllarda bataklık ve sazlık alanlardan oluşan bölge, Paşa’nın girişimleriyle kurutularak yeni bir yerleşim merkezine dönüştürüldü.

1639-1640 yıllarında burada cami, hanlar, hamam, sıbyan mektebi ve çeşitli sosyal yapılar inşa edilerek “Yenihan” adı verilen yeni bir yerleşim oluşturuldu. Bugün Yıldızeli ilçe merkezinde bulunan Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii, bu büyük külliyeden günümüze ulaşabilen en önemli eserlerden biri olarak gösteriliyor.

Paşa tarafından yaptırılan iki han ve diğer yapıların büyük bölümü zamanla yok olurken, cami ve hamam varlığını korumayı başardı.

Osmanlı Taşra Mimarisinin Önemli Örneklerinden Biri

Mimari açıdan sade fakat etkileyici bir görünüme sahip olan cami, sarı kesme taş kullanılarak inşa edildi. Dikdörtgen planlı yapının üzeri kırma çatıyla örtülürken, iç mekânda ahşap direklerin taşıdığı ahşap tavan dikkat çekiyor.

Yapının sade mimarisi, Osmanlı taşra mimarisinin güzel örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Caminin kuzey kısmında son cemaat yeri, kuzeydoğu köşesinde ise taş kaideli tek şerefeli minaresi bulunuyor.

Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın İzleri Yıldızeli’nde Yaşıyor

Kemankeş Kara Mustafa Paşa, Osmanlı Devleti’nde sadrazamlık görevine kadar yükselen önemli devlet adamlarından biri olarak biliniyor. Okçuluktaki mahareti nedeniyle “Kemankeş” lakabıyla anılan Paşa, yalnızca devlet yönetimindeki başarısıyla değil, yaptırdığı vakıf eserleriyle de adını tarihe yazdırdı.

Yıldızeli’nde kurduğu vakıflar sayesinde bölgenin gelişmesine öncülük eden Paşa, yerleşimin büyümesini sağlayarak ilçenin temelini attı.

Yaklaşık Dört Asırlık Tarih Günümüze Ulaşıyor

Aradan geçen yaklaşık 386 yıla rağmen ayakta kalmayı başaran Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii, bugün hem ibadet hizmeti vermeye devam ediyor hem de Yıldızeli’nin Osmanlı döneminden kalan en önemli tarihî yapılarından biri olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

Tarih ve kültür meraklılarının ilgisini çeken cami, ilçenin geçmişine ışık tutan önemli bir miras olarak geleceğe taşınıyor.

Sivas’ın köklü tarihini ve unutulmaya yüz tutmuş değerlerini gün yüzüne çıkarmaya devam eden Sivas Bülteni, şehrin kültürel mirasını gelecek nesillere aktarmayı sürdürüyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın Yıldızeli’ne Bıraktığı Emanet - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 19:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kemankes-kara-mustafa-pasanin-yildizeline-biraktigi-emanet-222439-20260602.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kemankes-kara-mustafa-pasanin-yildizeline-biraktigi-emanet-222439-20260602.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kemankes-kara-mustafa-pasanin-yildizeline-biraktigi-emanet-222439-20260602.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Geçmişten Günümüze Sivas’ın İzleri Sivas Bülteni’nde Yaşıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-gecmisten-gunumuze-sivasin-izleri-sivas-bulteninde-yasiyor-394194.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-gecmisten-gunumuze-sivasin-izleri-sivas-bulteninde-yasiyor-394194.html</link>
                    <description><![CDATA[Geçmişten günümüze uzanan Sivas’ın tarihi, kültürel mirası ve unutulmaya yüz tutmuş hatıraları; 2008 yılında Menderes Apaydın tarafından kurulan Sivas Bülteni’nde yaşamaya devam ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Anadolu’nun en köklü şehirlerinden biri olan Sivas, binlerce yıllık tarihi, kültürel mirası, manevi değerleri ve unutulmaya yüz tutmuş hatıralarıyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olmayı sürdürüyor. Selçuklu döneminden Osmanlı’ya, Cumhuriyet yıllarından günümüze kadar uzanan zengin geçmişiyle Sivas, adeta yaşayan bir tarih hazinesi olarak dikkat çekiyor.

Bu köklü geçmişin ve tarihin tanıtımını yapan platformlardan biri de yıllardır yayın hayatını sürdüren Sivas Bülteni’dir. Sivasbulteni.com yalnızca güncel haberleri değil; Sivas’ın tarihi, kültürel ve sosyal hafızasını da okuyucularıyla buluşturuyor.

Site içerisinde yer alan nostaljik fotoğraflar, tarihi belgeler, unutulmuş hayatlar, hikâyeler ve eski Sivas’a ait özel arşiv içerikleri büyük ilgi görüyor. Sivas’ın geçmişine ışık tutan çalışmalar arasında eski mahalleler, tarihi konaklar, medreseler, camiler, türbeler, Selçuklu eserleri ve Cumhuriyet dönemine ait önemli gelişmeler yer alıyor.

Şehrin hafızasında yer etmiş olaylar, yıllar öncesine ait fotoğraflar ve arşiv niteliğindeki içerikler sayesinde okuyucular adeta zamanda yolculuğa çıkıyor. Özellikle “Eski Sivas” nostalji içerikleri, şehirde yaşayan vatandaşların yanı sıra Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan Sivaslılardan da yoğun ilgi görüyor.

Geçmiş yıllara ait sokak görüntüleri, eski dükkânlar, tarihi meydanlar ve unutulan şehir manzaraları, Sivas’ın değişimini gözler önüne seriyor. Sivas Bülteni aynı zamanda şehrin kültürel mirasını yeni nesillere aktarmayı amaçlayan içeriklere de yer veriyor.

Sivaslı halk ozanları, manevi şahsiyetler, tarihi yapılar, eski yaşam kültürü ve şehir hafızasında iz bırakan isimlerle ilgili hazırlanan özel haberler dikkat çekiyor.

2008 yılında yayın hayatına başlayan Sivas Bülteni, yıllar içerisinde Sivas’ın dijital hafızasını oluşturan önemli platformlardan biri haline geldi. Site, hem güncel habercilik anlayışı hem de tarihi arşiv çalışmalarıyla dikkat çekmeye devam ediyor.

Sivas’ın geçmişini merak edenler, unutulan hatıraları yeniden görmek isteyenler ve şehrin kültürel zenginliklerini yakından tanımak isteyenler için Sivas Bülteni önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Eski fotoğraflardan tarihi olaylara, şehir efsanelerinden kültürel değerlere kadar birçok içerik okuyucularla buluşuyor. Bugün Sivas’ın tarihi mirasını, nostaljik fotoğraflarını, unutulmuş hikâyelerini ve geçmişten günümüze uzanan şehir hafızasını keşfetmek isteyenler, içerikleri sivasbulteni.com üzerinden takip edebiliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Geçmişten Günümüze Sivas’ın İzleri Sivas Bülteni’nde Yaşıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 21:26:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gecmisten-gunumuze-sivasin-izleri-sivas-bulteninde-yasiyor-011507-20260602.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gecmisten-gunumuze-sivasin-izleri-sivas-bulteninde-yasiyor-011507-20260602.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gecmisten-gunumuze-sivasin-izleri-sivas-bulteninde-yasiyor-011507-20260602.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kemal Sunal Filmlerinin Sessiz Kahramanı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-kemal-sunal-filmlerinin-sessiz-kahramani-394193.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-kemal-sunal-filmlerinin-sessiz-kahramani-394193.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas'tan Karacaahmet Mezarlığı’na uzanan acı bir hikaye]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk sinemasının unutulmaz karakter oyuncularından biri olan Yadigar Ejder, milyonları güldüren sahnelerin ardında derin bir yalnızlık ve büyük acılarla dolu bir hayat yaşadı. Gerçek adı Adnan Ayberk olan sanatçı, 1951 yılında Sivas’ta dünyaya geldi.

Mütevazı bir Anadolu ailesinin çocuğu olarak büyüyen Ayberk, çocukluk yıllarından itibaren sinemaya büyük ilgi duyuyordu. O dönem Anadolu’da yaşayan birçok genç gibi onun da en büyük hayali İstanbul’a gidip ünlü bir oyuncu olmaktı.

Henüz genç yaşta Sivas’tan ayrılan Adnan Ayberk, umut dolu bir yolculukla İstanbul’a geldi. Ancak İstanbul’daki hayatı düşündüğü gibi olmadı. O yıllarda Yeşilçam’a girmek oldukça zordu. Yapım şirketlerinin önünde günlerce bekleyen gençler arasında o da vardı.

İlk zamanlar filmlerde rol bulamadığı için ağır işlerde çalışmak zorunda kaldı. Geçimini sağlayabilmek için odun kırdı, pazarlarda hammallık yaptı, inşaatlarda çalıştı. Bazı kaynaklara göre ise bir dönem gazinolarda fedailik yaptığı da konuşuldu.

Sert görünüşünün altında oldukça saf ve duygusal bir insan olduğu anlatılan Adnan Ayberk, zamanla Yeşilçam çevresinde tanınmaya başladı. İri cüssesi, farklı yüz hatları ve doğal tavırları sayesinde yapımcıların dikkatini çekti. Bu dönemde bir yapımcı tarafından kendisine “Yadigar Ejder” isminin verildiği söylenir. Böylece Adnan Ayberk, Yeşilçam’ın “Yadigar Ejder”i oldu.

1970’li yıllardan itibaren Türk sinemasında küçük roller almaya başlayan sanatçı, kısa süre içerisinde özellikle komedi filmlerinin sevilen karakter oyuncularından biri haline geldi. Çok uzun rolleri olmasa da oynadığı sahneler izleyicinin aklında kalıyordu. Saf mahalle delikanlısı, gariban adam, dayak yiyen ama yine de gülümseyen karakterleri başarıyla canlandırıyordu.

Yadigar Ejder’in en dikkat çeken yönlerinden biri doğallığıydı. Oyunculuğunda yapmacık hareketlerden uzak oluşu, onu dönemin birçok karakter oyuncusundan ayırıyordu. Bu nedenle yönetmenler onu özellikle halktan birini anlatan sahnelerde tercih ediyordu.

Sanatçı, dönemin ünlü oyuncularıyla aynı setleri paylaştı. Kemal Sunal, Şener Şen, İlyas Salman, Cüneyt Arkın ve daha birçok Yeşilçam yıldızıyla kamera karşısına geçti. Oynadığı filmler arasında dönemin unutulmaz yapımları bulunuyordu. Özellikle kısa sahnelerde bile seyircinin dikkatini çekmeyi başarıyordu.

Ancak Yeşilçam’ın parlak ışıkları altında görünmeyen büyük bir gerçek vardı. O dönem birçok oyuncu gibi Yadigar Ejder de düzensiz gelirle yaşamını sürdürüyordu. Filmlerden aldığı ücretler oldukça düşüktü ve çoğu zaman sosyal güvencesi yoktu. Bir film çekiminde çalışan oyuncular, iş bittiğinde yeniden işsiz kalıyordu.

1980’li yılların sonlarına doğru Türk sinemasının ekonomik olarak gerilemesiyle birlikte Yadigar Ejder’in hayatı daha da zorlaşmaya başladı. İş bulmakta zorlanan oyuncu, ciddi maddi sıkıntılar yaşamaya başladı. Yakın çevresinin anlattıklarına göre bazen günlerce aç kaldığı oluyordu. Kimi zaman parklarda, kimi zaman metruk yerlerde sabahladığı söyleniyordu.

En acı taraflardan biri ise, bir dönem milyonların izlediği bir oyuncunun zamanla unutulmaya başlamasıydı. Yeşilçam’ın birçok emektarı gibi Yadigar Ejder de yalnızlığa terk edilmişti. Dostlarının yardımıyla ayakta kalmaya çalışan sanatçı, sağlık sorunlarıyla da mücadele ediyordu. Düzensiz yaşam şartları nedeniyle bedeni giderek yıpranmıştı.

Hayatının son dönemlerinde psikolojik olarak da zor günler geçirdiği anlatılan Yadigar Ejder, eski günlerini özlüyor ancak yeniden sinemada istediği yeri bulamıyordu. Buna rağmen çevresindeki insanların anlattıklarına göre oldukça temiz kalpli ve kırılgan bir insandı.

1991 yılında İstanbul’da henüz 40 yaşındayken hayatını kaybeden Yadigar Ejder’in ölümü, Yeşilçam dünyasında büyük üzüntü yarattı. Cenazesi İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi. Ancak ölümünden sonra onun hayat hikâyesi, Yeşilçam’ın perde arkasındaki acı gerçekleri anlatan en çarpıcı örneklerden biri olarak hafızalara kazındı.

Bugün hâlâ televizyon ekranlarında eski Yeşilçam filmleri yayınlandığında Yadigar Ejder’in kısa sahneleri izleyenleri hem güldürüyor hem de hüzünlendiriyor. Çünkü o, sadece bir oyuncu değil; hayallerinin peşinden gidip büyük mücadeleler veren, fakat hayat karşısında çok erken yorulan bir Yeşilçam emekçisiydi.

Sivas’tan çıkıp Türk sinemasında unutulmaz bir iz bırakan Yadigar Ejder, bugün hâlâ Yeşilçam’ın en mahzun yüzlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.

Cemal Süreya ile Aynı Mahallede Yaşadı

Yıllar sonra ortaya çıkan bilgiler arasında dikkat çeken detaylardan biri de, Yadigar Ejder’in bir dönem Türk edebiyatının büyük şairlerinden Cemal Süreya ile aynı mahallede yaşamış olmasıydı. Mütevazı hayatlar süren iki sanat insanının yolları aynı sokaklarda kesişmişti. Biri şiirin büyük ustası… Diğeri Yeşilçam’ın unutulmaz emekçisi…
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Kemal Sunal Filmlerinin Sessiz Kahramanı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 20:43:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/hshdhdhjej-235839-20260601.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/hshdhdhjej-235839-20260601.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/hshdhdhjej-235839-20260601.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kaderi Dizelere Döken Büyük Halk Şairi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-kaderi-dizelere-doken-buyuk-halk-sairi-394191.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-kaderi-dizelere-doken-buyuk-halk-sairi-394191.html</link>
                    <description><![CDATA[Âşık Ruhsatî, Türk halk edebiyatının 19. yüzyılda yetiştirdiği en önemli halk ozanlarından biri olarak kabul ediliyor. Asıl adı Mustafa olan Âşık Ruhsatî, 1835 yılında Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Deliktaş köyünde dünyaya geldi. Hayatının büyük bölümünü doğduğu köyde geçiren halk ozanı, sade dili, güçlü şiirleri ve derin tasavvufi yönüyle Anadolu’nun unutulmayan isimleri arasında yer aldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yetimlikle Başlayan Bir Hayat

Küçük yaşlarda hem annesini hem de babasını kaybeden Ruhsatî, hayatın zorluklarıyla erken yaşta tanıştı. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle düzenli bir eğitim alamayan ozan; çobanlık, rençperlik, su bekçiliği, duvarcılık ve çeşitli işlerde çalışarak yaşamını sürdürdü. Ömrü boyunca yoksullukla mücadele eden Ruhsatî, yaşadığı sıkıntıları ve Anadolu insanının dertlerini şiirlerine yansıttı.

Saz Çalmadan Gönüllere Dokundu

Âşık Ruhsatî, halk arasında “badeli âşık” olarak anılan isimlerden biri oldu. Rivayete göre genç yaşlarında gördüğü manevi bir rüyanın ardından şiir söylemeye başladı. Mahlasını ise Karabaş köyünden Şeyh İbrahim Efendi verdi. İlginç olan ise, birçok halk ozanının aksine saz çalamamasına rağmen irticalen şiir söylemedeki başarısıyla büyük ün kazanmasıydı.

Şiirlerinde Anadolu’nun Gerçek Yüzü

Ruhsatî’nin şiirlerinde aşk, gurbet, ölüm, kader, yoksulluk, tasavvuf, insan sevgisi ve toplumsal eleştiri önemli yer tutuyor. Halkın yaşadığı sıkıntıları yalın bir dille anlatan ozan, aynı zamanda dini ve manevi konulara da eserlerinde geniş yer verdi.

Şiirlerinde köy yaşamının izleri açık şekilde görülürken, Anadolu insanının duygu dünyası da güçlü bir şekilde hissediliyor. Özellikle taşlamaları ve öğüt verici şiirleriyle dikkat çeken Ruhsatî, halk edebiyatının güçlü temsilcileri arasında gösteriliyor. Araştırmacılar tarafından bugüne kadar yaklaşık 500’e yakın şiiri tespit edilmiş durumda.

Dört Evlilik, Yirmi Üç Çocuk

Kaynaklarda yer alan bilgilere göre Âşık Ruhsatî dört kez evlendi ve bu evliliklerden toplam 23 çocuğu oldu. Ancak hayatı boyunca eşlerini ve çocuklarının bir kısmını kaybetmenin acısını yaşadı. Yaşadığı derin üzüntüler, onun şiirlerine de yansıdı.

1911’de Hayata Veda Etti

Araştırmacılar arasında ölüm tarihi konusunda farklı görüşler bulunsa da, günümüzde genel kabul gören görüşe göre Âşık Ruhsatî 1911 yılında doğduğu köy olan Deliktaş’ta vefat etti. Şiirlerinde Sultan Mehmed Reşad dönemine değinmesi ve yaşına ilişkin ifadeleri, bu tarihi güçlendiren önemli deliller arasında gösteriliyor.

Kabri Deliktaş Köyü’nde Bulunuyor

Âşık Ruhsatî’nin kabri bugün Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Deliktaş Köyü’nde bulunuyor. Kabri, kendisinden önce vefat eden oğlu Âşık Minhacî’nin yanında yer alıyor. Yıllardır halk tarafından ziyaret edilen kabir, bölgenin önemli kültürel değerlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Son yıllarda Sivas Valiliği tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Âşık Ruhsatî’nin yaşadığı ev müzeye dönüştürülürken, Deliktaş köyü de halk ozanının hatırasını yaşatan önemli kültür merkezlerinden biri haline getirildi.&nbsp;

Sivas’ın Yetiştirdiği Büyük Değerlerden Biri

Aradan geçen uzun yıllara rağmen Âşık Ruhsatî’nin şiirleri hâlâ halk ozanları tarafından okunuyor, türküleri dilden dile aktarılıyor. Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan ve Âşık Veysel gibi halk edebiyatının büyük isimleriyle birlikte anılan Ruhsatî, Anadolu’nun gönül dili olmayı başaran ozanlardan biri olarak kültürel mirastaki yerini koruyor.

Sivas’ın yetiştirdiği önemli değerlerden biri olan Âşık Ruhsatî, bıraktığı eserlerle bugün de Anadolu insanının duygu ve düşüncelerine ışık tutmaya devam ediyor.

&nbsp;

Acılarla Yoğrulan Bir Halk Ozanı

Bugün Türk halk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Âşık Ruhsatî’nin hayat hikâyesi, onun şiirlerini daha anlamlı hale getiriyor. Dört evlilik yapan, 23 çocuk sahibi olan ve hayatı boyunca birçok yakınını kaybeden halk ozanı; yaşadığı acıları sazsız fakat güçlü sözleriyle Anadolu’nun hafızasına kazımayı başardı.

Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Deliktaş Köyü’nde başlayan yaşamı yine aynı köyde son bulan Âşık Ruhsatî, geride bıraktığı yüzlerce şiirle bugün hâlâ Anadolu’nun gönül sesi olmaya devam ediyor.

&nbsp;

Âşık Ruhsatî’nin en bilinen&nbsp; &nbsp;“Daha Senden Gayrı Âşık Mı Yoktur”,&nbsp; eseri, türkülere konu olmuştur.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Kaderi Dizelere Döken Büyük Halk Şairi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 16:22:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kaderi-dizelere-doken-buyuk-halk-sairi-193916-20260601.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kaderi-dizelere-doken-buyuk-halk-sairi-193916-20260601.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kaderi-dizelere-doken-buyuk-halk-sairi-193916-20260601.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[UNESCO Listesindeki Eşsiz Miras: Divriği Ulu Camii]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-unesco-listesindeki-essiz-miras-divrigi-ulu-camii-394190.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-unesco-listesindeki-essiz-miras-divrigi-ulu-camii-394190.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan ve dünya mimarlık tarihinin en önemli eserleri arasında gösterilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Anadolu Selçuklu döneminin eşsiz şaheserlerinden biri olarak dikkat çekiyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Cami, darüşşifa ve türbeden oluşan bu görkemli külliye, hem mimarisi hem de taşıdığı manevi anlamlarla yüzyıllardır ziyaretçilerini hayran bırakıyor. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilen eser, Ulu Cami kısmı Mengücek Beyi Ahmet Şah tarafından, Darüşşifa bölümü ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırıldı.

1228 yılında yapımına başlanan külliye, 1243 yılında tamamlandı. Yapının baş mimarı ise Ahlatlı Hürrem Şah olarak bilinmektedir. “Divriği Mucizesi” Olarak Anılıyor Başta kapılar olmak üzere külliyenin birçok bölümünde yer alan taş işçiliği, sanat tarihçileri tarafından dünyanın en nadide örnekleri arasında gösteriliyor. Ahlatlı ve Tiflisli ustaların ellerinden çıkan binlerce motifin hiçbirinin birbirini tekrar etmemesi, yapıyı benzersiz hale getiriyor. Taşa işlenen motiflerde; hayat ağacı, cennet tasvirleri, sonsuzluk sembolleri ve tasavvufi anlamlar dikkat çekiyor. Bu eşsiz yapı için Evliya Çelebi’nin söylediği “Methinde diller kısır, kalem kırıktır” sözü ise eserin ihtişamını anlatan en önemli ifadelerden biri olarak kabul ediliyor.

Sanat tarihçileri tarafından “Divriği Mucizesi” ve “Anadolu’nun Elhamrası” olarak nitelendirilen külliye, 1985 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındı. Kapılarıyla Hayran Bırakıyor Divriği Ulu Camii’nin en dikkat çeken bölümleri arasında Cennet Kapı, Şah Kapısı ve Tekstil Kapı yer alıyor. Özellikle “Cennet Kapı” üzerindeki taş motiflerin cenneti tasvir ettiği belirtilirken, kapıdaki ince taş işçiliği görenleri kendisine hayran bırakıyor. Batı kapısında ise yılın belirli aylarında oluşan insan silueti şeklindeki gölge, yıllardır çözülemeyen mimari sırlar arasında yer alıyor. Şifahane Döneminin En Önemli Sağlık Merkeziydi Külliyenin darüşşifa bölümü ise geçmişte hastaların tedavi edildiği önemli bir sağlık merkezi olarak kullanıldı. Özellikle ruh ve sinir hastalarının; su sesi, Kur’an tilaveti ve musiki ile tedavi edildiği belirtiliyor. Akustik yapısıyla dikkat çeken şifahanede, seslerin hasta odalarına kontrollü şekilde ulaştırıldığı ifade ediliyor.

Bu yönüyle Divriği Darüşşifası, Anadolu’daki en önemli tıp yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Asırlardır Ayakta Yaklaşık 800 yıldır ayakta kalan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, yalnızca Sivas’ın değil, Türkiye’nin en önemli tarihî mirasları arasında yer alıyor. Taşa işlenen sanat anlayışı, mimari zekâsı ve manevi atmosferiyle her yıl yerli ve yabancı binlerce ziyaretçiyi ağırlayan eser, Anadolu’nun kültürel hafızasını geleceğe taşımaya devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[UNESCO Listesindeki Eşsiz Miras: Divriği Ulu Camii - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 31 May 2026 21:27:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/unesco-listesindeki-essiz-miras-divrigi-ulu-camii-004106-20260601.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/unesco-listesindeki-essiz-miras-divrigi-ulu-camii-004106-20260601.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/unesco-listesindeki-essiz-miras-divrigi-ulu-camii-004106-20260601.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kale Üzerinde Bir Asırlık Nöbet: Sivas Saat Kulesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-kale-uzerinde-bir-asirlik-nobet-sivas-saat-kulesi-394189.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-kale-uzerinde-bir-asirlik-nobet-sivas-saat-kulesi-394189.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarihi yapı, Sivas Kalesi’nin bulunduğu alanda yer alıyordu ve dönemin şehir siluetinin en dikkat çekici unsurlarından biriydi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 1803 yılında Alaaddin Paşa tarafından yaptırılan Sivas Kalesi Saat Kulesi, yaklaşık 150 yıl boyunca şehrin zamanı takip ettiği önemli yapılardan biri oldu.

Sivas Kalesi üzerinde yükselen kule, dönemin şehir siluetine damga vururken, vatandaşlara saat bilgisi veren önemli bir merkez olarak görev yaptı. Tarihi fotoğraflarda ahşap kaplamalı yapısıyla dikkat çeken kule, yıllar içerisinde şehrin sembollerinden biri haline geldi. Ancak çeşitli nedenlerle 1944 yılında yıkılan yapı, günümüzde eski Sivas’a ait en kıymetli arşiv görüntüleri arasında yer alıyor.

Bugün elde bulunan nadir fotoğraflar, Sivas’ın kaybolan tarihî miraslarından biri olan Kale Saat Kulesi’nin ihtişamını gelecek nesillere aktarmaya devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Kale Üzerinde Bir Asırlık Nöbet: Sivas Saat Kulesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 31 May 2026 21:01:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kale-uzerinde-bir-asirlik-nobet-sivas-saat-kulesi-001153-20260601.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kale-uzerinde-bir-asirlik-nobet-sivas-saat-kulesi-001153-20260601.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kale-uzerinde-bir-asirlik-nobet-sivas-saat-kulesi-001153-20260601.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sivas Tarihinde İz Bırakan Kahraman: Mihrali Bey]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sivas-tarihinde-iz-birakan-kahraman-mihrali-bey-394188.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sivas-tarihinde-iz-birakan-kahraman-mihrali-bey-394188.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın Ulaş ilçesine bağlı Acıyurt Köyü, 93 Harbi’nin efsane kahramanlarından Mihrali Bey’in yaşamını sürdürdüğü ve hatırasını bıraktığı önemli yerlerden biri olarak biliniyor. Sultan II. Abdülhamid tarafından maiyetiyle birlikte Sivas’a yerleştirilen Mihrali Bey, uzun yıllar Acıyurt Köyü’nde yaşadı....]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Sivas’a Yerleştirildi

93 Harbi sonrasında Osmanlı Devleti’nin Kafkasya’daki hâkimiyetini kaybetmesiyle birlikte çok sayıda Karapapak/Terekeme ailesi Anadolu’ya göç etti.

Mihrali Bey de ailesi ve maiyetiyle birlikte Osmanlı Devleti tarafından Sivas’a gönderildi. Ahmet Muhtar Paşa’nın İstanbul’a çağrılmasının ardından Mihrali Bey ve beraberindekiler Sivas’a geldi.

40. Hamidiye Süvari Alayı’nı 

kurarak komutanlığına getirildi. Bu birlik, Sivas’taki tek Hamidiye Alayı olarak tarihe geçti.

93 Harbi’nin unutulmayan kahramanlarından biri olan Mihrali Bey, Osmanlı-Rus Savaşı’nda gösterdiği büyük cesaretle adını tarihe yazdırırken, hayatının son dönemini ise Osmanlı Devleti adına Yemen’de yürütülen mücadelelerde geçirdi. Halk arasında “Yularsız Arslan” olarak anılan Mihrali Bey’in ölüm tarihi konusunda farklı rivayetler bulunsa da genel kabul gören bilgilere göre 1905 yılında Yemen’de hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Yemen’e Gönderildi

Sultan II. Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti’nin en sorunlu bölgelerinden biri Yemen’di. Bölgede çıkan isyanların bastırılması amacıyla tecrübeli komutanlar görevlendiriliyordu.

Mihrali Bey de savaş tecrübesi ve askeri başarıları nedeniyle yeniden göreve çağrıldı. Kardeşi ve askerleriyle birlikte Yemen’e gönderilen Mihrali Bey, burada Osmanlı birlikleriyle birlikte görev yaptı.

Çöl Şartları ve Hastalıklarla Mücadele Etti

Yemen, Osmanlı askerleri için yalnızca savaşın değil; sıcak iklimin, susuzluğun ve salgın hastalıkların da merkeziydi. Özellikle çöl şartları nedeniyle birçok asker hayatını kaybediyordu.

Kaynaklarda Mihrali Bey’in Yemen’de görev yaptığı sırada ağır şekilde hastalandığı belirtiliyor. Birçok tarihî anlatımda:


	dizanteri,
	sıcak hava,
	susuzluk,
	ağır çöl şartları


nedeniyle sağlık durumunun bozulduğu ifade ediliyor.

1905 Yılında Yemen’de Vefat Etti

Tarihî kaynakların büyük bölümüne göre Mihrali Bey:

1905 yılında Yemen’de hayatını kaybetti.

Bazı kaynaklarda ölüm yılı 1906 olarak geçse de genel kabul gören tarih 1905 yılıdır.

Halk arasında anlatılan bazı destanlarda ise Mihrali Bey’in Yemen’de çatışmalar sırasında şehit düştüğü ifade edilir. Ancak araştırmacıların büyük bölümü hastalık nedeniyle vefat ettiği görüşünü kabul etmektedir.

Mezarı Nerede?

Mihrali Bey’in mezarının tam yeri bugün kesin olarak bilinmiyor.

Araştırmacıların büyük bölümü:


	mezarının Yemen’de kaldığını,
	Osmanlı askerî bölgelerinden birine defnedildiğini


belirtiyor.

Bu nedenle Mihrali Bey’in mezarı hakkında halk arasında farklı rivayetler bulunuyor.

“Yularsız Arslan” Unvanı Nasıl Verildi?

Mihrali Bey’in en bilinen lakaplarından biri:

“Yularsız Arslan”

oldu.

Rivayetlere göre Sultan II. Abdülhamid, Mihrali Bey hakkında yapılan bazı şikâyetler üzerine:


“O benim yularsız aslanımdır.”


şeklinde bir ifade kullandı. Bu sözün ardından Mihrali Bey halk arasında:

“Abdülhamid’in Yularsız Arslanı”

olarak anılmaya başladı.

Bu unvanın verilmesinin nedeni:


	korkusuz olması,
	otorite karşısında eğilmemesi,
	savaş meydanlarındaki cesareti,
	özgür ruhlu karakteri,
	atlı birliklerdeki başarısı


olarak gösteriliyor.



Halk Destanlarında Yaşamaya Devam Ediyor

Mihrali Bey’in Yemen’de ölümü halk arasında büyük üzüntü oluşturdu. Onun ardından türküler ve ağıtlar yakıldı.

Adına türküler yazılan, destanlar anlatılan ve halk arasında efsaneleşen Mihrali Bey, 93 Harbi’nin en önemli kahramanlarından biri olarak tarihteki yerini aldı. Gösterdiği cesaret ve savaşçı kimliği nedeniyle Rusların korkulu rüyası hâline gelen Mihrali Bey, yalnızca Osmanlı askerî tarihinde değil; Türk halk kültüründe de unutulmayan isimlerden biri oldu.

Kafkasya’da Dünyaya Geldi

Mihrali Bey, 1844 yılında o dönem Rusya sınırları içerisinde bulunan Tiflis Vilayeti’nin Borçalı Sancağı’na bağlı Darvaz Köyü’nde dünyaya geldi.

Ailesi, Kafkasya’nın en önemli Türk topluluklarından biri olan Karapapak/Terekeme Türklerindendi.

Sivas’ın Ulaş ilçesindeki Acıyurt Köyü, Mihrali Bey Konağı ve hakkında anlatılan destanlar sayesinde “Yularsız Arslan” Mihrali Bey’in hatırası yaşamaya devam ediyor.



Sivas’ın Ulaş ilçesi Acıyurt Köyündeki Mihrali Bey Konağı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sivas Tarihinde İz Bırakan Kahraman: Mihrali Bey - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 31 May 2026 19:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivas-tarihinde-iz-birakan-kahraman-mihrali-bey-223027-20260531.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivas-tarihinde-iz-birakan-kahraman-mihrali-bey-223027-20260531.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivas-tarihinde-iz-birakan-kahraman-mihrali-bey-223027-20260531.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Halfelik Mezarlığı’nın Bilinmeyen Tarihi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-halfelik-mezarliginin-bilinmeyen-tarihi-394187.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-halfelik-mezarliginin-bilinmeyen-tarihi-394187.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın en eski mezarlıklarından biri olarak bilinen Halfelik Mezarlığı’nın kesin olarak hangi tarihte oluşturulduğuna dair net bir belge bulunmuyor. Ancak tarihçiler ve araştırmacılar, mezarlığın kökeninin 1400 yılına kadar uzandığını ve Timur’un Sivas kuşatmasının ardından ortaya çıktığını belirtiyor.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  Sivas’ın geçmişine ışık tutan en önemli tarihi alanlardan biri olan Halfelik Mezarlığı, yüzyıllardır şehrin hafızasında yaşayan manevi ve kültürel miraslardan biri olarak dikkat çekiyor.

Kökeni Timur’un 1400 yılındaki Sivas kuşatmasına kadar uzandığı rivayet edilen mezarlık, yalnızca bir defin alanı değil; aynı zamanda Anadolu tarihinin en acı olaylarından birinin sessiz tanığı olarak görülüyor.

Şehrin merkezine yakın konumda bulunan Halfelik Mezarlığı, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Sivas’ın en önemli mezarlık alanlarından biri oldu. İçerisinde çok sayıda tarihi mezar taşı, Osmanlıca kitabe, ulema kabri ve şehir eşrafına ait mezarlar bulunan alan, Sivas’ın geçmişini günümüze taşıyan önemli kültürel miraslardan biri olarak kabul ediliyor.

İsmini “Halfelerden” Aldığı Rivayet Ediliyor

Halfelik Mezarlığı’nın ismiyle ilgili halk arasında en çok anlatılan rivayet, Timur’un Sivas kuşatmasına dayanıyor.

1400 yılında Timur’un ordusu Sivas’ı kuşattığında şehir büyük bir direniş gösterdi. O dönemde Sivas, Anadolu’nun en önemli ilim merkezlerinden biri olarak biliniyordu. Şehirde çok sayıda medrese bulunuyor, alimler ve öğrenciler eğitim görüyordu.

Rivayete göre kuşatma sırasında hayatını kaybeden medrese öğrencileri ve “halfe” olarak bilinen medrese yardımcıları bu bölgeye defnedildi. Mezarlığın isminin de buradan geldiği ifade ediliyor.

Halk arasında anlatılanlara göre:


	medrese talebeleri,
	halfeler,
	alimler,
	dini eğitim alan gençler


Timur istilası sırasında büyük kayıplar verdi.

Yüzyıllardır anlatılan bu rivayet nedeniyle mezarlık “Halfelik Mezarlığı” adıyla anılmaya başladı.

 

Osmanlı Döneminde Şehrin En Önemli Mezarlıklarından Biri Oldu

Halfelik Mezarlığı yalnızca Timur dönemiyle değil, Osmanlı dönemiyle de özdeşleşmiş önemli alanlardan biri olarak dikkat çekiyor.

Yüzyıllar boyunca:


	alimler,
	kadılar,
	medrese hocaları,
	şehir eşrafı,
	devlet görevlileri


bu mezarlığa defnedildi.

Mezarlıkta bulunan bazı tarihi mezar taşları Osmanlı taş işçiliğinin önemli örnekleri arasında gösteriliyor. Özellikle kitabelerde kullanılan Osmanlıca yazılar, dönemin sanat anlayışını ve mezar kültürünü yansıtıyor.

Bazı mezar taşlarında:


	sarıklı başlıklar,
	fes figürleri,
	çiçek motifleri,
	dini semboller


yer alıyor.

Bu özellikler mezarlığı yalnızca dini değil; aynı zamanda tarihi ve sanatsal açıdan da önemli hâle getiriyor.

Şehrin Manevi Hafızası Olarak Görülüyor

Sivas halkı için Halfelik Mezarlığı yalnızca bir mezarlık değil; geçmişle bağ kurulan önemli manevi alanlardan biri olarak kabul ediliyor.

Özellikle eski Sivaslılar arasında:


	Timur istilası,
	medrese halfeleri,
	şehit düşen alimler,
	eski ulema,
	tarihi şahsiyetler


ile ilgili anlatımlar kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam ediyor.

Vatandaşlar yıllardır burada:


	dua ediyor,
	kabir ziyareti yapıyor,
	geçmiş büyüklerini anıyor.


Mezarlığın sessiz atmosferi, eski taş tarihi mezarlar ziyaretçilere adeta geçmişin izlerini hissettiriyor.

İstimlâk Sonrası Nakledilen Mezarlar da Buraya Getirildi

Cumhuriyet döneminde Sivas’ta gerçekleştirilen şehircilik çalışmaları sırasında bazı tarihi yapıların hazirelerinde bulunan mezarlar da Halfelik Mezarlığı’na taşındı.

Özellikle İstasyon Caddesi’nin açılması sırasında yıkılan Hacı İzzet Paşa Camii’nin haziresindeki bazı mezarların Halfelik Mezarlığı’na nakledildiği belirtiliyor.

Bu nedenle mezarlık, yalnızca belirli bir dönemin değil; Sivas’ın farklı dönemlerine ait tarihi şahsiyetlerin de bulunduğu önemli bir alan hâline geldi.

Modern Şehrin İçerisinde Tarihi Bir Sessizlik

Bugün modern şehir yapısının ortasında kalan Halfelik Mezarlığı, geçmişin izlerini sessizce yaşatmaya devam ediyor.

Yoğun şehir hayatının arasında bulunan mezarlık:


	tarihi mezar taşları,
	eski servi ağaçları,
	manevi atmosferi,
	yüzlerce yıllık geçmişi


ile dikkat çekiyor.

Tarih araştırmacıları ve kültür meraklıları tarafından Sivas’ın en önemli tarihi alanlarından biri olarak gösterilen mezarlık, şehrin hafızasını taşıyan yaşayan kültürel miraslardan biri olarak kabul ediliyor.

Anadolu Tarihinin Sessiz Tanığı

Halfelik Mezarlığı, yalnızca Sivas’ın değil; Anadolu tarihinin yaşadığı büyük savaşların, kuşatmaların ve acı olayların da sessiz tanıkları arasında yer alıyor.

Timur istilasının bıraktığı izleri taşıdığına inanılan bu tarihi alan, yüzyıllardır Sivas halkının hafızasında yaşamaya devam ederken; şehrin kültürel, tarihi ve manevi kimliğinin en önemli parçalarından biri olmayı sürdürüyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Halfelik Mezarlığı’nın Bilinmeyen Tarihi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 31 May 2026 10:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/halfelik-mezarliginin-bilinmeyen-tarihi-134444-20260531.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/halfelik-mezarliginin-bilinmeyen-tarihi-134444-20260531.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/halfelik-mezarliginin-bilinmeyen-tarihi-134444-20260531.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Timur’un Sivas İşgali: Anadolu Tarihinin En Büyük Felaketlerinden Biri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-timurun-sivas-isgali-anadolu-tarihinin-en-buyuk-felaketlerinden-biri-394186.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-timurun-sivas-isgali-anadolu-tarihinin-en-buyuk-felaketlerinden-biri-394186.html</link>
                    <description><![CDATA[Timur’un Sivas Kuşatması, Anadolu tarihinin en acı ve en kanlı olaylarından biri olarak hafızalarda yer almaya devam ediyor. 1400 yılında gerçekleşen kuşatma sırasında Sivas günlerce direnmiş, ancak Timur’un dev ordusu karşısında şehir büyük bir felaket yaşamıştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas, tarih boyunca birçok savaş ve işgale tanıklık etti. Ancak şehrin yaşadığı en büyük yıkımlardan biri, 1400 yılında Timur’un gerçekleştirdiği işgal oldu. Timur’un Anadolu seferi sırasında kuşatılan Sivas, günler süren direnişin ardından büyük bir felaket yaşadı. Tarihi kaynaklara göre binlerce insan hayatını kaybederken, şehir uzun yıllar boyunca toparlanamadı.

Timur Anadolu’ya Yöneldi


	yüzyılın sonlarında Orta Asya’da büyük bir güç hâline gelen Emir Timur, kısa sürede dev bir imparatorluk kurdu. İran, Irak, Horasan, Azerbaycan ve çevresindeki birçok bölgeyi hâkimiyeti altına alan Timur, daha sonra Anadolu’ya yöneldi.


O dönemde Osmanlı Devleti hızla büyüyor, Yıldırım Bayezid Anadolu’daki Türk beyliklerini tek çatı altında toplamaya çalışıyordu. Osmanlı’nın güçlenmesi Timur’u rahatsız ederken, Anadolu’daki siyasi karışıklıklar da büyük bir sefer için uygun ortam oluşturdu.

Timur, Anadolu üzerine yürürken karşısındaki en önemli şehirlerden biri Sivas oldu.

Sivas Stratejik Bir Merkezdi

1400’lü yıllarda Sivas, Anadolu’nun en önemli şehirlerinden biri konumundaydı. Şehir:


	İpek Yolu üzerinde bulunuyordu,
	Doğu ile batıyı birbirine bağlıyordu,
	Güçlü surlarla korunuyordu,
	Büyük bir ticaret merkeziydi,
	Askerî açıdan kritik öneme sahipti.


Bu nedenle Sivas’ın ele geçirilmesi, Timur için hem askerî hem de siyasi açıdan büyük önem taşıyordu.

Timur’un Ordusu Sivas Önlerine Geldi

1400 yılında Timur’un dev ordusu Sivas önlerine ulaştı. Şehirde Osmanlı kuvvetleri bulunuyordu. Sivas; Osmanlı askerleri, Eretna kökenli savaşçılar ve şehir halkı tarafından savunulmaya çalışıldı.

Tarihi kaynaklarda Timur’un ordusunun yüz binlerce askerden oluştuğu belirtilirken, Sivas savunmasının bu büyük güç karşısında oldukça zor durumda kaldığı ifade edilmektedir.

Şehir Günlerce Direndi

Sivas Kalesi ve surları uzun süre direniş gösterdi. Şehir halkı teslim olmamak için büyük mücadele verdi.

Kuşatma sırasında Timur’un ordusu:


	mancınıklar,
	ağır kuşatma makineleri,
	ateşli savaş araçları,
	tünel kazma yöntemleri


kullandı.

Günler süren çatışmaların ardından şehir savunması zayıfladı ve Sivas Timur’un eline geçti.

Büyük Katliam Yaşandı

Tarihi kaynaklara göre Timur, şehrin teslim alınmasının ardından büyük bir katliam gerçekleştirdi. Özellikle Osmanlı askerlerine ağır cezalar uygulandığı anlatılır.

Timur,&nbsp;Sivas'ı ele geçirdiğinde şehri savunan askerlere ve halka aman dilemeleri karşılığında dokunmayacağına dair yemin etmiştir. Ancak sözünde durmayarak binlerce sivil, asker ve alimi hendeklere doldurarak veya canlı canlı toprağa gömerek öldürtmüştür. Bu olay o dönemde büyük bir yıkım yaratmıştır.

İşgal sırasında:


	binlerce insan hayatını kaybetti,
	evler ve ticaret merkezleri zarar gördü,
	mahalleler harabeye döndü,
	şehir ekonomisi çöktü,
	tarihi yapılar tahrip edildi.


Sivas, yaşanan bu büyük felaketin ardından uzun yıllar boyunca toparlanmakta zorlandı.

Şehir Yakılıp Yıkıldı

Bazı tarihi kaynaklarda Timur’un şehrin önemli bölümünü yağmalattığı ve yaktırdığı ifade edilmektedir. Özellikle ticaret bölgeleri ve askeri alanlar büyük zarar gördü.

İşgal sonrasında şehir nüfusunda ciddi azalma yaşandığı belirtiliyor. Bir dönem Anadolu’nun en güçlü şehirlerinden biri olan Sivas, Timur istilası sonrasında büyük ölçüde sessizliğe büründü.

Ankara Savaşı’nın Habercisi Oldu

Sivas işgali, Osmanlı Devleti ile Timur arasında yaşanacak büyük savaşın da habercisi oldu.

1402 yılında gerçekleşen Ankara Savaşı’nda Osmanlı Devleti büyük yenilgi aldı. Yıldırım Bayezid Timur’a esir düştü ve Osmanlı Devleti “Fetret Devri” olarak bilinen parçalanma sürecine girdi.

Bu nedenle Sivas’ın işgali, yalnızca şehir tarihi açısından değil; Osmanlı tarihi açısından da büyük kırılmalardan biri olarak kabul edilmektedir.

Halkın Hafızasında Derin İzler Bıraktı

Timur’un Sivas işgali, yüzyıllar boyunca halk arasında anlatılan en acı olaylardan biri oldu. Şehir büyük kayıplar vermesine rağmen ilerleyen yıllarda yeniden toparlanarak Anadolu’nun önemli merkezlerinden biri hâline geldi.

Bugün Sivas’ın köklü tarihi içerisinde Timur işgali, şehrin yaşadığı en büyük felaketlerden biri olarak anılmaya devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Timur’un Sivas İşgali: Anadolu Tarihinin En Büyük Felaketlerinden Biri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 30 May 2026 20:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/timurun-sivas-isgali-anadolu-tarihinin-en-buyuk-felaketlerinden-biri-231810-20260530.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/timurun-sivas-isgali-anadolu-tarihinin-en-buyuk-felaketlerinden-biri-231810-20260530.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/timurun-sivas-isgali-anadolu-tarihinin-en-buyuk-felaketlerinden-biri-231810-20260530.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Geçmişin Ticaret Merkezi, Bugünün Tarihi Oteli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-gecmisin-ticaret-merkezi-bugunun-tarihi-oteli-394185.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-gecmisin-ticaret-merkezi-bugunun-tarihi-oteli-394185.html</link>
                    <description><![CDATA[Behram Paşa Hanı, Sivas’ın Osmanlı döneminden günümüze ulaşan en önemli tarihi ticaret yapıları arasında yer alıyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Osmanlı’dan Günümüze Ayakta Kalan Tarihi Eser: Behram Paşa Hanı

Sivas’ın tarihi dokusunu günümüze taşıyan önemli yapılardan biri olan Behram Paşa Hanı, Osmanlı döneminden kalan en dikkat çekici ticaret yapıları arasında yer alıyor. Geçmişte Anadolu’nun önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Sivas’ta kervanların uğrak noktası olan han, bugün hâlâ şehrin tarihi kimliğini yansıtan önemli eserlerden biri olarak dikkat çekiyor.

Osmanlı Döneminde İnşa Edildi

Tarihi kaynaklara göre Behram Paşa Hanı, Osmanlı döneminde Sivas Valiliği görevinde bulunan Behram Paşa tarafından yaptırıldı. Şehre birçok hayır eseri kazandıran Behram Paşa’nın ismini taşıyan yapı, dönemin ticaret kültürünü yansıtan önemli mimari eserler arasında gösteriliyor.

Hanın inşa edildiği dönemde Sivas, Anadolu’nun doğu ile batı arasındaki en önemli ticaret merkezlerinden biri konumundaydı. İpek Yolu güzergâhında bulunan şehir, tüccarlar için büyük önem taşıyordu. Bu nedenle şehirde çok sayıda han, hamam, çarşı ve kervansaray inşa edildi. Behram Paşa Hanıda bu ticaret yapılarının en önemlileri arasında yer aldı.

Kervanların ve Tüccarların Merkeziydi

Osmanlı döneminde uzak şehirlerden gelen tüccarlar, günler süren yolculukların ardından Sivas’ta konaklıyordu. Behram Paşa Hanı, bu tüccarların güvenli şekilde konaklaması için hizmet veriyordu.

Hanın içerisinde:


	konaklama odaları,
	depolar,
	ahırlar,
	ticaret bölümleri,
	geniş avlu alanları


bulunuyordu.

Kervanlarla gelen tüccarlar burada hem dinleniyor hem de ticari alışverişlerini gerçekleştiriyordu. Hanın avlusunda yük hayvanları barındırılırken, üst katlarda tüccarlar konaklıyordu.

Osmanlı Ticaret Mimarisinin Önemli Örneklerinden Biri

Behram Paşa Hanı, Osmanlı ticaret mimarisinin Anadolu’daki önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Tamamen kesme taş kullanılarak yapılan yapı, kalın duvarları sayesinde yazın serin, kışın ise daha korunaklı bir ortam sunuyordu.

Yüzlerce yıllık geçmişine rağmen ayakta kalmayı başaran yapı, sağlam taş mimarisiyle dikkat çekiyor.

Hanın öne çıkan özellikleri arasında:


	geniş iç avlu,
	kesme taş mimari,
	kemerli geçişler,
	kalın taş duvarlar,
	Osmanlı dönemi han planı,
	ticari kullanım alanları


yer alıyor.

Sivas Ticaretinin Kalbi Oldu

Osmanlı döneminde Sivas, Anadolu’nun en hareketli şehirlerinden biri olarak gösteriliyordu. Şehirde kurulan pazarlar ve ticaret merkezleri sayesinde büyük ekonomik canlılık yaşanıyordu.Behram Paşa Hanıda bu hareketliliğin merkezlerinden&nbsp; biri hâline geldi. Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen tüccarlar burada buluşuyor, alışveriş yapıyor ve mallarını farklı şehirlere ulaştırıyordu.

Han yalnızca bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda sosyal hayatın da önemli buluşma noktalarından biri olarak kullanılıyordu.

Askerî Amaçlarla da Kullanıldı



Tarihi kaynaklarda Behram Paşa Hanı’nın bazı dönemlerde askerî amaçlarla da kullanıldığı belirtilmektedir. Özellikle Osmanlı döneminde ve sonraki yıllarda stratejik konumu nedeniyle yapı zaman zaman askerî konaklama ve geçici kışla işlevi gördü.

Günümüzde Otel Olarak Hizmet Veriyor

Yıllar içerisinde çeşitli restorasyonlardan geçen Behram Paşa Hanı, özgün mimarisini büyük ölçüde koruyarak günümüze kadar ulaştı.

Bugün restore edilerek otel olarak hizmet veren yapı, tarihi dokusu korunarak turizme kazandırıldı. Ziyaretçilere Osmanlı mimarisinin izleri arasında konaklama imkânı sunan han, hem yerli hem yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Sivas’ın kültürel mirası içerisinde önemli yere sahip olan Behram Paşa Hanı, geçmişin izlerini günümüze taşımaya devam eden en değerli eserlerden biri olarak varlığını sürdürüyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Geçmişin Ticaret Merkezi, Bugünün Tarihi Oteli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 30 May 2026 19:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gecmisin-ticaret-merkezi-bugunun-tarihi-oteli-223353-20260530.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gecmisin-ticaret-merkezi-bugunun-tarihi-oteli-223353-20260530.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/gecmisin-ticaret-merkezi-bugunun-tarihi-oteli-223353-20260530.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kadim Şehir Sivas’ın Tarihi Binlerce Yıla Dayanıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-kadim-sehir-sivasin-tarihi-binlerce-yila-dayaniyor-394184.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-kadim-sehir-sivasin-tarihi-binlerce-yila-dayaniyor-394184.html</link>
                    <description><![CDATA[1071 Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’nun kapıları Türklere açılırken, Sivas stratejik konumu nedeniyle büyük önem taşıyan şehirlerden biri oldu. Anadolu’nun doğu ile batı arasındaki geçiş noktalarından biri olan şehir, kısa sürede Türk hakimiyetine girdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas’ın Tarih Boyunca Değişen İsimleri ve Kadim Geçmişi

Anadolu’nun en köklü şehirlerinden biri olan Sivas, yalnızca tarihi eserleriyle değil, binlerce yıllık geçmişi boyunca taşıdığı farklı isimlerle de dikkat çekiyor. Yaklaşık 4 bin yıllık geçmişe sahip olan şehir, tarih boyunca birçok medeniyetin egemenliği altına girerken her dönemde farklı bir kültürel kimlik kazandı.

Sivas’ın Bilinen En Eski Adı: Sebasteia

Tarihî kaynaklara göre Sivas’ın bilinen en eski isimlerinden biri “Sebasteia” oldu. Roma İmparatorluğu döneminde kullanılan bu isim, İmparator Augustus’a verilen “Sebastos” unvanından türedi.

“Sebasteia” kelimesi; “Yüce Şehir”, “Aziz Şehir” veya “Kutsal Şehir” anlamlarında kullanıldı. Roma ve Bizans dönemlerinde şehir uzun yıllar boyunca bu isimle anıldı. Özellikle tarihî kayıtlarda ve eski haritalarda Sivas’ın adı çoğunlukla “Sebasteia” olarak geçmektedir.

Megalopolis İddiaları

Bazı tarihî kaynaklarda Sivas için “Megalopolis” adının da kullanıldığı belirtiliyor. Yunanca kökenli bu isim “Büyük Şehir” anlamına geliyor. Ancak araştırmacılar arasında bu konuda farklı görüşler bulunuyor. Bazı tarihçiler bu ismin doğrudan Sivas’a ait olmadığını savunurken, bazı kaynaklarda bölgeyle ilişkilendirildiği görülüyor.

Türklerle Birlikte “Sivas” Adı Yerleşti

Türklerin Anadolu’ya yerleşmeye başlamasının ardından şehir zamanla “Sivas” adıyla anılmaya başladı. Özellikle Danişmentliler ve Anadolu Selçuklu Devleti döneminde bugünkü ismi yaygın olarak kullanılmaya başlandı.

Araştırmacılar, “Sivas” adının büyük ölçüde “Sebasteia” kelimesinin halk arasında zamanla değişime uğraması sonucu ortaya çıktığını ifade ediyor. Yüzyıllar içerisinde telaffuz farklılıkları nedeniyle Sebasteia → Sivas dönüşümünün gerçekleştiği düşünülüyor.

Hititlerden Osmanlı’ya Uzanan Medeniyetler

Sivas, tarih boyunca Anadolu’nun en önemli yerleşim merkezlerinden biri oldu. Şehir birçok büyük medeniyete ev sahipliği yaptı:


	Hititler
	Frigler
	Kimmerler
	Lidyalılar
	Persler
	Romalılar
	Bizanslılar
	Danişmentliler
	Anadolu Selçuklu Devleti
	İlhanlılar
	Osmanlı Devleti


Her medeniyet şehirde farklı izler bıraktı. Bugün Sivas’ın birçok bölgesinde bu uygarlıklardan kalan tarihî miras hâlâ görülebiliyor.

Selçuklu’nun İlim ve Kültür Merkeziydi

Sivas, özellikle Anadolu Selçuklu döneminde adeta altın çağını yaşadı. Şehir; ilim, kültür, ticaret ve mimari açısından Anadolu’nun en önemli merkezlerinden biri hâline geldi.

Bu dönemde inşa edilen birçok eser günümüze kadar ulaştı. Özellikle:


	Gök Medrese
	Çifte Minareli Medrese
	Buruciye Medresesi
	Şifaiye Medresesi


Sivas’ın tarihî kimliğinin en önemli yapıları arasında yer alıyor.

Selçuklu döneminde şehirde çok sayıda medrese, han, hamam, cami ve darüşşifa inşa edilerek Sivas önemli bir eğitim merkezi hâline getirildi.

&nbsp;

Yıldırım Bayezid Döneminde Osmanlı Topraklarına Katıldı

Osmanlı Devleti’nin Anadolu’da siyasi birliği sağlama çalışmaları sırasında Sivas da Osmanlı hakimiyetine girdi. Şehir, 1398 yılında Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlı topraklarına katıldı.

&nbsp;

Osmanlı Döneminde Eyalet Merkezi Oldu

Osmanlı Devleti döneminde Sivas, Anadolu’nun en büyük eyalet merkezlerinden biri olarak öne çıktı. Ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu sayesinde şehir ekonomik ve askerî açıdan büyük önem kazandı.

Bu dönemde şehirde çok sayıda:


	cami
	medrese
	konak
	hamam
	han


inşa edildi. Osmanlı döneminde Sivas’ın kültürel yapısı daha da güçlendi.

&nbsp;

Cumhuriyet Tarihindeki Yeri

&nbsp;

Sivas, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde tarihî bir rol üstlenen en önemli şehirlerden biri oldu. Milli Mücadele döneminde Anadolu’nun kaderini değiştiren kararların alındığı şehir, bağımsızlık mücadelesinin merkezlerinden biri hâline geldi.

Mustafa Kemal Atatürk, 2 Eylül 1919 tarihinde Sivas’a geldi. Büyük bir heyecanla karşılanan Atatürk ve beraberindeki heyet, kısa süre sonra Türk tarihinin en önemli toplantılarından biri olan Sivas Kongresi’ni gerçekleştirdi.

4 Eylül 1919 tarihinde başlayan Sivas Kongresi, Milli Mücadele’nin dönüm noktalarından biri olarak kabul edildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen delegelerin katıldığı kongrede, vatanın bölünmez bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı konusunda önemli kararlar alındı.

Kongrede:


	Milli cemiyetler tek çatı altında birleştirildi,
	“Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” kuruldu,
	Manda ve himaye fikri kesin olarak reddedildi,
	Milli iradenin esas olduğu vurgulandı.


Alınan bu kararlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine doğrudan yön verdi. Sivas Kongresi sayesinde Milli Mücadele daha güçlü ve organize bir yapıya kavuştu.

Atatürk’ün “Cumhuriyetin temellerini burada attık” sözleriyle önemini vurguladığı Sivas, bu süreçte adeta milli direnişin karargâhı oldu.

Bugün Sivas Kongre Binası, Cumhuriyet tarihinin en önemli simgelerinden biri olarak ziyaret edilmeye devam ediyor. Her yıl binlerce kişi, Türkiye’nin bağımsızlık yolculuğunda kritik rol oynayan bu tarihi mekânı görmek için Sivas’a geliyor.

Sivas, Milli Mücadele’de üstlendiği tarihi görev sayesinde yalnızca Anadolu’nun değil, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin de en önemli şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Kadim Şehir Kimliğini Koruyor

Bugün modern şehir yapısıyla dikkat çeken Sivas, geçmişten gelen tarihî mirasını korumaya devam ediyor. Binlerce yıllık geçmişi, farklı medeniyetlerden kalan eserleri, Selçuklu mimarisi ve Cumhuriyet tarihindeki önemli rolüyle şehir, Anadolu’nun en güçlü kültür merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Geçmişten günümüze uzanan bu köklü tarih, Sivas’ı yalnızca bir Anadolu şehri değil; aynı zamanda medeniyetlerin buluştuğu büyük bir kültür hazinesi hâline getiriyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Kadim Şehir Sivas’ın Tarihi Binlerce Yıla Dayanıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 30 May 2026 15:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kadim-sehir-sivasin-tarihi-binlerce-yila-dayaniyor-192843-20260530.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kadim-sehir-sivasin-tarihi-binlerce-yila-dayaniyor-192843-20260530.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/kadim-sehir-sivasin-tarihi-binlerce-yila-dayaniyor-192843-20260530.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Cumhuriyetin Sivas’a Açılan Kapısı: İstasyon Caddesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-cumhuriyetin-sivasa-acilan-kapisi-istasyon-caddesi-394183.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-cumhuriyetin-sivasa-acilan-kapisi-istasyon-caddesi-394183.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın bugün en bilinen ve en işlek noktalarından biri olan İstasyon Caddesi, yalnızca bir ulaşım yolu değil; Cumhuriyet’in şehircilik anlayışını, modernleşme hamlelerini ve demiryolu vizyonunu yansıtan önemli bir tarihî miras olarak dikkat çekiyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında inşa edilen cadde, Sivas’ın çehresini değiştiren en büyük projelerden biri olarak kabul ediliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 1920’li yılların sonlarında Cumhuriyet yönetimi, Anadolu’nun kalkınması için demiryolu projelerine büyük önem veriyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Demiryolları bir ülkenin medeniyet yoludur” anlayışı doğrultusunda Anadolu’nun birçok şehrinde olduğu gibi Sivas’ta da önemli yatırımlar gerçekleştirildi.

Sivas’ın stratejik konumu nedeniyle şehre demiryolunun ulaşması büyük önem taşıyordu. Tren hattının Sivas’a gelmesiyle birlikte şehir merkezini yeni yapılacak gar binasına bağlayacak modern bir bulvar yapılması gündeme geldi. Böylece bugün “İstasyon Caddesi” olarak bilinen yolun hikâyesi başlamış oldu.

Fikir 1927’de Ortaya Çıktı

İstasyon Caddesi’nin yapım fikri, 1927 yılında dönemin Belediye Başkanı Sığırcıların Hayri Bey tarafından ortaya atıldı. Amaç, Vilayet Meydanı ile tren garını birbirine bağlayan geniş, düzenli ve modern bir cadde oluşturmaktı.



O dönemde Sivas’ın şehir yapısı daha dar sokaklar ve geleneksel mahalle düzeninden oluşuyordu. Bu nedenle planlanan cadde, şehir için oldukça büyük ve cesur bir proje olarak değerlendiriliyordu. Proje aynı zamanda Cumhuriyet döneminin modern şehircilik anlayışının da önemli örneklerinden biri olacaktı.

Yüzlerce Yapı Kamulaştırıldı

Caddeyi açabilmek için güzergâh üzerindeki çok sayıda ev, bahçe, dükkân ve yapı kamulaştırıldı.&nbsp;Tarihî kayıtlarda ve dönemin anlatımlarında yer alan bilgilere göre, cadde güzergâhında bulunan birçok aileye ait evler ve geniş bostanlar ya tamamen ya da kısmen yıkıldı. Şehrin tanınmış ailelerinden Hacı Ali Beylerin, Dabakzadelerin, Hacı Osman Efendilerin, Güvenalların, Reşit Beylerin, Uluocakların, Güzel İsmail’lerin ve Tokuş Ağalarının evleri ile bostanlarının büyük bölümü bu çalışmalar sırasında kamulaştırıldı. O dönem için oldukça zor ve maliyetli olan bu süreçte vatandaşlarla uzun görüşmeler yapıldığı belirtiliyor.&nbsp;İstasyon Caddesi’nin açılması sırasında istimlâk edilen yapılar arasında, dönemin önemli üretim merkezlerinden biri olan “Kuzu” isimli halı atölyesi de bulunuyordu. Günümüzde Büyük Otel civarında yer aldığı belirtilen iki katlı bu atölye, Sivas halılarının dokunduğu önemli mekânlardan biri olarak biliniyordu.

Şehirde yıllarca konuşulan çalışmalar sırasında geniş bir alan açıldı ve Sivas’ın ilk modern bulvarlarından biri oluşturuldu. Yolun iki tarafı dönemin şehircilik anlayışına uygun şekilde planlandı. Geniş kaldırımlar, düzenli ağaçlandırma çalışmaları ve modern yapılaşma ile cadde kısa sürede şehrin en dikkat çekici noktası haline geldi.

İlk Tren Geldiğinde Cadde Hazırdı

Yaklaşık dört yıl süren yoğun çalışmaların ardından İstasyon Caddesi büyük ölçüde tamamlandı. 30 Ağustos 1930 tarihinde ilk trenin Sivas Garı’na ulaşması, şehir tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. O gün Sivas halkı büyük bir coşkuyla trenin gelişini karşıladı.

Trenin gelişiyle birlikte İstasyon Caddesi de şehrin yeni vitrini haline geldi. Gar binasından şehir merkezine uzanan bu geniş bulvar, Cumhuriyet’in modern yüzünü temsil eden önemli yapılardan biri olarak görülmeye başlandı.

Resmî Adı “İnönü Bulvarı”ydı

Cadde, 1931 yılında resmî olarak “İnönü Bulvarı” adıyla hizmete açıldı. Ancak Sivas halkı uzun yıllar boyunca caddeyi “İstasyon Caddesi” olarak adlandırmaya devam etti. Zamanla bu isim halk arasında tamamen benimsendi ve günümüze kadar ulaştı.

İstasyon Caddesi yalnızca ulaşım amacıyla kullanılmadı; sosyal hayatın merkezi haline geldi. Resmî törenler, bayram kutlamaları, yürüyüşler ve şehir etkinlikleri yıllarca bu cadde üzerinde gerçekleştirildi.

Sivas’ın Modernleşme Sembolü Oldu

Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan birçok proje gibi İstasyon Caddesi de yalnızca fiziksel bir yapı değil, aynı zamanda yeni Türkiye’nin modernleşme anlayışının bir sembolüydü. Genişliği, planlı yapısı ve estetik görünümüyle dönemin Anadolu şehirlerinde örnek gösterilen caddeler arasında yer aldı.

Cadde üzerinde zamanla bankalar, oteller, mağazalar, sinemalar ve önemli kamu binaları yükselmeye başladı. Böylece İstasyon Caddesi, Sivas’ın ticaret ve sosyal yaşam merkezine dönüştü.

&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

Geçmişten Günümüze Yaşayan Bir Tarih

Bugün hâlâ Sivas’ın en hareketli noktalarından biri olan İstasyon Caddesi, geçmiş ile bugünü bir arada yaşatmaya devam ediyor. Cumhuriyet döneminin şehircilik ruhunu taşıyan cadde, yıllardır Sivaslıların buluşma noktası olmayı sürdürüyor.

Tarihi boyunca birçok anıya tanıklık eden İstasyon Caddesi, yalnızca bir yol değil; Sivas’ın modernleşme hikâyesinin en önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor. Şehrin hafızasında özel bir yere sahip olan bu cadde, Cumhuriyet’in Sivas’a bıraktığı en önemli eserlerden biri olarak yaşamaya devam ediyor.

&nbsp;

Sığırcıların Hayri beyin hayali olan bu cadde için Hacı İzzet Paşa Camii’de payına düşeni almıştı!

&nbsp;

(Cami Sivas'ta uzun süre Valilik yapan Havi İzzet Paşa tarafından 1860'larda yaptırılmış, 1930 senesindede yıkılmıştır. Havi İzzet Paşa 1893 yılında Edirne'de 73 yaşında vefat etmiştir. Paşanın Cami için yaklaşık 40.000 altın harcadığı söylenir. Cami Kongre binasının yanında bulunan &nbsp;Atatürk heykelin olduğu yerdeydi. Valilikte çalışanlar burda namaz kıldıkları için Camii ye halk arasında Saray Camii denmekteydi )&nbsp;&nbsp;Açılacak olan yolun ( cadde) üzerinde bulunan Hacı İzzet Paşa Camii yıktırılmadan önce haziresindeki mezarlar açıldı. Kemikler ayrı ayrı bez torbalara konulduktan sonra Halifelik mezarlığına, Peyami Safa’nın babası İsmail Safa’nın kemikleri ise bir tabuta konulduktan sonra bando eşliğinde Ali ağa camisinin haziresine götürülerek defnedildi. Tarihi camii yıkıldığında takvim yaprakları 1930 u gösteriyordu.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Cumhuriyetin Sivas’a Açılan Kapısı: İstasyon Caddesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 30 May 2026 13:14:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/cumhuriyetin-sivasa-acilan-kapisi-istasyon-caddesi-171409-20260530.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/cumhuriyetin-sivasa-acilan-kapisi-istasyon-caddesi-171409-20260530.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/cumhuriyetin-sivasa-acilan-kapisi-istasyon-caddesi-171409-20260530.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Anadolu Ahiliğinin Önemli İsmi: Ahi Emir Ahmed Kimdir?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-anadolu-ahiliginin-onemli-ismi-ahi-emir-ahmed-kimdir-394182.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-anadolu-ahiliginin-onemli-ismi-ahi-emir-ahmed-kimdir-394182.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın tarihî ve kültürel kimliğinde önemli bir yere sahip olan Ahi Emir Ahmed, Anadolu Ahilik teşkilatının önde gelen isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Asırlar boyunca hem esnaf teşkilatları üzerindeki etkisi hem de bıraktığı vakıf eserleriyle adından söz ettiren Ahi Emir Ahmed, bugün Sivas’ın en önemli manevi şahsiyetlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tarihî kaynaklara göre Ahi Emir Ahmed, 13. yüzyılın sonları ile 14. yüzyılın başlarında yaşamış, Ahilik geleneğinin Anadolu’daki güçlü temsilcilerinden biri olmuştur. Adı, vakfiyelerde "Ahi Emir Ahmed bin Zeynü'l Hac" olarak geçmektedir. Ahi Emir Ahmed, kurduğu zaviye, mescit ve sosyal yardım kuruluşlarıyla dönemin şehir hayatında önemli bir rol üstlenmiştir.

Ahilik Teşkilatının Önde Gelen İsimlerinden Biriydi

Ahilik, Anadolu’da sadece bir esnaf teşkilatı değil; dürüstlük, yardımlaşma, kardeşlik ve ahlak esaslarına dayanan sosyal bir düzen olarak biliniyordu. Ahi Emir Ahmed de bu anlayışın Sivas’taki en güçlü temsilcilerinden biri olarak öne çıktı.

Araştırmacılara göre Ahi Emir Ahmed, Osmanlı öncesi dönemde Sivas'ta faaliyet gösteren beş büyük ahi zaviyesinden birinin kurucusuydu. Zaviyesi, dönemin ticaret merkezi olan Sivas merkez Tokmakkapı Mahallesinde bulunuyor ve şehirdeki tüccarlar ile esnafların buluşma noktası olarak hizmet veriyordu.

Vakıflarıyla Şehrin Sosyal Hayatına Yön Verdi

1333 tarihli vakfiyesinde Ahi Emir Ahmed’in Sivas’ta zaviye ve mescit yaptırdığı, bu yapıların devamlılığı için Hafik çevresindeki araziler ile şehir merkezindeki dükkânlar, hanlar, hamamlar ve çeşitli ticari işletmeleri vakfettiği belirtilmektedir. Vakıf gelirleri sayesinde yolcular ağırlanıyor, fakirlere yardım ediliyor ve öğrencilerin ihtiyaçları karşılanıyordu. Hatta bazı kaynaklarda misafirlerden hamam ücreti alınmaması özellikle şart koşulmuştur.

Dönemin kayıtlarına göre Ahi Emir Ahmed Zaviyesi, gelir bakımından Darü’r-raha’dan sonra Sivas’ın en zengin vakıfları arasında yer alıyordu. Bu durum, zaviyenin şehir üzerindeki ekonomik ve sosyal etkisini ortaya koymaktadır.

İbn Battuta’nın Misafir Olduğu Şahsiyet

Ünlü Faslı seyyah İbn Battuta’nın 14. yüzyılda Sivas’a geldiğinde "Ahi Bıçakçı Ahmed" olarak bahsettiği kişinin Ahi Emir Ahmed olabileceği yönünde güçlü görüşler bulunmaktadır. Seyyahın anlatımlarında, şehirdeki ahi teşkilatlarının misafirperverliği ve toplum üzerindeki etkisi özellikle vurgulanmaktadır.

Türbesi Günümüze Ulaştı

Ahi Emir Ahmed’in türbesi bugün Sivas merkezde, Arap şeyh caddesi Paşabey Mahallesinde bulunmaktadır. Selçuklu mimarisinin izlerini taşıyan türbe, kare kaide üzerine yükselen sekizgen gövdesi ve piramidal külahıyla dikkat çekmektedir. Yapının kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte, vakfiye kayıtlarından hareketle 14. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı değerlendirilmektedir.

Yıllardır vatandaşlar tarafından ziyaret edilen türbe, Sivas’ın manevi mekânları arasında önemli bir yere sahiptir. Halk arasında Ahi Emir Ahmed’in dualarının kabul olduğuna ve türbenin manevi bir huzur kaynağı olduğuna dair çeşitli inanışlar da yaşamaya devam etmektedir.

Sivas’ın Tarihî Hafızasında Yaşamaya Devam Ediyor

Bugün geriye yalnızca türbesi ve vakıf kayıtları kalmış olsa da Ahi Emir Ahmed’in kurduğu sistem, Anadolu Ahiliğinin Sivas’taki en güçlü örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Dürüst ticaret, yardımlaşma ve toplumsal dayanışma anlayışını temsil eden Ahi Emir Ahmed, Sivas tarihinin unutulmayan şahsiyetleri arasında yer almaktadır.

Asırlar önce kurduğu vakıflarla insanlara hizmet eden Ahi Emir Ahmed’in adı, bugün de Sivas’ın kültürel ve manevi mirasının önemli bir parçası olarak yaşamaya devam ediyor.

&nbsp;

Arap Şeyh Caddesi'nde bulunan Ahi Emir Ahmed Türbesi 14. yüzyılın ilk yarısında (1333) Ahilik teşkilatının kurucularından olan Ahi Emir Ahmed bin Zeyn-el-Hac'ın anısına inşa edilmiştir.



&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Anadolu Ahiliğinin Önemli İsmi: Ahi Emir Ahmed Kimdir? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 30 May 2026 12:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/anadolu-ahiliginin-onemli-ismi-ahi-emir-ahmed-kimdir-155935-20260530.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/anadolu-ahiliginin-onemli-ismi-ahi-emir-ahmed-kimdir-155935-20260530.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/anadolu-ahiliginin-onemli-ismi-ahi-emir-ahmed-kimdir-155935-20260530.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sivas’ın Tarihe Açılan Kapısı: Tarihi Taşhan Çarşısı Zamana Meydan Okuyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-tarihe-acilan-kapisi-tarihi-tashan-carsisi-zamana-meydan-okuyor-394180.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-tarihe-acilan-kapisi-tarihi-tashan-carsisi-zamana-meydan-okuyor-394180.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas şehir merkezinde yer alan ve Osmanlı döneminden günümüze ulaşan Tarihi Taşhan Çarşısı, mimarisi, tarihi atmosferi ve canlı ticaret kültürüyle şehrin en önemli simgeleri arasında yer almaya devam ediyor. Yıllara meydan okuyan tarihi yapı, hem Sivaslı vatandaşların hem de yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası haline gelmiş durumda.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas’ın merkezinde bulunan Tarihi Taşhan, 19. yüzyılın sonlarında dönemin valilerinden Halil Rıfat Paşa tarafından yaptırıldı. Tamamen kesme taş kullanılarak inşa edilen han, Osmanlı ticaret kültürünün Anadolu’daki en güzel örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Geçmişte kervanların konakladığı, tüccarların alışveriş yaptığı ve şehir ticaretinin kalbinin attığı önemli merkezlerden biri olan Taşhan, bugün ise tarihi dokusu korunarak modern yaşamla bütünleşmiş durumda.



İki katlı ve geniş avlulu yapısıyla dikkat çeken Taşhan’ın mimarisinde Selçuklu ve Osmanlı izleri bir arada görülüyor. Hanın avlusunda yer alan tarihi taş havuz ise ziyaretçilerin en çok dikkatini çeken bölümlerin başında geliyor. Özellikle yaz aylarında serin ve huzurlu atmosferiyle vatandaşların dinlenme noktası haline gelen avlu, tarihi taş duvarlarla birleşince adeta geçmişe açılan bir kapı hissi oluşturuyor.

Tarihi Taşhan içerisinde günümüzde ağırlık çay ocakları ve kafeler bulunuyor.

Taşhan’ın taş sütunları, kemerli geçişleri ve revaklı koridorları Osmanlı mimarisinin estetik detaylarını gözler önüne sererken, yapının gece ışıklandırmaları da tarihi güzelliği daha da ön plana çıkarıyor. Restorasyon çalışmalarıyla yeniden canlandırılan yapı, bugün Sivas’ın en önemli kültürel ve turistik merkezlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Vatandaşlar ise Tarihi Taşhan’ın sadece bir alışveriş noktası olmadığını, aynı zamanda şehrin hafızasını taşıyan önemli bir kültür mirası olduğunu ifade ediyor. Özellikle hafta sonları yoğun ziyaretçi ağırlayan tarihi çarşı, fotoğraf tutkunlarının da uğrak mekânları arasında yer alıyor.

Sivas’ın tarihi kimliğini günümüze taşıyan en önemli yapılardan biri olan Tarihi Taşhan Çarşısı, geçmişin ticaret ruhunu yaşatmaya devam ederken şehrin turizmine de büyük katkı sunuyor. Tarihi atmosferi, taş mimarisi ve kültürel zenginliğiyle Taşhan, Sivas’a gelen herkesin mutlaka görmesi gereken özel mekânlar arasında gösteriliyor.

&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sivas’ın Tarihe Açılan Kapısı: Tarihi Taşhan Çarşısı Zamana Meydan Okuyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 30 May 2026 12:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-tarihe-acilan-kapisi-tarihi-tashan-carsisi-zamana-meydan-okuyor-151513-20260530.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-tarihe-acilan-kapisi-tarihi-tashan-carsisi-zamana-meydan-okuyor-151513-20260530.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-tarihe-acilan-kapisi-tarihi-tashan-carsisi-zamana-meydan-okuyor-151513-20260530.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sivas’ın Unutulan Kabristanı: Garipler Mezarlığı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-unutulan-kabristani-garipler-mezarligi-394178.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-unutulan-kabristani-garipler-mezarligi-394178.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas şehir merkezinde bir zamanlar geniş bir alanı kaplayan ve halk arasında “Garipler Mezarlığı” olarak bilinen mezarlık, bugün tamamen ortadan kalkmış olsa da şehir tarihinin en dikkat çekici kabristanlarından biri olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor. Günümüzde sebze hali ve çevresindeki yapıların bulunduğu bölgede yer alan mezarlık, özellikle kimsesiz ve gurbetçi insanların defnedildiği yer olarak biliniyordu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Neden “Garipler Mezarlığı” Deniliyordu?

Eskiden Sivas’a ticaret yapmak, çalışmak veya yolculuk sırasında konaklamak için gelen insanlar hanlarda kalırdı. Gurbette bulunan ve kimsesi olmayan kişiler vefat ettiğinde ise bu mezarlığa defnedilirdi. Bu nedenle halk arasında buraya “Garipler Mezarlığı” adı verilmişti. Anadolu’nun birçok şehrinde benzer isimli mezarlıklar bulunsa da Sivas’taki Garipler Mezarlığı şehir merkezindeki konumuyla dikkat çekiyordu.

Şehrin Tam Ortasındaydı

Garipler Mezarlığı, günümüzdeki eski sebze hali ile Ziya Bey Kütüphanesi’nin bulunduğu geniş alanda yer alıyordu. Mezarlığın şehir merkezinde bulunmasının nedeni de buraya defnedilen kişilerin çoğunlukla hanlarda veya hastanelerde vefat eden gurbetçiler olmasıydı. Şehrin dışındaki mezarlıklara değil, ulaşımın kolay olduğu merkez bölgeye gömülüyorlardı.

Önce Kütüphane Yapıldı

Kaynaklarda yer alan bilgilere göre mezarlığın ilk bölümü 1904 yılında kaldırılarak yerine Ziya Bey Kütüphanesi inşa edildi. Daha sonraki yıllarda mezarlığın büyük kısmı kaldırıldı ve bölge sebze pazarı olarak kullanılmaya başlandı. Uzun yıllar halk arasında burası “Garipler Pazarı” olarak anıldı. Mezarlığın arka kısmında kurulan yoğurt ve ayran satış alanı ise halk arasında “Yoğurt Pazarı” adıyla biliniyordu.

Yerine Hal Binası Yapıldı

1960’lı yıllarda günümüzdeki hal binasının yapılmasıyla birlikte Garipler Mezarlığı tamamen ortadan kaldırıldı. Mezarlıktan geriye herhangi bir mezar taşı ya da fiziki iz kalmadı. Ancak bölge uzun yıllar boyunca halk arasında eski adıyla anılmaya devam etti. Belediye tarafından yapılan hal binasına da “Garipler Hali” adının verilmesi, bu tarihi hafızanın tamamen kaybolmasını engelledi.

Sivas’ın Kaybolan Tarihi Değerlerinden Biri

Sivas’ta geçmişte bulunan Hatunlar Mezarlığı, Kılavuz Mezarlığı, Mütevelliler Mezarlığı ve Şeyhçoban Mezarlığı gibi birçok tarihi kabristan zamanla imar faaliyetleri nedeniyle kaldırıldı. Garipler Mezarlığı da bu kaybolan değerlerden biri olarak şehir tarihindeki yerini aldı. Günümüzde mezarlığın bulunduğu bölgede günlük hayat devam etse de eski Sivas’ı bilenler için Garipler Mezarlığı, şehrin unutulmayan hatıraları arasında yer alıyor

Not: Ünlü şair Peyami Sefa'nın babası ismail Sefa 1901 yılında öldüğünde ilk olarak bu mezarlığa defnedilmistir..
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sivas’ın Unutulan Kabristanı: Garipler Mezarlığı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 29 May 2026 15:58:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-unutulan-kabristani-garipler-mezarligi-190625-20260529.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-unutulan-kabristani-garipler-mezarligi-190625-20260529.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-unutulan-kabristani-garipler-mezarligi-190625-20260529.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sivas’ın Kayıp Mirası: Surp Asdvadzadzin Kilisesi ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-kayip-mirasi-surp-asdvadzadzin-kilisesi-394176.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-kayip-mirasi-surp-asdvadzadzin-kilisesi-394176.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas merkezdeki en büyük Ermeni ibadethanesi olan Surp Asdvadzadzin (Meryem Ana) Kilisesi, 1840’larda inşa edilmiş ancak 1952’de dinamitlenerek yıktırılmıştır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas kent merkezinde, günümüzde Sirer Caddesi olarak bilinen bölgede bulunan Surp Asdvadzadzin (Meryem Ana) Kilisesi, şehrin çok kültürlü geçmişinin en önemli simgelerinden biriydi. Uzun yıllar boyunca Sivas'taki Ermeni cemaatinin ana ibadethanesi olarak hizmet veren tarihi yapı, 1952 yılında tamamen yıkılarak ortadan kaldırıldı.

Döneminin en görkemli yapılarından biri olarak gösterilen Surp Asdvadzadzin Kilisesi, sadece bir ibadet merkezi değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel hayatın da önemli bir parçasıydı. Şehir merkezindeki konumuyla dikkat çeken yapı, yüksek duvarları, taş işçiliği ve etkileyici mimarisiyle Sivas siluetinde önemli bir yer tutuyordu. Tarihi kaynaklara göre kilise, Sirer Caddesi çevresinde, eski Ermeni mahallesinin bulunduğu bölgede yer alıyordu. Uzun yıllar ayakta kalan yapı, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında kullanılmamaya başladı. 1952 yılında alınan karar doğrultusunda tamamen yıkılan kiliseden günümüze herhangi bir kalıntı ulaşmadı.

Bir zamanlar Sivas'ın en büyük Ermeni kiliselerinden biri olan Surp Asdvadzadzin Kilisesi'nin bulunduğu alan bugün modern şehir dokusu içerisinde yer alırken, yapıdan geriye yalnızca eski fotoğraflar, arşiv belgeleri ve şehir tarihine ilişkin araştırmalar kaldı. Tarih araştırmacıları, Surp Asdvadzadzin Kilisesi'nin Sivas'ın çok kültürlü geçmişini yansıtan önemli eserlerden biri olduğunu belirtirken, yapının kent hafızasında özel bir yere sahip olduğunu ifade ediyor. Bugün ayakta olmasa da Surp Asdvadzadzin Kilisesi, Sivas'ın tarihî ve kültürel mirasının unutulmayan yapıları arasında gösterilmeye devam ediyor.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sivas’ın Kayıp Mirası: Surp Asdvadzadzin Kilisesi  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 29 May 2026 11:52:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-kayip-mirasi-surp-asdvadzadzin-kilisesi-150535-20260529.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-kayip-mirasi-surp-asdvadzadzin-kilisesi-150535-20260529.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-kayip-mirasi-surp-asdvadzadzin-kilisesi-150535-20260529.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tarihi İpek Yolu’nun Sessiz Tanığı: Alacahan Kervansarayı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-tarihi-ipek-yolunun-sessiz-tanigi-alacahan-kervansarayi-394174.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-tarihi-ipek-yolunun-sessiz-tanigi-alacahan-kervansarayi-394174.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Alacahan köyünde bulunan Alacahan Kervansarayı, tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan önemli yapılardan biri olarak dikkat çekiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Selçuklu mimarisinin izlerini taşıyan tarihi han, üstü tamamen kapalı yapısıyla “kışlık han” özelliği gösteriyor. Yolcuların ve kervanların zorlu kış şartlarında güvenle konaklaması amacıyla inşa edilen yapı, dönemin ticaret hayatında önemli bir rol üstlenmişti. Özellikle siyah ve beyaz taş işçiliğiyle dikkat çeken Alacahan Kervansarayı, mimari estetiğiyle görenleri hayran bırakıyor. Taşların oluşturduğu simetrik görünüm, yapıya hem ihtişam hem de tarihi bir karakter kazandırıyor.

Asırlar boyunca tüccarlara, yolculara ve kervanlara ev sahipliği yapan han, bugün de Anadolu’nun köklü geçmişini yansıtan önemli kültürel miraslar arasında gösteriliyor. Tarihi İpek Yolu’nun sessiz tanıklarından biri olan Alacahan Kervansarayı, Sivas’ın kültürel ve tarihi değerleri arasında özel bir yere sahip olmaya devam ediyor.

Alacahan Kervansarayı hakkında farklı görüşler bulunsa da, birçok kaynak yapının Anadolu Selçuklu döneminde inşa edildiğini belirtmektedir. Yaygın kabul gören bilgilere göre kervansarayın, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad döneminde, yaklaşık 12. yüzyıl sonları ile 13. yüzyıl başlarında yaptırıldığı ifade edilmektedir. Kervansarayın en dikkat çeken özelliği ise siyah ve beyaz taşlarla yapılan almaşık duvar mimarisi. Bu nedenle yapı halk arasında “Alacahan” adıyla anılıyor. Ayrıca tamamen kapalı planıyla “kışlık han” özelliği taşıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Tarihi İpek Yolu’nun Sessiz Tanığı: Alacahan Kervansarayı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 May 2026 20:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/tarihi-ipek-yolunun-sessiz-tanigi-alacahan-kervansarayi-235707-20260528.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/tarihi-ipek-yolunun-sessiz-tanigi-alacahan-kervansarayi-235707-20260528.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/tarihi-ipek-yolunun-sessiz-tanigi-alacahan-kervansarayi-235707-20260528.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İran’dan Sivas’a Uzanan Acı Yolculuk]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-irandan-sivasa-uzanan-aci-yolculuk-394172.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-irandan-sivasa-uzanan-aci-yolculuk-394172.html</link>
                    <description><![CDATA[Osmanlı tarihinin en dramatik olaylarından biri olarak gösterilen bu acı hikâye, bugün Sivas Yukarı Tekke’de bulunan Abdulvahabi Gazi Camii içerisindeki Melik-i Acem Türbesi’nde sessizce yaşamaya devam ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan'ın oğlu Şehzade Bayezid ve üç oğlunun (Orhan, Osman, Abdullah) taht mücadelesi sebebiyle İran'da başlayıp acı bir fermanla sona eren trajik hikâyesi, Sivas'ta asırlardır yaşatılmaktadır.

Sivas’ta Yukarı Tekke Mezarlığında bulunan Abdulvahabi Gazi Camii içerisindeki Melik-i Acem Türbesi’nde medfun olan Şehzade Bayezid, Osmanlı tarihinin en dramatik hayat hikâyelerinden birine sahiptir. 1525 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Şehzade Bayezid, Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan’ın oğludur. Küçük yaşlardan itibaren sancak beyliği görevlerinde bulunan Bayezid; Karaman, Kütahya ve Amasya’da görev yaptı. Tahtın güçlü adaylarından biri olarak görülen şehzade, ağabeyi Şehzade Selim ile giriştiği taht mücadelesi sonucu Osmanlı tarihinin en acı sonlarından biriyle karşılaştı.

Annesi Hürrem Sultan’ın vefatının ardından saraydaki gücünü kaybetmeye başlayan Bayezid, zamanla taraftar toplamaya başladı. Kanuni Sultan Süleyman’ın Selim’i desteklemesi üzerine iki kardeş arasında büyük bir mücadele başladı. 1559 yılında Konya yakınlarında gerçekleşen savaşta yenilen Bayezid, oğullarıyla birlikte İran’a sığınmak zorunda kaldı. İran Şahı Tahmasb tarafından büyük törenlerle karşılanan Şehzade Bayezid’in kaderi ise değişmedi.

Osmanlı Devleti ile yapılan anlaşma sonrası Bayezid ve oğulları 25 Eylül 1561 tarihinde Kazvin’de boğularak öldürüldü. Şehzade Bayezid ve oğullarının cenazeleri daha sonra Sivas’a getirilerek bugün Abdulvahabi Gazi Camii içerisinde bulunan Melik-i Acem Türbesi’ne defnedildi. Yüzyıllardır Sivas’ta sessizce yatan bu Osmanlı şehzadesi, şehrin tarihine ışık tutan önemli isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. Sivas’ın tarihi mirasları arasında yer alan Melik-i Acem Türbesi ve Yukarı Tekke bölgesi, hem manevi atmosferi hem de taşıdığı tarihî hikâyelerle ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[İran’dan Sivas’a Uzanan Acı Yolculuk - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 May 2026 19:06:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/irandan-sivasa-uzanan-aci-yolculuk-221833-20260528.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/irandan-sivasa-uzanan-aci-yolculuk-221833-20260528.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/irandan-sivasa-uzanan-aci-yolculuk-221833-20260528.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sünnetçi Sokağı’nda Son Bulan Bir Saray Hayatı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sunnetci-sokaginda-son-bulan-bir-saray-hayati-394170.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sunnetci-sokaginda-son-bulan-bir-saray-hayati-394170.html</link>
                    <description><![CDATA[Osmanlı sarayının son dönemine tanıklık eden isimlerden biri olan Prenses Leyla Gülefşan Açba-Ançabadze, ihtişamlı saray yaşamından Sivas’ın mütevazı sokaklarına uzanan dramatik hayat hikâyesiyle dikkat çekiyor. Sarayda başlayan yaşamı, sürgün yılları ve Sivas’ta geçen hüzünlü son günleriyle Leyla Açba, Osmanlı’nın son dönemine ışık tutan önemli isimlerden biri olarak anılıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kafkasya Aristokrasisine Mensup Bir Aileden Geliyordu

Prenses Leyla Açba-Ançabadze, 10 Ağustos 1898 tarihinde İstanbul’un Horhor semtindeki Açba Köşkü’nde dünyaya geldi. Annesi Abhaz-Gürcü Prensesi Mahşeref Emuhvari idi. Açba ailesi, Kafkasya aristokrasisine mensup köklü bir hanedan olarak biliniyordu.

Küçük yaşlardan itibaren çok iyi bir eğitim alan Leyla Açba, Fransızca ve İngilizce öğrendi. Aynı zamanda musikiyle yakından ilgilendi ve Sultan II. Abdülhamid Han döneminde Harem Bandosu’nda harp çalacak kadar ileri seviyede müzik eğitimi aldı.

Osmanlı Hanedanı ile Akrabaydı

Leyla Açba’nın Osmanlı sarayıyla yakın akrabalık bağları bulunuyordu. Teyzesi Peyveste Hanım ve kuzini Fatma Pesend Hanım, Osmanlı hanedanı içerisindeki önemli isimler arasında yer alıyordu.

Bu yakınlık sayesinde Leyla Açba, 1919 yılında Sultan VI. Mehmet Vahdeddin Han’ın ilk eşi Emine Nazikeda Kadınefendi’nin nedimesi oldu. Uzun yıllar sarayda görev yapan Leyla Açba, Osmanlı Hanedanı’nın 1924 yılında sürgüne gönderilmesine kadar Kadınefendi’ye hizmet etti.

Saraydan Sivas’a Uzanan Yolculuk

Osmanlı Hanedanı’nın sürgüne gönderilmesinin ardından Leyla Açba’nın hayatı tamamen değişti. Saraydaki ihtişamlı yaşam sona ererken, genç prenses İstanbul’dan ayrılarak Sivas’a geldi.

Leyla Açba, Sivas’ta Sünnetçi Sokağı’nda yaşayan halası Hürrem Hanım’ın yanına yerleşti. Sarayın görkemli atmosferinden uzak, mütevazı bir yaşam sürmeye başlayan prenses, burada yaşadığı dönemde hatıralarını kaleme aldı.

Hatıralarını Yazdı

Leyla Açba, Osmanlı saray hayatını içeriden anlatan ilk Osmanlı nedimelerinden biri olarak tarihe geçti. Kaleme aldığı “Bir Çerkes Prensesinin Harem Hatıraları” adlı eser, Osmanlı haremi ve saray yaşamı hakkında önemli kaynaklardan biri kabul ediliyor.

Eserde yalnızca saray yaşamı değil; Osmanlı’nın çöküş dönemi, sürgün yılları ve yaşanan büyük değişimler de anlatılıyor.

Veremden Hayatını Kaybetti

Saraydan uzak geçen zorlu yıllar, Leyla Açba’nın sağlık durumunu da olumsuz etkiledi. Verem hastalığına yakalanan genç prenses, 6 Kasım 1931 tarihinde Sivas’ta, Sünnetçi Sokağı’ndaki evde hayatını kaybetti.

Henüz 33 yaşında yaşamını yitiren Leyla Açba, Osmanlı’nın son dönemine tanıklık eden hüzünlü hayat hikâyesiyle hafızalarda yer etti.

Sanat Dünyasıyla da Bağlantılıydı

Leyla Açba’nın ailesi yalnızca saray çevresiyle değil, sanat dünyasıyla da yakın ilişkiler içerisindeydi. Kuzini olan Prenses Mihri Açba, Türk resim sanatının öncü isimlerinden biri olarak tanındı. Tarihe “Mihri Müşfik Hanım” adıyla geçen sanatçı, Türkiye’nin ilk kadın ressamlarından biri olarak kabul ediliyor.

Sivas’ın Unutulan Hikâyelerinden Biri

Bugün Sivas’ta çok az kişinin bildiği Leyla Açba’nın hikâyesi, şehrin tarihine gizlenmiş dramatik yaşam öykülerinden biri olarak dikkat çekiyor. Saraydan Sünnetçi Sokağı’na uzanan bu hüzünlü hayat.

Leyla Açba&nbsp;vefatı sonrası&nbsp;Sivas Yukarı Tekke Mezarlığı içerisinde&nbsp;definedilmiştir..
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sünnetçi Sokağı’nda Son Bulan Bir Saray Hayatı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 May 2026 17:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sunnetci-sokaginda-son-bulan-bir-saray-hayati-203518-20260528.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sunnetci-sokaginda-son-bulan-bir-saray-hayati-203518-20260528.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sunnetci-sokaginda-son-bulan-bir-saray-hayati-203518-20260528.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Peyami Safa’nın Babası İsmail Safa’nın Sivas’taki Mezarı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-peyami-safanin-babasi-ismail-safanin-sivastaki-mezari-394169.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-peyami-safanin-babasi-ismail-safanin-sivastaki-mezari-394169.html</link>
                    <description><![CDATA[Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Peyami Safa’nın babası İsmail Safa, hayatının son dönemini sürgün olarak gönderildiği Sivas’ta geçirdi. Servet-i Fünun döneminin dikkat çeken şairlerinden biri olan İsmail Safa, 24 Mart 1901 tarihinde Sivas’ta hayatını kaybetti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Özellikle yazdığı “Ey Halk Uyan” ve “Sultan Hamid’e” adlı şiirleri dönemin yönetimi tarafından tepkiyle karşılandı.

Bu gelişmelerin ardından İsmail Safa, 29 Nisan 1900 tarihinde bir anlamda sürgün olarak Sivas’a gönderildi.

Sivas’taki Zorlu Günleri

İsmail Safa’nın Sivas yılları büyük sıkıntılar içerisinde geçti. Zaten verem hastalığıyla mücadele eden şair, sürgün hayatının getirdiği yalnızlık ve maddi sıkıntılar nedeniyle daha da zor günler yaşadı. Aynı dönemde kızları Selma ve Ulya’yı kısa aralıklarla kaybetmesi, onu derinden sarstı.

Şairin acılarını oğulları Selâmi Safa, İlhami Safa ve henüz küçük yaşta olan Peyami Safa ile hafifletmeye çalıştığı ifade ediliyor. Ancak yaşadığı psikolojik yıkım ve sağlık sorunları, onun giderek güçten düşmesine neden oldu.

Sivas’ta Hayatını Kaybetti

İsmail Safa, sürgün hayatının üzerinden çok geçmeden 24 Mart 1901 tarihinde Sivas’ta hayatını kaybetti. Henüz 34 yaşında yaşamını yitiren şair, ilk olarak Sivas’taki Garipler Mezarlığı’na defnedildi. ( şuanki eski halin bulunduğu yer)

Daha sonraki yıllarda mezarı farklı yerlere taşındı. Önce Hacı İzzet Paşa Camii Mezarlığı’na nakledilen naaşı, caminin yıkılmasının ardından Ali Ağa Camii hazresine taşındı. ( Büyük ptt arkası)

Peyami Safa’nın Hayatını Etkiledi

İsmail Safa’nın Sivas’taki sürgün hayatı ve erken ölümü, oğlu Peyami Safa’nın yaşamını derinden etkiledi. Peyami Safa henüz bir buçuk yaşındayken babasını kaybetti ve çocukluk yıllarını büyük maddi sıkıntılar içerisinde geçirdi.

Ünlü yazarın ilerleyen yıllarda eserlerinde sıkça işlediği yalnızlık, korku, hastalık ve psikolojik bunalım temalarının temelinde çocukluk yıllarında yaşadığı bu travmaların bulunduğu ifade ediliyor.

Edebiyat Tarihinde Önemli Bir İsim

Kısa ömrüne rağmen Türk edebiyatında önemli eserler bırakan İsmail Safa, “Şair-i Maderzad” yani “anadan doğma şair” olarak anıldı. Şiirlerinde hem eski hem de yeni edebiyat anlayışını bir araya getiren şair, Servet-i Fünun döneminin dikkat çeken isimleri arasında yer aldı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Peyami Safa’nın Babası İsmail Safa’nın Sivas’taki Mezarı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 May 2026 16:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/peyami-safanin-babasi-ismail-safanin-sivastaki-mezari-200538-20260528.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/peyami-safanin-babasi-ismail-safanin-sivastaki-mezari-200538-20260528.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/peyami-safanin-babasi-ismail-safanin-sivastaki-mezari-200538-20260528.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sivas’ın Unutulmayan Camilerinden: Hacı İzzet Paşa Camii]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-unutulmayan-camilerinden-haci-izzet-pasa-camii-394168.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sivasin-unutulmayan-camilerinden-haci-izzet-pasa-camii-394168.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas’ın önemli tarihi ibadethanelerinden biri olan İzzet Paşa Camii, yalnızca yangın felaketiyle değil, şehirleşme sürecinde yapılan yol genişletme çalışmalarıyla da tarihe karıştı. Bir dönem İstasyon Caddesi’nin en dikkat çeken yapılarından biri olan cami, şehir merkezindeki düzenleme çalışmaları sırasında tamamen ortadan kaldırıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sivas’ın Kayıp Tarihi Eserlerinden Biri: Havi İzzet Paşa Camii

Sivas şehir merkezinde uzun yıllar boyunca şehrin önemli ibadet merkezlerinden biri olan Havi İzzet Paşa Camii, bugün yalnızca eski fotoğraflar ve anlatılarla hatırlanan tarihi yapılar arasında yer alıyor. Bir dönem şimdiki Atatürk Anıtı ve heykelin bulunduğu bölgede yükselen cami, hem mimarisi hem de bulunduğu konum nedeniyle Sivas’ın en dikkat çeken eserlerinden biri olarak gösteriliyordu.

Havi İzzet Paşa Tarafından Yaptırıldı

Tarihi bilgilere göre cami, Havi İzzet Paşa tarafından 1860’lı yıllarda yaptırıldı. Osmanlı döneminin önemli devlet adamlarından biri olan Havi İzzet Paşa’nın yalnızca Sivas’ta değil; Harput, Erzincan ve Edirne’de de camiler yaptırdığı biliniyor.

Dönemin şartlarında büyük maliyetlerle inşa edilen bu eserler için yaklaşık 40 bin altın harcandığı rivayet ediliyor. Bu durum, paşanın dini ve sosyal yapılara verdiği önemi gözler önüne seriyor.

“Saray Camisi” Olarak da Biliniyordu

Cami, o dönem valilik binasına yakın konumda bulunuyordu. Valilikte görev yapan devlet memurları ve yöneticilerin burada namaz kılması nedeniyle halk arasında yapı “Saray Camisi” olarak da anılmaya başlandı.

Kongre Binası’nın hemen yanında yer alan cami, İstasyon Caddesi çevresindeki en önemli tarihi yapılardan biri olarak dikkat çekiyordu. Şehir merkezindeki konumu nedeniyle hem ibadet hem de sosyal buluşma noktası olarak yoğun şekilde kullanılıyordu.

1927 Yılında Yıkıldı

Uzun yıllar Sivas’ın simgelerinden biri olan Havi İzzet Paşa Camii, şehirde yapılan yeni düzenleme ve imar çalışmaları kapsamında 1927 yılında yıkıldı.

Bugün caminin bulunduğu noktada Atatürk Anıtı ve şehir meydanı yer alıyor. Tarihi yapının yıkılmasıyla birlikte Sivas, önemli kültürel miraslarından birini kaybetmiş oldu.

Havi İzzet Paşa 1893’te Vefat Etti

Caminin banisi olan Havi İzzet Paşa, 1893 yılında Edirne’de 73 yaşında hayatını kaybetti. Osmanlı döneminde önemli görevlerde bulunan paşa, yaptırdığı camiler ve hayır eserleriyle adını tarihe yazdırdı.

Bugün her ne kadar cami ayakta olmasa da Havi İzzet Paşa Camii, Sivas’ın şehir hafızasında yaşamaya devam ediyor. Özellikle eski Sivas fotoğraflarında görülen yapı, kentin kaybolan tarihi eserleri arasında önemli bir yere sahip bulunuyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Sivas’ın Unutulmayan Camilerinden: Hacı İzzet Paşa Camii - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 May 2026 16:25:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-unutulmayan-camilerinden-haci-izzet-pasa-camii-193629-20260528.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-unutulmayan-camilerinden-haci-izzet-pasa-camii-193629-20260528.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sivasin-unutulmayan-camilerinden-haci-izzet-pasa-camii-193629-20260528.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Şehrin Sessiz Tanığı: Adına Türküler Yazılan Kale]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sehrin-sessiz-tanigi-adina-turkuler-yazilan-kale-394167.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sehrin-sessiz-tanigi-adina-turkuler-yazilan-kale-394167.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas şehir merkezinde yer alan ve kentin en önemli tarihi yapılarından biri olarak kabul edilen, adına türküler yazılan Kale, yüzyıllardır Anadolu’nun önemli savunma noktalarından biri olma özelliğini taşıyor. Tarihi geçmişi Bizans dönemine kadar uzanan kale, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de stratejik önemini korudu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Şehrin En Eski Yapılarından Biri

Tarihi kaynaklara göre Sivas Kalesi’nin ilk temellerinin Roma veya Bizans döneminde atıldığı tahmin ediliyor. Şehrin yüksek bir noktasına inşa edilen kale, bulunduğu konum sayesinde hem savunma hem de gözetleme amacıyla kullanıldı.

Anadolu’nun önemli ticaret yolları üzerinde yer alan Sivas, tarih boyunca birçok medeniyetin ilgisini çekti. Bu nedenle kale, farklı dönemlerde onarılarak güçlendirildi.

Selçuklular Döneminde Önem Kazandı

Sivas’ın Anadolu Selçuklu Devleti için önemli bir merkez haline gelmesiyle birlikte kale de büyük önem kazandı. Selçuklu sultanları döneminde surların güçlendirildiği ve kalenin askeri merkez olarak kullanıldığı belirtiliyor.

Tarihi kayıtlarda, Sivas Kalesi’nin çevresinde askerî birliklerin konuşlandığı ve şehrin güvenliğinin büyük ölçüde buradan sağlandığı ifade ediliyor.

Osmanlı Döneminde Kullanıldı

Osmanlı döneminde de aktif olarak kullanılan kale, zamanla askeri önemini kaybetse de şehrin simgelerinden biri olmayı sürdürdü. Özellikle çevresindeki yerleşim alanlarıyla birlikte Sivas’ın tarihi dokusunun önemli parçalarından biri haline geldi.

Geçmişte surlarla çevrili olan kalenin bazı bölümleri günümüze kadar ulaşırken, yıllar içerisinde doğal yıpranma ve çeşitli nedenlerle yapının önemli kısmı zarar gördü.

Sivas’ın Tarihi Kimliğinin Simgesi

Bugün Sivas Kalesi, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken tarihi alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Şehrin geçmişine ışık tutan kale, Sivas’ın kültürel mirası arasında önemli bir yere sahip bulunuyor.

Tarihi atmosferi ve şehir manzarasıyla ziyaretçilerin uğrak noktası olan Sivas Kalesi, geçmişten günümüze uzanan tarihiyle kentin hafızasında yaşamaya devam ediyor.

&nbsp;

Sen Sivas'ı Seyret Yar Bende Seni


Çıkalım Kaleye Bir Akşam Üstü
Sen Sivas'ı Seyret Yar Bende Seni
Sanma Deli Gönül Yar Sana Küstü
Sen Sivas'ı Seyret Yar Bende Seni

Yıllardır Hasretim O Gül Yüzüne
Ceylan Bakışına Yeşil Gözüne
Başımı Koyup Da Göğsün Üstüne
Sen Sivas'ı Seyret Yar Bende Seni

Bu Garip Ferhat'ın Kurbanın Olsun
Sensiz Bu Dünyayı Söyle Neylesin
İste Bu Canını Yoluna Sersin
Sen Sivas'ı Seyret Yar Bende Seni
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Şehrin Sessiz Tanığı: Adına Türküler Yazılan Kale - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 May 2026 15:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sehrin-sessiz-tanigi-adina-turkuler-yazilan-kale-185456-20260528.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sehrin-sessiz-tanigi-adina-turkuler-yazilan-kale-185456-20260528.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/sehrin-sessiz-tanigi-adina-turkuler-yazilan-kale-185456-20260528.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Malatya’nın Manevi Değeri Şeyh Muhammed Kırcalı Hazretleri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-malatyanin-manevi-degeri-seyh-muhammed-kircali-hazretleri-394166.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-malatyanin-manevi-degeri-seyh-muhammed-kircali-hazretleri-394166.html</link>
                    <description><![CDATA[Şeyh Muhammed (Mehmet) Kırçalı; Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde manevi hizmetleriyle tanınan bir İslam alimi ve gönül insanıdır. Merhum Şeyh Ali Kara hazretlerinin talebelerinden olup, Malatya ve çevresinde İslam tasavvufuna, insani değerlere hizmet etmiş önemli bir şahsiyet, ALLAH dostu olarak biliniyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Anadolu irfanının sessiz temsilcilerinden Şeyh Muhammed Kırcali Efendi, sade yaşantısı ve tasavvufi derinliğiyle vefatının uzerinden yıllar geçmesine rağmen binlerce insanın gönlünde yaşamaya devam ediyor.

&nbsp;

Anadolu’nun manevi önderleri arasında önemli bir yere sahip olan Şeyh Muhammet Kırcalı, yaşamı boyunca ilmi, irşadı ve tasavvufi kişiliğiyle birçok insanın gönlünde iz bıraktı. Bölgesinde saygıyla anılan Kırcalı Hazretleri, sade yaşamı, insan sevgisi ve dini hizmetleriyle tanınan önemli şahsiyetlerden biri olarak hafızalarda yer aldı.

Tasavvuf ve İlim Yolunda Bir Ömür

Hayatını İslam ilimlerine ve insan yetiştirmeye adayan Şeyh Muhammet Kırcalı, küçük yaşlardan itibaren dini eğitim aldı. Kur’an-ı Kerim, hadis, fıkıh ve tasavvuf alanlarında kendisini geliştiren Kırcalı Hazretleri, ilerleyen yıllarda çevresindeki insanlar için önemli bir manevi rehber haline geldi.

Mütevazı kişiliğiyle bilinen Şeyh Muhammet Kırcalı, özellikle ahlak, dürüstlük, sabır ve kardeşlik konularında yaptığı sohbetlerle dikkat çekti. İnsanları birlik ve beraberliğe davet eden Kırcalı Hazretleri, toplumun manevi değerlerine sahip çıkılması gerektiğini her fırsatta dile getirdi.

Bölgesinde Büyük Saygı Görüyordu

Uzun yıllar boyunca birçok insanın gönlüne dokunan Şeyh Muhammet Kırcalı, sadece dini yönüyle değil, yardımsever kişiliğiyle de tanındı. Maddi manevi desteğe ihtiyaç duyan insanlara yardımcı olmasıyla bilinen Kırcalı Hazretleri, özellikle gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durması için önemli nasihatlerde bulundu.

Onun sohbetlerine katılan vatandaşlar, Şeyh Muhammet Kırcalı’nın insanlara karşı son derece mütevazı, samimi ve yol gösterici bir kişiliğe sahip olduğunu ifade ediyor.

Manevi Mirası Yaşatılıyor

Vefatının ardından da sevenleri tarafından dualarla anılan Şeyh Muhammet Kırcalı’nın bıraktığı manevi miras yaşatılmaya devam ediyor. Onun öğütleri, sohbetleri ve insanlara yaklaşımı bugün hâlâ birçok kişi tarafından örnek gösteriliyor.

Bölgesinde önemli bir manevi değer olarak kabul edilen Şeyh Muhammet Kırcalı, Anadolu’nun gönül erenleri arasında gösterilmeye devam ediyor.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;Kayseri-Ankara yolu üzerindeki türbesi, her gün yüzlerce ziyaretçinin dua kapısı oluyor.&nbsp;

Şeyh Muhammed Kırcali, 1921 yılında Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Derinboğaz mahallesi, Ancarlı köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu ve gençliği, Anadolu’nun yokluk yıllarında geçti. Malatya Sümerbank Fabrikası’nda işçi olarak yıllarca çalıştı ve buradan emekli oldu. fabrika işçisiydi. Ancak tezgâh başındaki mesaisinden arta kalan tüm vaktini ibadet, zikir ve tefekkürle geçirdi. Her fırsatta Malatya Akçadağ ilçesi aşağı örüçkü köyündeki Şeyhi Ali Kara efendiyi ziyaret ederek sohbetlerine katılırdı.

Çevresinde “hem rızkını helalinden kazanan, hem gönlünü Hakk’a bağlayan” biri olarak tanındı. Gösterişsiz bir yaşam süren Muhammet kircali efendi manevi bilgilere ve tasavvufi anlayışa olan derin ilgisi onu bölgenin manevi rehberlerinden biri yaptı. Sohbet halkaları, zikir meclisleri ile yüzlerce insana dokundu. “Önce insan ol, sonra derviş” sözü, sevenlerinin dilinde yaşıyor. 2001 yılında Hakk’a yürüdü. Vasiyeti üzerine, Akçadağ Sultansuyu , Aydınlar köyü, Kayseri-Ankara yolu üzerindeki alana defnedildi.

Vefatından sonra sevenleri buraya bir türbe ve mescit inşa etti. Bugün “yoldan geçen herkesin görebileceği” bir makam haline geldi. Her yıl vefat yıldönümünde Muhammed Kırcali efendi için oğulları tarafından mevlit okutuluyor. Şeyh Muhammed Kırcali efenedi. geride cilt cilt kitap değil; işçi tulumu, zikir tesbihi ve gönüllerde yer eden bir samimiyet ve yüzbinlerce devris bıraktı.

Türbesi bugün hâlâ 7/24 açık. Yolcular için mola, dertliler için dua kapısı. Kısaca: Sümerbank’ta çalışan, zikirle dinlenen, vefatından sonra da binlerce kişiyi aynı kazanda buluşturan bir Anadolu dervişi, Şeyh, Allah dostu. Kabri, Malatya Akçadağ Sultansuyu, Aydınlar köyünde, gönüllerden geçen yolun tam üzerinde duruyor. “Zenginlik malda değil, muhabbettedir” diyen Şeyh Muhammed Kırcali, 1921’de Ancarlı’da başlayan ömrünü 2001’de Sultansuyu’nda noktaladı. Ama sofra hâlâ kurulu, kapı hâlâ açık. Devrişlerinin gözü hala yaşlı...
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Malatya’nın Manevi Değeri Şeyh Muhammed Kırcalı Hazretleri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 May 2026 14:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/malatyanin-manevi-degeri-seyh-muhammed-kircali-hazretleri-174244-20260528.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/malatyanin-manevi-degeri-seyh-muhammed-kircali-hazretleri-174244-20260528.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/malatyanin-manevi-degeri-seyh-muhammed-kircali-hazretleri-174244-20260528.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Başkenti Sivas Olan Devlet; Eretna ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-baskenti-sivas-olan-devlet-eretna-394153.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-baskenti-sivas-olan-devlet-eretna-394153.html</link>
                    <description><![CDATA[Eretna Devleti Nerede ve Ne Zaman Kuruldu? Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılması ve Anadolu’nun Moğollar tarafından işgal edilmesi üzerine kurulan Anadolu beyliklerinden biri olan Eretna Devleti ya da Eretna Beyliği 1335 yılında, Sivas ile Kayseri merkezinde kurulan bir devlettir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 1381 yılına kadar bu bölgede hüküm süren ve devrinin önemli güçlerinden bir tanesi olan Eretna Devleti başkenti ise önce Sivas olarak belirlenmiş daha sonra ise başkent Kayseri’ye nakledilmiştir.

Eretna Devleti Kurucusu

1335 yılında Sivas ve Kayseri civarında kurulan Eretna Devleti’nin kurucusu, beyliğe de ismini veren Eretna Bey’dir. Uygu kökenli olan Eretna Bey, Anadolu’yu işgal etmiş İlhanlılara hizmet eden bir komutanken, Moğollara karşı isyan etmiştir. Bu isyan sırasında beraberine bulunan ordu ile Sivas bölgesine gelen Eretna Bey burada bağımsızlığını ilan etmiş ve Eretna Devleri bu şekilde resmen kurulmuştur.

Eretna Devleti Kısaca Bilgi

Sivas ve Kayseri başta olmak üzere Doğu Anadolu ile Orta Anadolu’nun kuzey ve batısında hüküm süren bir devlet olan Eretna Devleti 1335 yılında Sivas ve Kayseri merkez olmak üzere kurulmuştur. Eretna Bey ya da diğer ismiye Alaeddin Eretna tarafından kurulan bu beylik, onun hükümdarlığı sırasında Ankara, Erzincan, Çoru, Tokat ve Amasya gibi bölgeleri de hakimiyet altına almayı başarmıştır.

Alaeddin Eretna’nın vefatının ardından sırasıyla Gıyaseddin Mehmed ve Cafer Bey dönemlerinde güç kaybeden Eretna Devleti, 1381 yılında henüz 7 yaşındayken tahta geçen II. Mehmed Bey döneminde yıkılmıştır.

Eretna Devleti Özellikleri


	Eretna Devleti ya da Eretna Beyliği 1335 yılında Kayseri ve Sivas merkez olmak üzere kurulmuştur.
	Devletin kurucusu Eretna Bey ya da diğer ismiyle Alaeddin Eretna Bey’dir.
	Önceleri Anadolu’yu işgal eden Moğollar tabi bir komutan olan Eretna Bey, Moğollara karşı isyan etmiş ve bağımsızlığını ilan etmiştir.
	Alaeddin Eretna Bey döneminde devlet geniş sınırlara ulaşmış ve Amasya, Tokat, Ankara, Çorum, Niğde, Aksaray gibi bölgeler Eretna hakimiyeti altına girmiştir.
	Alaeddin Eretna Bey’in ölümü ardından yaşanan iktidar mücadeleleri ile devlet zor duruma düşmüştür.
	1380 yılında II. Mehmed tahta geçmiş ancak Eretna Devleti 1381 yılında yıkılmıştır.


Eretna Devleti’ne Kim Son Verdi?

1381 yılında yıkılan Eretna Devleti, Kadı Burhaneddin tarafından yıkılmıştır. II. Mehmed döneminde naip(vekil) olarak atanan Şebinkarahisar Beyi Kılıç Aslan, vezirlik yapan Kadı Burhaneddin’i merkezden daha uzak bir yere göndermek istemiş ve bu durum ikilinin arasını açmıştır. Bu durum üzerine Kadı Burhaneddin, kendisini tasfiye etmek isteyen Kılıç Aslan’ı öldürmüş, yaşı küçük olan hükümdarı tasfiye ederek Eretna Devleti’ne sona vermiştir. Bu devletin yerine ise 1381 yılında Kadı Burhaneddin Devleti kurulmuştur.

&nbsp;

Kadı Burhâneddin 8 Ocak 1345, Kayseri'de doğmuş&nbsp; - Temmuz 1398, Sivas'ta ölmüştür. Kadı Burhaneddin Türbesi, Sivas şehir merkezinde, kendi adını taşıyan Kadı Burhaneddin Mahallesi'nde (TCDD lojmanları bahçesinde) yer alır. Sivas'ta kurulan Kadı Burhaneddin Devleti'nin kurucusu, devlet adamıdır.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Başkenti Sivas Olan Devlet; Eretna  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 26 May 2026 11:14:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/baskenti-sivas-olan-devlet-eretna-143115-20260526.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/baskenti-sivas-olan-devlet-eretna-143115-20260526.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/baskenti-sivas-olan-devlet-eretna-143115-20260526.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meydan Camii ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-meydan-camii-394152.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-meydan-camii-394152.html</link>
                    <description><![CDATA[Sivas merkezde bulunan Meydan (Hasan Paşa) Camisi Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden Koca Hasan Paşa tarafından 1564 yılında yaptırılmıştır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Aslen Sivaslı olan Hasan Paşa, kurduğu güçlü vakfa, cami etrafına inşa ettirdiği dükkânları, kuyumcular çarşısını, han ve hamamı bu eserin yaşatılması amacıyla bağışlamıştır. Zamanla etrafı dolarak yol seviyesinin altında kalan cami avlusuna, ikisi kuzeyden, biri güneydoğudan olmak üzere üç ayrı merdivenle iniliyor. Bahçe duvarı kesme taştan inşa edilmiş ve üzerine demir parmaklık monte edilmiştir. Caminin kuzeybatı bahçesinde, âlim ve mutasavvıf Şemseddin Sivasî’nin türbesi yer almaktadır. Kuzeyden avluya girişi sağlayan kemerli kapının üzerindeki kitabede, kapı ile parmaklık duvarlarının 1925’te; asıl ibadet alanına girişi sağlayan kapı üzerinde iki kitabede caminin Hasan Paşa tarafından 1564 yılında yaptırıldığı yazılıdır.

Doğu batı istikametinde dikdörtgen planlı ve beden duvarları kesme taştan inşa edilen cami, son cemaat mahalli, asıl ibadet alanı, minare ve üst örtü olmak üzere dört birimden meydana gelmektedir. Son cemaat mahalli kuzey bahçeye bakan sivri kemerli bir giriş kapısı ve dört büyük açıklıktan oluşmaktadır. Kıble duvarındaki sivri kemerli pencerelerin yanında iki küçük mihrap nişi vardır. Bu birimin üzeri binanın ikinci kademe çatısını oluşturacak şekilde yardımcı bir çatı ile örtülüdür. Asıl ibadet alanı; kesme taşlarla örülü dört büyük fil ayağının enlemesine oluşturduğu beş sahından meydana gelmektedir. Fil ayaklarının üzerine sahn istikametinde ve boyları aşağıdan yukarıya doğru her kademede biraz daha uzayan üç ayrı yatay ahşap destek yerleştirilerek tavanı taşıyan ahşap kirişler bu destekler üzerine oturtulmuştur. Kirişlerin uçları ise kıble ve kuzey duvarlarındaki benzer ahşap destekler üzerine yerleştirilerek sahınlar oluşturulmuştur. Ahşap tavan ve çatıyı bu sistem taşıyor. Giriş kapısının karşısında yer alan mihrap nişi mukarnaslıdır. Onun sağında bulunan mermer minber sade bir görünüme sahiptir. Kıble ve kuzey duvarlarına, tabana oldukça yakın dörder pencere açıldı ve bunlar dikdörtgen şeklindedir. Kıble duvarındaki mevcut pencerelerin üzerine yeni bir sıra halinde açılan diğer dört pencere ise kemerlidir. Doğu ve batı duvarlarının üst kısımlarında ebatları diğer pencerelere göre daha küçük olan kemerli üçer pencere mevcuttur. Kuzeyde kalan iki köşede ise iki ayrı fevkani yer almaktadır. Asıl ibadet alanının kuzeybatı yönünde, kuzey duvarının köşeye yakın kısmına ve yapıya girintili şekilde inşa edilen minare tuğladan yapılmıştır ve tek şerefeli ve basık külahlıdır. Cami çatısı çift meyilli olup üzeri saçla kaplanmıştır.



Devrinin önemli isimlerinden Şemseddin Sivasî, caminin yapıldığı 1564 tarihinden başlamak üzere ölüm yılı olan 1597 yılına kadar burada 33 yıl vaaz ve ilim faaliyetlerini sürdürmüştür. Bir yandan sayısı 24’e ulaşan eserler yazarak ilim dünyasının takdirini, diğer yandan sohbet ve nasihatleriyle de halkının gönlünü kazanmıştır. Sonunda bu cami avlusuna defnedilip mezarının üzerine bir türbe yapılması ayrı bir boyut kazandırmıştır. Böylece önemli bir ibadet yeri olan mekân, aynı zamanda önemli bir ziyaret yeri vasfı da kazandı. Uzun yıllar hizmet vermeye devam eden cami XIX. yüzyıl başlarında Köse Mustafa Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. Yine aynı yüzyılın son çeyreğinde Said İbrahim Paşa buraya bir abdesthane yaptırdı. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aittir...
 ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Meydan Camii  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:51:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/meydan-camii-140547-20260526.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/meydan-camii-140547-20260526.webp"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/meydan-camii-140547-20260526.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bayburt’ta "Kent Vizyon Panelleri Bayburt" paneli düzenlendi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-bayburtta-kent-vizyon-panelleri-bayburt-paneli-duzenlendi-394119.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-bayburtta-kent-vizyon-panelleri-bayburt-paneli-duzenlendi-394119.html</link>
                    <description><![CDATA[Bayburt’ta "Kent Vizyon Panelleri Bayburt" paneli düzenlendi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bayburt’ta, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Erzincan Bölge Müdürlüğünce ’Gençlerin Gözüyle Kent Diplomasisi’ projesi kapsamında "Kent Vizyon Panelleri Bayburt" paneli düzenlendi.Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda iki oturumla gerçekleşen panelde, alanında uzman panelistler tarafından Bayburt’un sürdürülebilir kent markası ele alındı.Panelde selamlama konuşmasını yapan Vali Eldivan, gençlerin öncelikle şehirlerde bu tür platformlarda önemli birer aktör haline gelmeleri ve bu panellerde daha aktif rol almaları gerektiğini belirterek, "Kıymetli konuklarımızın sizlere aktaracakları değerli bilgilerin ışığından en iyi şekilde yararlanacağınızı umuyorum" dedi.’Bayburt ve Kent Diplomasisi’ ve ’Kent Markalaşması Bağlamında Bayburt Müzeleri’ konulu iki oturumda gerçekleşen panele İletişim Başkanlığı Basın ve Yayın Daire Başkanı Doç. Dr. Oğuz Göksu, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Müzeler Daire Başkanı Serkan Gedük, il protokolü ile çok sayıda üniversite öğrencisi katıldı. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Bayburt’ta "Kent Vizyon Panelleri Bayburt" paneli düzenlendi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Oct 2024 06:01:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/01102024090132_2711a0aab020a5dce3cd710fcccfac01.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/01102024090132_2711a0aab020a5dce3cd710fcccfac01.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/01102024090132_2711a0aab020a5dce3cd710fcccfac01.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bayburt’ta  ’Altın Çağ’ tiyatro oyunu sahnelendi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-bayburtta-altin-cag-tiyatro-oyunu-sahnelendi-394117.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-bayburtta-altin-cag-tiyatro-oyunu-sahnelendi-394117.html</link>
                    <description><![CDATA[Bayburt’ta  ’Altın Çağ’ tiyatro oyunu sahnelendi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bayburt’ta "Hayata Köprü Sanat" projesi kapsamında ’Altın Çağ’ tiyatro oyunu sahnelendi.Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı iş birliğine dayanan Türkiye Diyanet Vakfı İstanbul Gönüllü Koordinatörlüğü tarafından yürütülen "Hayata Köprü Sanat" projesi kapsamında düzenlenen ’Altın Çağ’ tiyatro gösterisine katıldı.Kültür Merkezi Tiyatro Salonu’nda gerçekleşen programda Kur’an-ı Kerim tilavetinin okunmasının ardından Kartal Şehit Polis Kemal Tosun Anadolu İmam Hatip Lisesi ile Zeytinburnu Çocuk Evleri Sitesi öğrencileri tarafından sergilenen ’Altın Çağ’ tiyatro gösterisi sahnelendi.Program, Vali Eldivan’ın öğrencilere hediyelerini vermesi ile sona erdi. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Bayburt’ta  ’Altın Çağ’ tiyatro oyunu sahnelendi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Oct 2024 06:01:01 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/01102024090101_b7f5cc2a81662ceb80f4c3d2e1833aa3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/01102024090101_b7f5cc2a81662ceb80f4c3d2e1833aa3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/01102024090101_b7f5cc2a81662ceb80f4c3d2e1833aa3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bitlis Kalesi’nde yapılan kazılarda 500 yıllık su künkleri bulundu
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-bitlis-kalesinde-yapilan-kazilarda-500-yillik-su-kunkleri-bulundu-394114.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-bitlis-kalesinde-yapilan-kazilarda-500-yillik-su-kunkleri-bulundu-394114.html</link>
                    <description><![CDATA[Bitlis Kalesi’nde yapılan kazılarda 500 yıllık su künkleri bulundu
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Ahlat Müze Başkanlığınca yürütülen Bitlis Kalesi kazılarında bu yıl yaklaşık 100 metrelik su künkleri (su borusu) ortaya çıkarıldı.Kalenin saray kısmından uzanarak tarihi Sinan Bey Hamamına giden künklerin yanı sıra alanda sikkeler, lüle taşları, küpler, mimari yapılar, kandiller, seramik parçaları, cam, metal ve kemik objeler de gün yüzüne çıkarıldı. Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Emre Karasu’nun bilimsel danışmanlığında yürütülen kazı çalışmaları; 5 uzman 15 kişilik işçi ekibiyle yapılıyor.İlk olarak Denizli Pamukkale Üniversitesi tarafından 2004 yılında Bitlis Kalesi’nde başlatılan kazı çalışmaları, daha sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi tarafından 2015 yılına kadar yürütüldü. Bitlis Kalesi kazı çalışmalarına bu yıl ise Ahlat Müze Başkanlığı ve Bitlis Eren Üniversitesi bilimsel danışmanlığında tekrar başlatıldı.Kültür ve Turizm İl Müdürü Ali Fuat Eker, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, çalışmaları 5 yılda tamamlamayı planladıklarını söyledi. Eker, “Bitlis Kalesi kazısı 2004 yılından beridir devam etmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ile bu kazılar yapılmaktadır. Bitlis Ahlat Müze Müdürlüğümüzün başkanlığında yürütülüyor. 2023 yılı sonunda Eren Holding’le bir sponsorluk anlaşması yaptık. Bu kazılarımızı hızlandırdı. 5 yıllık olan bu sponsorluk anlaşmasının ilk yılını tamamladık. İlk yılımızda saray bölgesindeki kazılardan başladık. Günlük yaşama dair çeşitli objeler bulundu. Sikkeler bulundu. Bu yıl ki bulgular arasında en önemlisi biri künk sistemi dediğimiz dönemin su tesisatını ortaya çıkardık. Kaleye temiz su nereden geldi diye çeşitli rivayetler vardı ama bunu bilimsel olarak kanıtlamamız adına önemli bir çalışma oldu. Kalenin kuzey kısmından, Duav kaynağından su kemerleri ile getirilen temiz su kale duvarlarından getirilen bu tesisatlarla hem buradaki saray kısmına yakın olan sarnıca hem de Sinan Bey Hamamının yanında bulunan sarnıca temiz su aktarılmış ve kalenin su ihtiyacı böyle giderilmiştir. Bunu da bu yıl ki kazılarımızla kanıtlamış olduk. Künk sisteminin tarihi ile ilgili bir yorumda bulunulmak istenirse, Sinan Bey Hamamı’nın yapımı 1530-1540 yıllarında olduğu için bu künk sisteminin de bu tarihte yapıldığı düşünülmektedir. Kaledeki kazı çalışmalarımızı 20 kişilik bir ekiple devam ettirdik. Önümüzdeki 3-4 yıl içerisinde kazılarımızı bitirip, bakanlığımızın da destekleriyle yavaş yavaş ortaya çıkan yapıları restore ettikten sonra kaleyi ziyaretçilere açmayı düşünüyoruz” diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Bitlis Kalesi’nde yapılan kazılarda 500 yıllık su künkleri bulundu
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Oct 2024 06:00:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Muş’ta “2. Kitap Günleri” başladı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-musta-2-kitap-gunleri-basladi-394051.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-musta-2-kitap-gunleri-basladi-394051.html</link>
                    <description><![CDATA[Muş’ta “2. Kitap Günleri” başladı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Muş’ta ‘Okutan şehir okuyan nesil’ mottosuyla düzenlenen 2. Kitap Günleri başladı.Muş Valiliği ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen "2. Kitap Günleri" kitapseverleri buluşturdu. 7 gün boyunca MAUN kampüsünde ziyaretçilerini ağırlayacak olan etkinlik, birçok yazarın katılacağı söyleşilere de ev sahipliği yapacak. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından stantları ziyaret eden öğrencilere ise hediye çeki verildi.Etkinliğin açılışında konuşan Muş Vali Vekili Mustafa Batuhan Alpboğa, geçen yıl ilkini yaptıkları programın ikincisini düzenlediklerini ifade ederek, “2. Kitap Günleri etkinliği yapmanın mutluluğu ve sevinci içerisindeyiz. Önümüzdeki zamanlarda da üçüncüsünü, dördüncüsünü, beşincisini, böyle devamını getirerek bu programın geleneksel hale gelmesi bizim en büyük temennilerimizden birisidir. Bu vesileyle katılımcıların hepsine teşekkür ediyorum. Öncelikli olarak bu yıl Zeliha hocamıza teşekkür etmek istiyorum. Kendisi öncelikle bizlere geldi. Kitap günleri programını yapmak istediklerini söylediler. Daha sonra sayın rektörümüzle beraber birlikte bir organizasyon içinde programın başlangıcını yaptık. Valiliğimiz ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz, yine Milli Eğitim Müdürlüğümüz vasıtasıyla programı icra etme aşamasına geldik. Bu güzel programla bir araya gelmemizden dolayı mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda da programın devam edeceğini temenni ediyoruz” dedi.Muş’ta yaklaşık 4 bin 500 üniversite öğrencisinin Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında barındığını söyleyen Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Arif Taşdemir ise, “Burada her faaliyeti desteklediğimiz gibi kitap okumanın önemi ehemmiyetine binaen gençlik merkezimizde kitap okuma halkalarını düzenliyor ve zaman zaman okuryazar buluşmasıyla çocuklarımızı, gençlerimizi kitap okumaya teşvik ediyoruz. Bugün burada da birbirinden değerli yazarlarımız ve okurlarla beraber inşallah bir hafta sürecek bu kitap fuarında gençler kitap okumayı sevecek. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak 500 tane hediye çekimizi gençlerimize verdik. Burada yazarlarımızın kitaplarını almak suretiyle kitaplarını imzalayacaklar. İnşallah yazarlarımız kitapseverlerle buluşacaklardır. Kitap stantlarımızı boş bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.Konuşmaların ardından protokol üyeleri stantları gezerek, yazarlarla sohbet etti. Etkinliğe Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Karlı, İl Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, akademisyenler, yazarlar, öğrenciler ve kitapseverler katıldı. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Muş’ta “2. Kitap Günleri” başladı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 18:00:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024210028_9c7353179b63128a3426c2bde0c18bcc.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024210028_9c7353179b63128a3426c2bde0c18bcc.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024210028_9c7353179b63128a3426c2bde0c18bcc.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kazmayı bu sefer ateş savaşçıları vurdu
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-kazmayi-bu-sefer-ates-savascilari-vurdu-394034.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-kazmayi-bu-sefer-ates-savascilari-vurdu-394034.html</link>
                    <description><![CDATA[Kazmayı bu sefer ateş savaşçıları vurdu
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Düzce Belediyesi İtfaiyesi personeli, Düzce’nin ve bölgenin en önemli tarihi ve kültürel miraslarından biri olan Konuralp Antik Tiyatrosu kazılarına katılarak destek verdi.Düzce Belediyesi birimlerinin hafta sonları dönüşümlü olarak katıldığı kazı çalışmalarına bu kez İtfaiye Müdürlüğü destek verdi. İtfaiyesi personelleri, bölgenin tarihi mirasını koruma ve gün yüzüne çıkarma çalışmalarına katkı sunmak amacıyla Konuralp Antik Kenti kazılarına katıldı. İtfaiye ekibi ile birlikte, Başkan Yardımcısı Burak Coşkun da antik tiyatronun giriş kısmında devam eden kazı çalışmalarında yardımcı oldu.Kazı alanına ziyaretDüzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü de hafta sonu gerçekleştirdiği saha ziyaretinde kazı alanını gezerek, çalışmaların geldiği son durumu yerinde gördü. Antik Tiyatro’nun üst bölümünde ziyaretçiler için düzenlenen ahşap yürüyüş alanı ve teras ile oturma alanlarını inceleyen Başkan Özlü, karşılaştığı gezi grubu ile sohbet etti. Ardından kazı çalışmalarının yürütüldüğü bölüme geçen Özlü, ekiplere ‘kolay gelsin’ dileklerini ileterek, “Çok harika olacak. Kazılar bittiği zaman insanlar bakınca muhteşem bir eser görecek. İnsanların geldiğine değecek ve iyi ki gelmişim diyecek” ifadelerini kullandı.İtfaiye personellerinin özveri ile katkı sunduğu kazı çalışmalarının yılsonuna kadar tamamlanması ve ardından tarihi bölgenin restore edilmesi planlanıyor. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Kazmayı bu sefer ateş savaşçıları vurdu
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 16:02:01 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024190201_19d6e393705bbb46398ff194bc5e619c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024190201_19d6e393705bbb46398ff194bc5e619c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024190201_19d6e393705bbb46398ff194bc5e619c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Manisa Kitap Fuarı ünlü yazarlarla final yaptı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-manisa-kitap-fuari-unlu-yazarlarla-final-yapti-393961.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-manisa-kitap-fuari-unlu-yazarlarla-final-yapti-393961.html</link>
                    <description><![CDATA[Manisa Kitap Fuarı ünlü yazarlarla final yaptı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bu yıl 7’ncisi düzenlenen Manisa Kitap Fuarı, birçok ünlü yazarı Manisalılarla buluşturdu. Fuarın ilk gününden son gününe kadar yoğun ilgi gösteren okurlar, birbirinden değerli yazarlarla da buluşma fırsatı yakaladı. Fuarın son gününde yazarlar Ahmet Ümit ve Emrah Safa Gürkan okurlarıyla bir araya gelerek kitaplarını imzaladılar.Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 7’ncisi düzenlenen Manisa Kitap Fuarı, birçok ünlü yazarı okurlarıyla buluşturdu. Yediden yetmişe her kesime hitap eden fuar, ünlü yazarların eşliğinde büyük ilgi gördü. Bu kapsamda fuarın son gününde Polisiye roman türünde eserler yazan Ahmet Ümit ile tarihçi, yazar akademisyen ve içerik üreticisi Emrah Safa Gürkan, okurları için eserlerini imzalayarak fotoğraf çektirdi.“Hizmetin yanında kültürde götürelim”Kitap fuarında okurları tarafından yoğun bir ilgiyle karşılandığını ifade eden Yazar Ahmet Ümit, “Manisa Büyükşehir Belediyesini Kitap Fuarı’nı devam ettirdikleri için kutluyorum. Eskiden çok cansız bir kitap fuarı yapılıyordu, bu yıl çok güzel ve çok canlı. Burada olağanüstü bir ilgiyle karşılandım. Sıcak havaya rağmen Manisalı okurlarım çok güzel katkıda bulundular. Belediyelerin görevi su ve hizmet götürmek ama aynı zamanda kültür de götürmeleri gerekiyor. Bu anlamda kitap fuarları çok kıymetli. Bu kitap fuarlarını sürdürüp daha geniş bir şekilde her yıl yapalım. Bu nedenle de Manisa Büyükşehir Belediyesini kutluyorum” dedi.Ahmet Ümit’e sürpriz doğum günüİmza töreninde okurlarıyla buluşan ünlü yazar Ahmet Ümit’e doğum günü pastası getirildi. Yapılan sürpriz karşısında oldukça mutlu olan Ahmet Ümit, okurlarına teşekkür etti. 64 yaşına giren ünlü yazar, gösterilen ilgi karşısında mutluluğunu dile getirdi. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Manisa Kitap Fuarı ünlü yazarlarla final yaptı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 14:02:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024170207_b354b639144f3bd84a8db1d62ad35919.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024170207_b354b639144f3bd84a8db1d62ad35919.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024170207_b354b639144f3bd84a8db1d62ad35919.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bursa’nın kozasından Yeşilçam’ın artistleri çıktı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-bursanin-kozasindan-yesilcamin-artistleri-cikti-393953.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-bursanin-kozasindan-yesilcamin-artistleri-cikti-393953.html</link>
                    <description><![CDATA[Bursa’nın kozasından Yeşilçam’ın artistleri çıktı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bursa’da sanatçı Belgin Ersavaş’ın “Nostalji” isimli sergisi Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyarete açıldı.Bursa’da Yeşilçam aktör ve aktrislerinin hafızalardan silinmeyecek fotoğrafları, Bursa’nın incisi koza ile birleşti. Sanatçı Belgin Ersavaş’ın ipek böceği kozası kullanarak  ünlü isimlerin fotoğraflarını süslediği eserleri gören sanatseverler hayranlıkla izledi. Tayyare Kültür Merkezi’nde 5 Ekim’e kadar sürecek sergi ziyaretçilerini ağırlayacak.“Hayalimi gerçekleştirdim”Sergiyi açmanın en büyük hayallerinden olduğunu ifade eden Belgin Ersavaş, “Çok mutluyum, hayalim olan bir şeyi gerçekleştirmiş oldum. Bursa’nın incisi olan ipek böceği kozasını farklı bir bakış açısıyla anlatmak istedim. Aynı zamanda cumhuriyet kadını olarak kadınların neler yapabileceğini göstermek istedim. İpek böceğini farklı bir şekilde Yeşilçam ile bütünleştirerek kadın başlıklar adı altında sunmaya çalıştım” şeklinde konuştu.“Eserleri gördüğümde anlamlı buldum”Eserleri gördüğü ilk andan bu yana hayranlığını gizleyemediğini kaydeden Mestanlı ve Yöresi Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mestaniye Efe, “Belgin’i çocukluğundan beri tanırım. Bir süre ayrılığımız oldu. Bir gün karşılaştığımızda ‘yaptıklarımı görmeni istiyorum abla’ dedi. Gördüğümde çok beğendim ve çok anlamlı buldum. Yeşilçam sanatçılarını gündeme getirmek ve bunu yaparken Bursa’nın incisi kozayı işlemesi çok hoşuma gitti. Ben de en az Belgin kadar heyecanlı ve mutluyum” dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Bursa’nın kozasından Yeşilçam’ın artistleri çıktı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 14:00:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Atakum Belediyesi ’1. Fındık Festivali’ne yoğun ilgi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-atakum-belediyesi-1-findik-festivaline-yogun-ilgi-393936.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-atakum-belediyesi-1-findik-festivaline-yogun-ilgi-393936.html</link>
                    <description><![CDATA[Atakum Belediyesi ’1. Fındık Festivali’ne yoğun ilgi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Samsun’un Atakum Belediyesi tarafından düzenlenen ’1. Fındık Festivali’ne, 7’den 70’e her yaştan vatandaş ilgi gösterdi. Atakum ilçesinde bulunan Özören Mahallesi’nin doğal güzellikleri arasında gerçekleştirilen festival halk konserlerinden, çocuklara yönelik atölyelere ve kadın el emeği pazarına kadar zengin içeriğiyle büyük beğeni topladı.Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel öncülüğünde, üretimi ve üreticiyi destekleme çalışmaları kapsamında düzenlenen Atakum Belediyesi 1. Fındık Festivali, Özören Mahallesi’nde gerçekleştirildi. ‘Birlikte üretiyoruz, birlikte yönetiyoruz’ sloganıyla düzenlenen festival programı halk oyunları, kemençe gösterileri, yerel sanatçılardan konserler, davul-zurnalarla otçu yürüyüşü, aşıklar atışması, kadın el emeği pazarı, yöresel tatlar sergisi ve çocuklara yönelik atölyeleriyle 7’den 70’e her yaştan vatandaşı buluşturdu. Özeren, Karakavuk, Kabadüz, Elmaçukuru, Fındıklı, Yeşiltepe, Kurugökçe, Erikli, Aksu, Akalan, Şenyurt ve Kasnakçımermer Mahallelerinin katkılarıyla gerçekleştirilen organizasyona yoğun katılım oldu.Sanat şöleniAtakum Belediyesi, festival programına katılmak isteyen vatandaşlar için ücretsiz servis hizmeti sundu. Özören Mahalle Meydanı’nda renkli anlar yaşatan organizasyonda, çok sayıda yerel sanatçı sahne aldı. Usta sanatçıların şarkılarına alkışlarla eşlik eden vatandaşlar, aşıklar atışmasını ilgiyle izlediler. Karadeniz ezgileriyle horon tepen festival katılımcıları, fındık sezonu yorgunluğunu doyasıya eğlenerek attılar.El emeği ürünler sergilendiDavul-zurnalarla otçu yürüyüşü hareketli anlar yaşatırken, mefruşattan süs eşyasına kadar geniş yelpazede el emeği ürünlerinin sergilendiği ‘Kadın El Emeği Pazarı’, vatandaşların uğrak noktası oldu. Hamaratlı kadınların hazırladığı ürünler katılımcıların büyük beğenisini toplarken, Türkiye’nin farklı illerinden lezzetlerin tanıtıldığı Yerel Tatlar Sergisi zengin menüsüyle, ziyaretçilerinden tam not aldı. Festival programında, yetişkinler kadar çocuklara yönelik etkinlikler de yoğun ilgi gördü. Minikler, yaş düzeylerine ve ilgilerine uygun aktivitelerin yer aldığı atölyelerde eğlenceli anlar yaşadılar.Emekçinin emeği tarlada kalmasınAtakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, festival katılımcıları ile bir araya gelerek bol bol sohbet etti. Vatandaşlarla horon tepen Başkan Türkel, çocukların atölye çalışmalarını da ziyaret etti. Yüz boyama etkinliğinde miniklerin eğlenceli anlarına ortak olan Türkel, ardından vatandaşlarla fotoğraf çektirdi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel programda yaptığı konuşmada, Atakum Belediyesi olarak üretimi ve üreticiyi destekleyecek etkinliklere her zaman öncülük edeceklerini belirterek “Atakum’un güzide mahallerinden, Karadeniz’in en güzel doğal yerlerinden biri olan Özören’de düzenlediğimiz 1. Fındık Festivali’ne hepiniz hoş geldiniz. Fındık Festivali’mizde oynarken, horon teperken fındığın da değerinin gerçek değerde olmasını arzu ediyoruz. Devlet yöneticilerinden fındık emekçisinin emeğinin yerde kalmamasını ve haklarını maksimum düzeyde savunmalarını rica ediyoruz. Emekçinin emeği, alın teri tarlada kalmasın. Emeğe dönüşsün ve bu festivaller gerçekten doya doya, coşkuyla kutlansın" dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Atakum Belediyesi ’1. Fındık Festivali’ne yoğun ilgi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 13:32:56 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024163256_abbdf147412098dddfc287a48278833a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024163256_abbdf147412098dddfc287a48278833a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024163256_abbdf147412098dddfc287a48278833a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Taksim’de yazar Mehmet Doğan’ın ’Kültür mücadelesi’ konuşuldu
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-taksimde-yazar-mehmet-doganin-kultur-mucadelesi-konusuldu-393921.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-taksimde-yazar-mehmet-doganin-kultur-mucadelesi-konusuldu-393921.html</link>
                    <description><![CDATA[Taksim’de yazar Mehmet Doğan’ın ’Kültür mücadelesi’ konuşuldu
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye Yazarlar Birliği kurucusu Mehmet Doğan, Taksim Kitabevi’nde düzenlenen bir programla yad edildi. Programda, Doğan’ın hayatı ve kültürel mücadelesi anlatıldı.Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı tarafından “Bir Kültür Alpereni Mehmet Doğan” başlıklı program Taksim Kitabevi’nde gerçekleştirildi. Yaklaşık 2 saat süren programda Başkan Mahmut Bıyıklı, Doğan’ın hayatını ve kültürel mücadelesini anlattı. İzleyicilerden gelen soruların cevaplandırılmasının ardından program sona ererken, başta Mehmet Doğan olmak üzere kültür ve medeniyete hizmet eden bütün öncü şahsiyetler için dua edildi.“Anadolu’yu İslamlaştıran ve bize vatan kılan bütün kültürel değerlere sahip çıkmıştır”Geçen ay hayatını kaybeden Doğan’ın 77 yıllık ömrünün bir anlamda vatan, memleket ve kültür nöbetiyle geçtiğini belirten TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, “Ağustos ayında göçünü toplayan Doğan’ın yetmiş yedi yıllık bereketli hayatına baktığımızda, her daim bir nöbet bilinciyle yaşadığını görürüz. Ömrünü, elde kalan mirasın küçük parçalarını muhafaza etmeye ve bu topraklara ait değerleri iç ve dış saldırılara karşı müdafaa etmeye adamış; Anadolu’yu İslamlaştıran ve bize vatan kılan bütün kültürel değerlere sahip çıkmıştır. Atalarımızdan kalan bütün güzelliklerin yok sayılmakla kalmayıp, barbarca tahrip edilmesine isyan etmiştir. Yazdığı her eser, öncülük ettiği her çalışma, ülkesine olan bir vefa borcunun ve mesuliyet duygusunun sonucudur. Mehmet Doğan, Ahmet Yesevi Hazretlerinin günümüzdeki alperenlerindendir. Doğan’a, Kültür Alperen’i dememiz boşuna değildir. Muhterem Sadettin Ökten hocamız Alperen kavramına muhteşem bir mana yüklemektedir. Ökten’e göre ‘Alperen, Anadolu topraklarında hayatını İslam medeniyetini kurmaya adamış adamdır. Anadolu toprağında İslam medeniyetini filizlendiren kişidir’. Çağımızda bu tanıma uygun bir hayat yaşayan müstesna şahsiyetlerdendir Doğan” dedi.“Mehmet Doğan’ın bir idealin peşinden koştuğunu iyi biliyoruz”Doğan’ın Anadolu irfanını yaşayan Müslüman bir Türk ailesinin evladı olduğunu söyleyen Mahmut Bıyıklı,  “Annesi korkusuz yiğitler büyüten Anadolu’nun kahraman kadınlarından biridir. Annesini askere gönderirken verdiği bir tavsiyesi Doğan’ın adeta geleceğinin tamamına tesir etmiştir. Safiye Hanım, evladına vatani görevini hakkıyla yapmayı hatta fazladan gönüllü nöbet tutmasını tembihlemiştir. Gerçekten de hayırlı bir evlat olan Mehmet Doğan, anne sözü dinleyerek arkadaşlarının yerine de gönüllü nöbetler tutmuştur. Ve bu nöbet şuuru son nefesine kadar devam etmiştir. Türkiye Yazarlar Birliği de Doğan’ın nöbet yerlerinden birisidir. O, bu muhkem kalede kendi nöbetini sağlam bir şekilde tuttuğu gibi vazife hissine bigane kalan aydınların yerine de nöbet tutmuştur. Mehmet Doğan’ın bir medeniyet perspektifiyle hareket ettiğini, bir idealin peşinden koştuğunu iyi biliyoruz. Onu milletimizin bağrına basması daha çok bu yönüyledir. Her türlü bölücülüğe karşı olan Doğan’ın birlik olunarak rahmete ulaşılacağına dair inancı tamdır. Nasıl ki medeniyetimizin temeli birlikse, Doğan da birliği hayatının merkezine koyan, hayata farklı pencerelerden bakan yazarları bir araya getirmeyi amaç edinen ve nihayetinde birleştirmeyi başaran toplayıcı bir şahsiyettir. Vahdet ahlakına sahiptir. Sağ sol gibi farklı kutuplara savrulan toplumu toparlamak için önce aydınların toplanması gerektiğini görür. Özellikle sağ kesimin bütün seslerini cem ederek müthiş bir ahenk oluşturmayı başarır” ifadelerini kullandı.“Bugün kültür cephemizde gelenekselleşen köklü çalışmalarda onun emeği ve alın teri vardır”Doğan’ın, genç sayılacak yaştayken bile öncü bir bakışa, büyük bir vizyona sahip olduğunu dile getiren Bıyıklı, “Eserleriyle zihin inşasında bulunduğu gibi, kurup büyüttüğü TYB ile ihya faaliyetlerinde bulunmuştur. Cumhuriyet döneminde sistemin imha ettiği tüm değerleri yeniden ayağa kaldırmakla meşgul olmuştur. Kurucusu olduğu ve tüm yükünü omuzladığı Türkiye Yazarlar Birliği vesilesiyle devletin ihmal ettiği kültürel sorumlulukları kendine görev edinip nitelikli ve derinlikli çalışmalara imza atmıştır. Bugün kültür cephemizde gelenekselleşen köklü çalışmalarda onun emeği ve alın teri vardır. Bütün zorluklara rağmen sarsılmaz inanç ve eksilmez azmi sayesinde, adeta kültür devrimi yapmıştır. Efsaneleşen Batılılaşma İhaneti hemen hemen bütün kurumsal ve şahsi kütüphanelerde olan Büyük Türkçe Sözlük ve onlarca kitabı gibi TYB de onun amel defterini açık tutacak eserlerinden biridir. Geride bütün öncüler gibi kalıcı izler bırakmıştır. Yeni nesiller onun izini sürerek yollarını ve yönlerini bulacak menzile ulaşacaklardır. Vefalı yol arkadaşları TYB başta olmak üzere bütün emanetlerine sadakatle sahip çıkacak onu unutmayacak ve unutturmayacaktır. Aziz ruhu şad olsun” diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Taksim’de yazar Mehmet Doğan’ın ’Kültür mücadelesi’ konuşuldu
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 13:06:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024160657_85bb3db4a3a694734511a691bd5bd35e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024160657_85bb3db4a3a694734511a691bd5bd35e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024160657_85bb3db4a3a694734511a691bd5bd35e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bursa Terzi Kumaşçı ve Konfeksiyoncular Odası 73. yılını kutladı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-bursa-terzi-kumasci-ve-konfeksiyoncular-odasi-73-yilini-kutladi-393893.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-bursa-terzi-kumasci-ve-konfeksiyoncular-odasi-73-yilini-kutladi-393893.html</link>
                    <description><![CDATA[Bursa Terzi Kumaşçı ve Konfeksiyoncular Odası 73. yılını kutladı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bursa Terzi Kumaşçı Konfeksiyon İmalat ve Satıcıları Esnaf ve Sanatkarlar Odası kuruluşunun 73. yıl dönümünü Türkiye’nin birçok noktasından katılan oda başkanları ile birlikte kutladı.Bursa Terzi Kumaşçı Konfeksiyon İmalat ve Satıcıları Esnaf ve Sanatkarlar Odası kuruluşunun 73. yılına özel organizasyon düzenledi. Türkiye’nin dört bir yanından esnaf odaları başkanlarının katılımıyla Bursa’nın tarihi ve turistik noktalarına gezi düzenlendi. Gezi programının ardından bir otelde bir araya gelen başkanlar, düzenledikleri toplantıda sektörün sorunlarını ele aldı. Toplantının ardından konuklar Bursa Terzi Kumaşçı Konfeksiyon İmalat ve Satıcıları Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın 73. kuruluş yıl dönümü anısına akşam yemeği ve gala gecesi ile program sonlandı.Türkiye’nin birçok noktasından oda başkanı Bursa’ya geldiProgram öncesi açıklamalarda bulunan Bursa Terzi Kumaşçı ve Konfeksiyoncular Odası Başkanı Naci Camfener, "Odamızın kuruluş tarihi 1952 ve bugün tam 73 yıl oldu. Biz de yönetim kurulundaki arkadaşlarımızla birlikte hazırladığımız organizasyonla Türkiye’nin dört bir yanından gelen oda başkanlarımızla güzel bir Bursa turu yaptık. 1993 yılından itibaren yönetim kurulundaki arkadaşlarımızla odamızın misyonu, vizyonunu daha da ileriye taşımak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Üyelerimizle irtibatlarımız son derece güzel. Yönetim kurulumuz, personelimizle odamızı sevgi ve saygı çerçevesi içerisinde bu günlere kadar getirdik. Ben ve benden sonraki gelecek kişilerle odamızın daha iyiye gitmesini dilerim" dedi."Halkımızdan kumaş alarak kıyafetlerini terzilerde diktirmelerini istiyoruz"Vatandaşlara çağrıda bulunan İstanbul Tuhafiye Manifaturacı ve Hazır Giyim Esnaf Odası Başkanı Tahir Özer ise, "Bursa Terzi Kumaşçı ve Konfeksiyoncular Odası’nın kuruluş yıl dönümü nedeniyle buradayım. Hem arkadaşlarımızla birlikte olmak hem de sorunlarımızı tartışmak için bir araya geldik. Bu güzel günün Bursa halkına ve esnafına örnek ve hayırlı olmasını dilerim. Bizler genç, yaşlı, kadın, erkek ayırmaksızın vatandaşların kumaş alarak kıyafetlerini terzilerde diktirmelerini istiyoruz. Bu hem terzi esnafının bütçesine katkı sağlayacaktır hem de tasarruf yapılarak kendi bütçelerine katkı sağlayacaktır. Bu ekonominin çarkı gibidir. Halkımızdan bunu bekliyorum" şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Bursa Terzi Kumaşçı ve Konfeksiyoncular Odası 73. yılını kutladı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 13:01:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024160142_c8d2389755f897c675e00bb59da14b87.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024160142_c8d2389755f897c675e00bb59da14b87.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024160142_c8d2389755f897c675e00bb59da14b87.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Şehir Tiyatroları 10 Ekim’de perde açacak
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-sehir-tiyatrolari-10-ekimde-perde-acacak-393847.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-sehir-tiyatrolari-10-ekimde-perde-acacak-393847.html</link>
                    <description><![CDATA[Şehir Tiyatroları 10 Ekim’de perde açacak
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları yeni sezonda tiyatroseverlerin karşısına çıkmak için gün sayıyor. 10 Ekim Perşembe günü perdelerini açacak olan Şehir Tiyatroları, ilk olarak 26. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödüllerinde 3 ödüle layık görülen "Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi" ile seyirciyle buluşacak.Yeni sezonda harika oyunları seyirciyle buluşturmaya hazırlanan şehrin tiyatrosu, "Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi", "Savaş ve Barış", "Radyo-u Hümayun", "Vişne Bahçesi", "Kılıçarslan", "Aradığın Seni Arayandır", "Çöp Atlas", "Evvel Zaman İçinde" gibi izlenme rekorları kıran ve hala satışa açıldığı gün biletleri tükenen oyunlarıyla yeni sezona merhaba diyor.Öte yandan, Şehir Tiyatroları üç yeni oyunu daha izleyiciyle buluşturacak. "Üç Jokerli Konken" ve "Mimar Sinan" oyunları tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak. Diğer yandan "Şebo Müzikali" ile çocuklara hayvan sevgisi eğlenceli bir dille anlatılacak. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Şehir Tiyatroları 10 Ekim’de perde açacak
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 12:04:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024150432_149eec1b96dc7f2f4b134222c68b13f2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024150432_149eec1b96dc7f2f4b134222c68b13f2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024150432_149eec1b96dc7f2f4b134222c68b13f2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kursiyerler, 6 haftalık eğitimle özgün eserlerini oluşturdu
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-kursiyerler-6-haftalik-egitimle-ozgun-eserlerini-olusturdu-393798.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-kursiyerler-6-haftalik-egitimle-ozgun-eserlerini-olusturdu-393798.html</link>
                    <description><![CDATA[Kursiyerler, 6 haftalık eğitimle özgün eserlerini oluşturdu
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sakarya’da düzenlenen seramik atölyesi, 6 haftalık eğitim sürecinin ardından tamamlandı.Serdivan Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen Seramik Atölyesi, 6 haftalık eğitim sürecini başarıyla tamamladı. Atölye boyunca katılımcılar, seramik sanatının temel tekniklerini öğrenerek, yeteneklerini geliştirme ve kendi özgün eserlerini oluşturma fırsatı buldu. Eğitim sürecinde öğrenciler serbest çamur şekillendirme ve rölyef kabartma gibi farklı teknikleri deneyimleyerek üretken çalışmalar ortaya koydular.Atölyenin sonunda ise katılımcılar bu teknikleri kullanarak çeşitli objeler hazırladı. Ortaya çıkan eserler, seramik sanatının zengin ifadelerini ve katılımcıların üretkenliğini yansıtan çalışmalar oldu. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[Kursiyerler, 6 haftalık eğitimle özgün eserlerini oluşturdu
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 11:04:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024140408_73ce466b8badc58c35f090f1672dbe15.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024140408_73ce466b8badc58c35f090f1672dbe15.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024140408_73ce466b8badc58c35f090f1672dbe15.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[En güzel nağmeler gezek gecesinde yankılandı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://sivasbulteni.com/haber-en-guzel-nagmeler-gezek-gecesinde-yankilandi-393784.html</guid>
                    <link>https://sivasbulteni.com/haber-en-guzel-nagmeler-gezek-gecesinde-yankilandi-393784.html</link>
                    <description><![CDATA[En güzel nağmeler gezek gecesinde yankılandı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen Bursa Dostluk Gezeği programı ile 650 yıllık ahilik geleneğini yaşatıldı.650 yıl önce dönemin ahilerinin bir ahinin evinde toplanarak meşk etmesiyle başlayan asırlık Gezek Gecesi geleneği, Ördekli Kültür Merkezi’nde saz ve söz üstatlarının eserleriyle tekrar yaşatıldı. ‘Saz Başlayınca Söz Biter-Geleneksel Gezek Gecesi’nde Türk Sanat Müziği’nin unutulmaz eserleri hep bir ağızdan seslendirildi. Bursa Dostluk Gezeği Musiki Derneği sazende ve hanende ustalarının eserleriyle renk kattığı gecede, müzik severler keyifli vakit geçirdi.Serhande Ali Piliçer yönetimde gerçekleştirilen Bursa Dostluk Gezeği programı, gezek duası ve hicaz makamında meydan faslıyla başladı. Gecenin ikinci bölümü solo olarak seslendirilen şarkılar ile devam etti. Solo bölümde, ölüm yıl dönümü olması dolayısıyla Sanat Güneşi Zeki Müren’in eserleri seslendirildi. Programa katılan müzik severler böyle güzel bir gecede bir araya gelmelerini sağlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.Konserin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Sefa Yılmaz,  Serhande Ali Piliçer’e çiçek takdim etti. ]]> </content:encoded><category domain="https://sivasbulteni.com/kultur-sanat-tarih-haberleri">Kültür-Sanat-Tarih</category><dc:creator><![CDATA[En güzel nağmeler gezek gecesinde yankılandı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 11:01:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024140113_c188af749ea28a4b3ac5bf71d35126b3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024140113_c188af749ea28a4b3ac5bf71d35126b3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://sivasbulteni.com/images/haber/30092024140113_c188af749ea28a4b3ac5bf71d35126b3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>